TALAKI SÜNNİY VE BID'Î:
Nimet-i İslâm · s.682
Sünniy sünnete ve bıd'î bidate mensuptur. Bu bapta sünnetin mânâsı, itâbı mûcip olmayandır. Sevabı mucip olan demek değildir. Çünkü, talâk aslında ibadet değildir ki, ona sevap terettüp etsin. Eğer nefis, onu bidiyyen tatlike dâî iken; o nefsini menederek, talâkı, vakti sünnete tehir ederse, masiyetten korunma, sevabiyle musap olur. Bid'at: Sünnetin hilafıdır. (Günahı mucip bir masiyet, demektir.) Zevceye, hacet halinde bir talâk îkaı kâfi iken, ziyadesinin iykaı, bid'attir. Talâkta bid'at: Adeden olduğu gibi zamanen dahi, olur. Çünkü, talâk, - haddi zatında - matlup olmadığından, iykaının rağbetin teceddüdü zamanına tehiri, müstahsendir ki, o da; - vatî den - hâlî olan tuhur zamanıdır. Âdetli olmak zamanı, nefret zamanı olduğu gibi - vâtî - den hâlî olmayan, tuhur zamanı dahi, rağbetin sönük olduğu zamandır. Buna binaen, - medhul biha - olan zevceyi, âdet zamanında veya - vatî - edilen, tuhur zamanında tatlik etmek dahi, bid'attir. {(1) Âyeti tarabbustaki (Bakara: 228) âyetindeki kurû' lâfzını hayizler ile tevîli babındaki mütemessikât cümlesinden olan (li-iddetihinne) kavl-i kerîminin tefsirinde, lâm'ın vakit için olmasından, talil için olması, asıl olduğuna binaen, denilmiştir ki, talâk âdette vâki olursa, iddet üç hayzi tecavüz ederek, mümted olmak mahzuru olduğu gibi. vâti vuku bulan, tuhurda vâki olmak suretinde dahi, o muvakaadan ulûk (sevgi ve gönül bağlılığı) hâsıl olmuş bulunmak mahzuru olur ki, bu da, nedameti mucip olabilir. Amma kadın, vatî edilmemiş tahire olarak tatlik edilmiş bulunursa, bu mahzurlar, olmaz. Talâka, bid'at ve sünnet itlâkinin vechi, işte bununla zâhir olmuş olur. Mezkûr, kavl-i kerîmin mânâsı: Kadınları tatlik ederseniz, onları iddetlerinden dolayı yâni, İddetin ihsa edilmesi mümkün olacak şekilde tatlik ediniz, demektir ki, o da, vatî vuku bulmayan, tuhurda, talâkın edilmiş olması ile olur. Çünkü, kadının gebe olmadığı anlaşılarak, şüphesiz üç âdet ile iddet beklemesi lüzumu, taayyün eder. İçinde vatî vuku bulan tuhurda tatlik etmeyin ki, o hinde kadının gebe olup doğurma ile mi yoksa gebe olmayıp âdet ile mi, itidad edeceği malûm olamaz. Ve kezâ âdet halinde dahi, tatlik etmeyin çünkü ne bu hayiz, ne de onu takip eden tuhur, muteber olmamakla, üç hayzi kâmil daha beklemek, lâzım gelerek iddet müddeti uzamış olur, demektir.} Sünniy dahi, mukabil olan, bıd'î gibi ya adet cihetinden veya vakit cihetinden yahut her ikisi yönünden (sünnî) olmak itibariyle, birbirinden mütemeyyiz olmakla, talâkın sünnî ve bid'iye taksiminden şu üç kısım hâsıl olmaktadır: Ahsen talâkı sünnî, hasen talâkı sünnî, talâkı bıd'î. Sünniyyi ahsen: O talâkı rec'îdir ki, {(1) Bir talâkı bainin, sünnî olması - müttefekun aleyh - olmadığından, rec'î kaydi ziyade edilmiştir. Hindiyyede demiştir ki, talâkı bâin, zâhiri rivayette, sün-nî değildir. Muhalâa, âdet halinde dahi olsa sünnîdir. Kuhistânîde, bâinin sünniyyeti, imama göre olup, imameyn, bu bapta muhaliftirler.