Risale-i NurNimet-i İslâm

TERAVİHİN KEMİYYET VE KEYFİYYETİ:

Nimet-i İslâm · s.338

Teravih, - ashabın icmaı ile - yirmi rekâttır. {(1) Teravihte, cemaatin - alel-kifâye - sünnet olması hakkında, müellifin Nebiy aleyhisselâm hazretlerinin, teravihi, sair nevafil gibi, tutmayıp, onda - tedaî yolu ile-cemaat olarak, vitir ile beraber on bir rekât kılmış ve ondan sonra, cemaatle kılmağı terk, ve terk etmekteki özürlerini - onun dahi' ümmete farz olması, havfından ibaret olmak üzere beyan buyurmuş olduklarına dair olan ifadesi, Hazret-i Âyişenin rivayeti ile, Câmîi sahih-i buhârîde mezkûr olmasına mebnidir ki, Hazret-i müşârünileyha, Zât-i Hazret-i Risaletin, ramazanda ve ramazanın gayride, geceleri, on bir rekâttan ziyade kılmadıklarını söylemiştir. Buna göre, teravihin sekiz rekâtı, sünnet, ve on iki rekâtı - Bahirde, mezkûr olduğu üzere müstahab olup, bütününün sünniyyeti, ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﺑِﺴُﻨَّﺘِﻰ ﻭَﺳُﻨَّﺔِ ﺟُﻠَﻔَﺎﺀِ ﺍﻟﺮَّﺍﺷِﺪِﻳﻦَ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِﻯ hadîsiyle sabit olmuş demektir. Halbuki, Hazret-i müşârünileyhanın beyanı, ahvalin ağlebine masruf olup, çünkü Hazret-i Nebiy-iEkremin (aleyhis-salâtü ves selâm) gece namazını - vitirden gayri - on iki rekât kıldıkları dahi, Buhârî sahihinde mezkûrdur ki - vitirle - on beş eder. Zâti humayunu risalet-penahileri, yirmi rekâtı, iki gece kılıp, terkettikleri için, Hazret-i Âyişe onu zikr eylememiştir. Teravih ikide bir, selâm ile yirmi rekâttır. Ve Resûlullah, onu hayatlarında, münferit olarak kıldılar. Hazret-i Ömer zamanına kadar, sahabe hazeratı dahi, öyle yaptılar. Hazret-i Ömer, Ramazan ayında teravih için, iki imam nasb edip, Ubey bin Kaab radiyallahü teâlâ anhü hazretlerini, erkeklere ve İbni ebi Hayseme radiyallahü teâlâ anhü hazretlerini, kadınlara teravih kıldırmak için, tâyin ettiler. Sonra, nisa cemaatini kaldırdılar. Teravihin, yirmi rekât olmasındaki hikmet mükemmile ki, sünnettir, ve mükemmele ki, vitir dahi, dahil olmak üzere feraiza demektir - husulü - müsavattır. Teravih; her ne kadar vitirden evvel kılınmakta ise de, onu mükemmil olabilmek için, bir mâni yoktur. Ve her ne kadar, revatip dahi mükemmil ise de, Ramazanı şerifin, mezîd-i kemaline mebni, onda bu mükemmil, ziyade edilmiş demektir.} Ve mütevares olduğu veçhile, on selâmiledir. Yâni her iki rekâtta selâm verilir. {(2) Demek ki, teravihi dörtte bir selâm ile kılmak, mütevarese muhalif, birbid'attir. Gece nafile hakkında, selâmın sekizinci rekâta kadar, tehirinin cevazı, teravihin gayri olan, nevafile göre olduğu, tasrih olunmuştur.} Selâm vermeyerek, rekâtları, birbirine vasl ile kılıp, sonunda, selâm vermiş olmak suretinde, musâllî her iki rekâtta, kuud eylemiş olur ise, esah olan budur ki. {(3) Bunun mukabili, onun kerahetslzliğine dair olan sözdür ki, meşakkatin ziyadeliğine mebni, onun ekmeliyyeti, beyan olunmuştur. Sünnete ittiba olmadıkça, yalnız meşakkatla, kemal hâsıl olmaz, diye red dahi edilmiştir.} eğer amden vasletmiş ise, mekruh olup {(4) Çünkü, mütevarese muhaliftir. Bununla beraber ki, geceleyin olan, sair tetavvûda sekizde bir selâmdan, ziyadesinin keraheti musarrah olunca, bununki evleviyyettedir.} teravih sahih, ve tamamı yerine kaim olur. Ve eğer iki rekâtta bir, oturmayarak vasleder ve yalnız her dört rekâtta bir, oturursa, o dört rekât, bir selâm menzilesinde kalarak, her kıldığı dördü, iki kılmış olur. Yalnız yirminci rekâtında oturmuş olursa, yalnız iki rekât kılmış olur. Teravih kılmakta, her tervihadan sonra, o miktar oturmak, müstahap olup, son tervîha ile, vitir arasında dahi istihsanen, yine o miktar oturulur. Seleften mütevares olan budur. {(1) Teravihin sonunda, vitirden mukaddem, dua etmek mütevares değildir.} Oturmakta tesbih ve kıraet ve sükût, yahut ayrı ayrı salât arasında, teravih kılanlar, muhayyer bulunur. {(2) Münferiden namazın cevazı, tervîhalardan sonraya, has olup, onun şefa'lardan sonraya şümulü yoktur ki, şefa'lar arasında, namaz kılmak dahi mekruhtur.