Birinci Kısım
Rumuzat-ı Semaniye · s.204
Matbu Onuncu Söz'ün latîf tevafukat-ı harfiyesindendir ki ekseriyet-i mutlaka ile ya üç elif ki Lafzullah olur. Veya beş altı ile tevafuk ediyor ki Lafz-ı ﻫُﻮَ olur. Hem otuz beşinci sahifede beşinci hakikatte iki beş üç beşte tevafuk ediyor. Hem başta cilt olan iki sahife ile beraber altmış beş oluyor. Yine Lafz-ı ﻫُﻮَ oluyor. Sure-i Kevser'in hurufatı gibi... Hem Sure-i Kevser'in hurufatına tevafuk ediyor, hem en âhirdeki iki beyaz sahifeyi saymak cihetiyle altmış yedi olup baştaki âyetin melfuz altmış yedi hurufuna tevafuk ediyor. Eğer âyette medde sayılmazsa beyaz sahifeye lüzum olmadığı gibi beyaz satırlara da lüzum kalmaz. Tam tamına sahife yirmi iki satır yazılı olmak üzere, âyetin hurufat-ı melfuzasına tevafuk eder. Yalnız on üç satır beyaz dâhil olacak. On üç adet tekrar kendi sırrını gösterdi. Eğer medde Lafzullah'ın meddesinden başka sayılmazsa ve şedde sayılsa tam tamına kitabın âhirdeki altmış üç sahifesine tevafuk ediyor. Eğer şedde ve yedi medde sayılmazsa hemze-i vasl sayılsa, tam tamına altmış üç sahifesine tevafuk ediyor. Hem sahifenin satırları yirmi iki olmak itibarıyla yarısından ziyade yazılı bulunan sahifelerin hakiki ve itibârî satırlarına bu baştaki ismin iki satır ilâvesiyle 1342'de mebde-i telifine ve inkâr-ı haşre emare olan lâdinî siyasetinin ilanı ve Latinî hurufunun resmen kabulü tarihine bir tek fark ve bir ﻕ ile اَلْاٰخِرَةُ ﺣَﻖٌّ makam-ı ebcedîsiyle hattâ şu risalenin sırf hakiki satırlarına başta el yazısı ile yazılan isim ve tenbihe ait yedi satır ilâvesiyle müellifin veladet tarihine tevafuk ediyor. Hem Onuncu Söz'ün latîf tevafukat-ı elifiyesindendir ki beş rakamı risalenin mecmuunda on üç defa olmakla altmış beş olup yine Lafz-ı ﻫُﻮَ teşkil etmekle beraber, bir sure-i âhiret olan Kevser'in hurufatına tevafuk ediyor. Hem risaledeki altı rakamı on üç defa olduğundan bu beş ile altı on üçte tevafuk ediyor. Bu iki mütevafıklar, risaledeki üçlerin onuncu, ikinci, üçüncü suret ve hakikat kelimelerindeki elif sayılmazsa en baştaki iki sahifenin iki üçleri ikişere iner. Yine on üç defa olup o iki mütevafıkla o adette tevafuk ediyor. Bu üç mütevafık, o mezkûr elifler sayılsa dört rakamı da mecmu-u risalede on üç defa olup bu üç mütevafık o dört rakamıyla on üçte yine tevafuk ediyor. Elhasıl: Beşler on üç, altışar yine on üç, üçer yine on üç, dörder on üç. Bu muzaaf tevafukları tesadüfî zannedenler, zannederiz ki insan suretinde kör bir şey olmalı ki kör tesadüfe bu hikmetli işi havale ediyor. Bu mübarek beş ile altı, mukaddes ﻫُﻮَ lafzının harfleridir ve o kudsiyetten aldıkları feyz ile İşaratü'l-İ'caz'da yine hârikulâde vaziyetler gösterdiler. Ve bu risalede beşlerin elifleri altmış beş olmakla Sure-i Kevser'in Besmele ile beraber aded-i hurufuna tevafuk ile Kevser gibi ﻫُﻮَ olur. Altının elifleri yetmiş sekizdir. İki altı tevafuka girmemiş, bir altı on üçüncü sahifede "Onuncu Suret" elifi sayılsa yedi olur. Demek gayr-ı mütevafıkın sukutu ile beraber altı, yediye çıkmakla elifleri altmış yedi olup Sure-i İhlas'ın Besmele ile hurufatına tevafuk ediyor. Aynı Sure-i İhlas gibi Lafzullah'a makam-ı ebcedî cihetiyle tevafuk ediyor. Demek nasıl ki Sure-i İhlas لَٓا ﺍِﻟٰﻪَ اِلَّا ﺍﻟﻠّٰﻪُ der, Lafzullah'ı gösterir. Sure-i İhlas gibi altı cümlesine tevafuk eden altının elifleri لَٓا ﺍِﻟٰﻪَ اِلَّا ﺍﻟﻠّٰﻪُ diye Allah'a işaret eder. Hem nasıl ki Sure-i Kevser لَٓا ﺍِﻟٰﻪَ اِلَّا ﻫُﻮَ der, ﻫُﻮَ yi gösterir. Öyle de beşin elifleri dahi لَٓا ﺍِﻟٰﻪَ اِلَّا ﻫُﻮَ der, ﻫُﻮَ yi gösterir.