} medhul biha olan zevceye, içinde vatî vuku bulmayan tuhur halinde, birden ziyade olmayarak verilip, iddet bitinceye kadar, bir daha tekrar edilmemiş olur. {(2) Ahseniyyet, diğerine nispetledir. Nefsinde ahsen demek, değildir. Artık: Ebgazül-helâl olan şey, nasıl ahsen olur? denilemez.} (Beis yok ise, iddet içinde ric'at efdâldir.) Sünniyyi hasen: Şol talâk-ı ric'îdir ki, medhul biha olan zevceye içinde vatî vuku bulmayan tuhur halinde, bir kere iyka olunduktan sonra, iddet bitinceye değin, tuhurlara ve - hayiz sahibi - olmadığına göre, aylara tevzian vatîsiz birer daha iyka edilerek, memlûke hakkında iki ve hürre hakkında üç, olan talâk adedi, müteferrikan tamamlanmış olur. {(3) Medhul biha olmayan zevceye göre, âdet halinde verilen, bir talâk dahi, eldeki kitaplarda, bu kısmın misalleri arasında mezkûrdur.} Talakı bıd'î: Şol talâktır ki, talâkı sünnînin, zikrolunan iki kısmına da muhalif olarak, zevceye ya âdetli halinde {(4) Zevceye âdetli halinde verilen, talâk-ı bıd'îye, Muğnide (talâk-ı mahzur) ve Miratta (talâk-ı fâsid) adı verilmiştir. Nehiy bahsine bakınız. Ondan, burada gayr-i medhuleyi istisna ettiler.} veya vatî olunduğu tuhur içinde, birden ziyade olmamak üzere, yahut bir tuhurda ya müteferrikan veya defaten - birden ziyade - olarak iyka edilmiş olur. {(5) Üç tarifte vâki vatî ile maksut, zina olmayan vatîdir. Zira zina, zevce-i müzniyyeyi tatlikin, sünnî olmasına münafi değildir. Talâkı sünnilerin tariflerinde vâkî tuhurun evvelinde olan, âdette de mezkûr vatî'ın, olmaması lâzımdır. Kezalik, mezkûr hayizde, talâk olmaması da lâzım, zira vatî ve talâkı mezkûreler, tuhurde iyka, olunan talâkın sünniyyetine münafidir.} Âdet yönünden bid'atin iykadan sonra def'i ve tedariki mümkün olamaz. Vakit yönünden bid'atin, tedariki mümkün olmakla medhul biha zevcenin {(6) Çünkü, gayr-i medhul bihaya, iyka olunan talâk, rec'î olamaz.} vakit itibariyle bıd'î ric'î olarak tatlîkinde bidatin def'i için, ona müracaat etmek, kocaya vâciptir. (Ondan sonra, dilerse ikinci tuhurda; vatîsiz onu tatlik eder.) Talâkı bid'î, menhî olmakla beraber, vâkidir. Fiil-i şer'îde, vârit olan nehiy, onu iptal, ve meşruiyyetten ihraç etmez. Meğer ki kabîhi lâîne) olduğuna delîl kaim ola. {(1) Nitekim, usulde olan mevziinde tekarrür etmiştir. Talâkı gayr-i sünnî, vâki olmaz, deyeni red babında, imam Muhammed hazretleri, Nebiyy-i Ekrem efendimiz hazretleri, bizi nahr günü orucundan nehy etti, olacak şeyden mi nehy etti? olmayacak şeyden mi nehy etti? Olmayacak şeyden nehy lâğvdır: Âmâya görme, insana uçma denilemez, demiştir.