} Ramazanı şerifte, - ales-sahih - bir kere olmak üzere, Kur'ânı kerimi teravihte, hatm etmek mesnundur. {(3) Ekser fukahanın kavli budur. Bunu, Hazret-i İmamdan Hasan bin Zeyyâd, rivayet etmiştir. Muhaşşî der ki, hatmin, bir keresi sünnet ve iki keresi faziletve üç keresi efdâldir. Mahallesi mescidinin imamı, hatm ile kılmıyorsa, onu bırakıp, başka camiye gitmek vardır.} Her rekâtta, imam on ve daha ziyade, âyet okur. {(4) Çünkü, teravih rekâtlarının sayısı, otuz gecede, altı yüz eder. Âyetlerin adedi dahi, onardan altı bine varır. Ay yirmi dokuz olduğuna göre, altı yüz rekâttan yirmi eksilmekle, beş yüz seksene ve âyât adedi de beş bin sekiz yüze, iner. Ay otuz bile olsa, Kur'ân âyetlerinin mecmuu, 6666 denildiğine göre 666 âyet, hesaptan fazla olmakla, onları da tamamlamak için, onar âyetten ziyade okumak, lâbüddür. Müellif der ki, İmam Ebû Hanîfe hazretleri, ramazanda altmış bir hatmederlerdi: Günde bir hatm, gecede bir hatm, bir de teravih hatmi. Hazret-i müşarünileyh, Kur'ânı kerîmi, Kâbe içinde iki rekâtta hatm etmişler ve kırk sene, yatsı abdestiyle, sabah namazı kılmışlardır. Velâyetlerine, bundan büyük delil olamaz. Çünkü, bunlar kudsî kuvvetsiz olmaz.} Eğer ramazanda hatm ile teravih kılmakta cemaat usanç gösterirse, muhtar olan kavle göre, imam tenfire sebep olmayacak miktarı okur. {(5) Cemaatin tenfîrini müeddi olan şey: Kıraetin uzaması ve tesbih ve teşehhüd ed'îyesidir.} Zara cemaatin çoğaltılması kıraetin uzatılmasından efdâldir. {(6) Yâni, daha çok sevaplıdır. Çünkü, sevap her ferdin salâtı ile, müzdad olur. Cemaatin cahili, âliminden öğrenir. Kâmil olanın bereketi, nakıs olana dahi, âit ve şâmil olur.} Kıraette, fatihadan sonra üç âyetten veya o miktarda olan bir âyetten, yahut iki mütevassıt âyetten daha az okumak vâcibin terkine mebni, {(7) Müellif böyle demekle, kerahetin tahrimiyye olduğunu, ifade eylemiştir.} mekruh olur. Cemaate usancı mucip olsa bile, imam teravihin her teşehhüdünde, salâvatı - şerife okumayı, terk etmez. Çünkü, peygamber üzerine salât bizce, sünneti müekkededir. Bâzı müçtehitlerin kavlince, farzdır ki, onsuz olmaz. {(1) Mevlânâ İmam Şâfiî, o cümledendir. Ve farz olan "allahümme salli alâ Muhammed" denilmektedir. Bu miktarla, iktifa olunabilir.} İmam, teravihte, tez tez okumaktan ve tertîli terk eylemekten (yâni tilâvetin hakkını vermemekten) ve tadili erkânı terkten ve bunlardan başka, teavvüzü terk ve tesmiyeyi terk ve her tervîhadan sonra istirahatı terk gibi haşyeti olmayanların yaptıkları şeylerden, hazer eder. Çünkü, bunlar ayniyle tenbelliktir. Cemaatte melâl olsa da, imam bu bapta onlara - muhtar üzere - iltifat etmez. {(2) Üç evvelkilerin keraheti, tahrimiyye diğerlerinin keraheti tenzîhiyyedir.} Ve kezâ, her şefaın iptidasında, süphanekeyi terk eylemez. {(3) Çünkü, cemaat için, sünnet terk olunmaz. Senayı, münferid ve muktedî dahi, terkeylemez.} Rükû ve sücud tesbihlerini dahi. terk (veya üçten eksik) etmez. Çünkü, rükû ve sücud tesbihleri - bâzılar indinde - farzdır, {(4) Farz deyen: İmamı Âzamin tilmizi, ebû Mûtî belhîdir. Vâcib diyen de olmuştur.} bizce sünneti müekkededir. Salâvatı şerîfeden sonraki duayı (yâni, onun uzuncasını), cemaat melâl ederse okumaz. Büsbütün terk de etmeyip - sünnetin tahsîli için - kısaca okur. Teravih vakti kaçırılırsa, kazâ olunmaz. {(5) Çünkü, teravih, akşam ve yatsı sünnetlerinden daha müekked değildir. Onlar kazâ olunmayınca, teravih dahi, kazâ olunmamak evleviyyettedir.} Ne münferiden ve ne de cemaatle - aslâ - kazâ olunmaz.Eğer kazâ ederse, teravih değil, müstahap nafile, olmuş olur. Yatsı farzında, cemaati terk edenlere, teravihte cemaat olmak yoktur. Çünkü, o farza tâbidir. Teravihi imam ile kılmayan, vitiri imamla kılabilir. Nitekim, teravihi bir imam ile, vitiri diğer bir imamla kılabilir. Muktedî için teravihte oturup ta, imam rükûa giderken, kalkmak mekruh olur. Uyku bastırmasiyle, o halde teravih kılmak dahi mekruhtur. Ve bu kerahetin, teraviha ihtisası olmayıp, hangi namaz olursa olsun, onu uyuyarak kılmakta tehavün (yâni önemsememek) vardır.