Risale-i NurRumuzat-ı Semaniye

Hâtime

Rumuzat-ı Semaniye · s.207

Kanâatimiz geldi ki ehl-i ilhadın haşr-i cismanîyi resmen inkâr etmek istedikleri hengâmda, iktidar ve ihtiyarımızın haricinde Onuncu Söz yazdırıldı. Şimdi mürur-u zamanla her vakit mütalaası lâzım gelen Onuncu Söz'e bir lâkaytlık gelmekle beraber, haşr-i cismanî yine bir şiddetli taarruza maruz bulunduğunu îma edip bizi ikaz eden şiddetli bir surette inayet-i İlahiye nazar-ı dikkati Onuncu Söz'e bu garib tevafuklarla tekrar celb etti. Bu risalede tevafuka medar olan bu beş, altı, dört, üç rakamlarının her birinin yekûnü on üçte tevafuk etmeleri, Onuncu Söz'ün on üçüncü sahifesine bilhassa nazar-ı dikkati celb ettiriyor. O dört ile beş dokuz, üç ile altı dokuz olmakla yine Dokuzuncu Hakikat'a nazar-ı dikkati celb ettiriyor. Evet on üçüncü sahifedeki "Onuncu Suret" temsil ettiği "Dokuzuncu Hakîkat", Onuncu Söz'ün en kuvvetli, en parlak, en mülzim bürhanlarından olduğundan, ihvanıma bu hakikati ezber edinceye kadar mütalaa etmelerini tavsiye ediyorum. Şu risalenin medar-ı tevafuku olan üç, altı, beş, dört rakamlarının her birinin yekûnü on üç olması, bir sure-i âhiret olan Sure-i Kevser'in sırrına dair Altıncı Remiz'de on beş defa tekerrür eden on üç adedine tevafuk etmesi bir işarettir ki Haşir Risalesi Sure-i Kevser'e tam bakar ve oradan emir alır. Âhirdeki dört, altı, üç, beş şu rakamların tevafuksuz gelmelerinin sebebi, bu rakamlar âhirde her biri on üç olduğunu göstermek için bilmecburiye birer birer kendi mütevafıkıyla değil, belki on üçteki arkadaşlarıyla birleşmeye mecbur oldular. Hem altı ile arkasındaki üç, kitabın hâtimesindeki altmış üç rakamına tevafuk etmek için tevafuktan çıkmışlar. Kitabın başında en evvel dört rakamı dördüncü sahifede geldiği için âhirde en evvel o imza ediyor. Beş öteki arkadaşlarından sonra işe giriştiği için o arkadaşlarından sonra on üç senedini imza ediyor. Bu risalede elif tevafukatı bir kısım risalelerimizde âsârı görünen geniş bir sırdan ileri geldiğine kuvvetli bir delil, İşaratü'l-İ'caz'da acib ve garib tevafukat-ı harfiye ve elifiyesidir. Ve pek zahir bir bürhanı dahi Yirmi Sekizinci Mektub'un İnâyât-ı Seb'a'sında yirmi sekiz elif fâsılasız gelmesi ve o mektubun numara ve isim adedini göstermesi ve iki sahifenin birinci satırı müstesna olup bütün satırları başında elif olarak birbirine muvafık olmasıdır. Nasıl ki risalelerde kelime tevafukatı Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın Lafza-i Celal tevafukatına bir basamaktı ve Lafz-ı Kur'an ve Lafz-ı Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm o sırrın anahtarları oldular. Öyle de İşaratü'l-İ'caz'daki tevafukat-ı harfiye maksud-u bizzat değildi, belki Sure-i ﺍِﻧَّﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎ sırrına bir basamaktı. Şimdi, bu Onuncu Söz'ün tevafukatı dahi, Sure-i ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ sırrına yetişmek için bir basamaktı. Fakat o basamak fikirlerde tam yerleşmediği için o sır da tam açılmadı. Yalnız göründü ve der-akab kapandı. Demek o iki risalenin tevafukat-ı harfiyesine ciddi ehemmiyet, o iki sure-i kudsiyenin sırlarının ehemmiyetinden gelmiştir. Ben de şimdi bu hikmeti anladım. Ve ehemmiyetsiz zannettiğim münasebat-ı tevafukiye ehemmiyetli olabilirler, çünkü gayet mühim sırlara hizmet ederler.