} Talâkın adedi: Zevcenin hürre veya memlûke olmasına göredir: Hürrenin talâkı üçtür. Zevci gerek hür ve gerek köle olsun. Memlûkenin talâkı ikidir. Zevci gerek hür ve gerek köle bulunsun. (Babı kasme bakınız.) Bir hürre, zevcinden gerek defaten ve gerek müteferrikan üç talâk ile ve memlûke, iki talâk ile, mutallâka olduktan sonra, diğer kocaya, medhule zevce olmadıkça, evvelki kocasına helâl olmaz. (Kitab-un nikâhın muharremat faslına ve âtîdeki beynunet bahsine bakınız.) Talâkın itibarı: Hür olsun olmasın, her âkil ve bâliğ olan zevcin, mahcur veya mariz dahi olsa, {(2) Maraz malûm olduğu üzere, hastalıktır. (Hicir) bir şahsı, kavlî tasarrufundan menetmektir ki, hicirden sonra, o şahsa (mahcur) denilir. Âkil ve bâliğin (hâciri) de hâkim oluyor. Talâk gibi feshi kabil, ve rızaya mütevakkıf olmayan, tasarrufu kavlî, hicir altına dahil olamaz.} bîdâr olarak verdiği talâk, gerek sünnî ve gerek bıd'î olsun, muteberdir. Zevce - medhule - olsun olmasın, onunla boş düşer. Meğer ki, - cehren ve müttasılân - inşaallah diye, istisna etmiş ola. O halde, talâk vâki olmaz. Nitekim, âtide beyan olunur. Talâkın hezli, ciddî olmasına, ve sarhoş iken verilmesi, ayık iken verilmiş bulunmasına, müsavidir. Yâni, hezl ve lâtife tarziyle verilen talâk ciddî, sarhoşun verdiği {(3) Murad, haram tarikiyle, sekran olandır ki, müskirattan birini isteyerek ve ihtiyariyle, içmiş bulunur. Afyon gibi muhaddir (uyuşturucu) şeyler dahi, müsekkir hükmündedir. Esrarkeşin talâkı dahi vâkidir.} talâk dahi, vâkîdir. Hatâ edenin, yâni maksudu talâk değil iken, yamlarak zevcesine talâk veren zevcin, ve mükrehin yâni ikrah ve icbar görenin, talâkı dahi, vâkî ve mûteberdir. Sabînin {(1) Velev ki, murahik olsun.} ve bunağın ve delinin {(2) Mecnunun talâkı, ancak şu surette sahih olur ki, kendisi âkil iken, zevcesinin talâkını, bir şarta tâlik etmiş olup, o şart, cünûn halinde tahakkuk etmiş olur. Sahih olmayan (talâkı cünun), onun cünûn halinde verdiği talâktır. Mutbık olmayan mecnunun, ifakat halinde verdiği talâk, vâkidir. Mecnun ve hadım veyainnîn olmak suretinde, zevcenin talebi üzerine, hâkimin hemen veya tecilden sonra, tefriki ve zimmî mecnunun islâm zevcesi suretinde, ebeveyninin arzı halinde, islâmdan imtinaları üzerine, hâkimin tefriki dahi, talâktır.} ve nâimin ve baygının ve hastalıkla veya musibetle - kendinde olmayanın - {(3) Zeyd, hasta olup, aklı -külliyyen- zail olmuşken, zevcesi Hindi, üçtalâk ile tatlik etse, talâk vâki olur mu? Cevabı: Olmaz.} ve kölenin zevcesi hakkında mevlânın ve sabînin zevcesi hakkında velînin talâkı, vâkî değildir. Boşama, sözle olduğu gibi, yazılı da olur. {(4) Zeyd başka diyara gittikten sonra, zevcesi Hinde -unvanlı ve işaretli, -mektup yazıp, mektubunda "mektubumun sana vüsulünde benden boş ol" diye, tahrir ve mektubu Hinde gönderse, Hind mektubun kendisine geldiğinde, Zeydden boş olur. İddetin lüzumu, zevcenin mektubun mealine ittilâından itibarendir.} Vekîl ve elçi vasıtasiyle dahi, edilebilir. Dilsizin işareti malûmesi, tatlik için dahi mûteberdir. Talâk, itlâk halinde ve keza vekâlette ve tefvizde, rec'îye münhasırdır.