ORUCU BOZUP HEM KAZAYI VE HEM KEFFARETİ GEREKTİREN ŞEYLER:
Nimet-i İslâm · s.474
Kazânın lüzumu, kaçırılmış olan maslahatı, tedarik içindir. Keffaretin lüzumu, şartlarının tahakukunda, işlenen cinayetin kemaline mebnidir ki, Cenab-ı Hakkın, gün tâyin etmiş olduğu savmın - özürsüz - o günde amden iftar ile, nakz edilmiş olmasındandır. Kaza: Gününe gün tutmaktır. Keffaret: Âtîdeki faslında beyan olunacaktır. Özürsüz, amden oruç yemenin günahı, tövbe ile sakıt değil, keffarete muhtaçtır. Keffaret ancak, ramazan orucunun edasını ihlâl ile lâzım gelip, {(1) Bir kimse, ramazanda bir gün - özürle - iftar edip ondan sonra, o günü kaza için oruçlu iken - özürsüz - iftar eylese, kendisine keffaret lâzım olur mu? El-cevap: Olmaz.} lüzumunun şartı dahi, saim mükellef olmak ve geceden niyyetlenmiş bulunmak ve kendisine, fıtırdan sonra hastalık ve fıtırdan evvel yolculuk {(2) Ki, maksut şer'i müsaferettir. Misafir olup ta iftar eden kimseden keffaret sakıttır. Amma, isteyerek iftar edip te, sonra müsaferet eyleyen kimseden keffaretin ademi sukutu hakkında rivayet müttefiktir.} gibi, bir özür âriz olmamak, ve ikrah (cebir) ile değil de, isteyerek, ve hata tarikiyle değil de, teammüden ve bilâ iztirar, orucu bozmuş olmak ve orucu bozan şeyde, kusur olmamaktır. Zikrolunan şartlara binaen, ramazan orucunun gayri olan orucunun ve hattâ ramazan orucu kazasının, nakzına keffaret lâzım olmadığı gibi, Ramazan orucunun edasına başlayan, mükellef olmayıp sabi veya bunak olduğuna yahut, mükellef ise de geceden niyyetlenmediğine veyahut niyyetlendi ise de, orucu yedikten sonra kendisine, o gün guruptan evvel hastalık gibi, bir özür ârız olduğuna veyahut teammüden değil de, hatâen savmı ifsat eylemiş bulunduğuna veyahut muztar bitap düşerek, oruç yediğine, yahut oruç bozduğu şey, mücameatin mâdûnu ile inzâl veya çıkan çiğnentiyi iâde nevinden kusurlu bulunduğuna veya ekli mutat nesne olmadığına göre, dahi, keffaret lâzım olmaz. Orucu ifsat etmekle kazayı, hem de şartlarının tahakkukuna mebni keffareti icap eden şeyler, aşağıda tâdât olunur: 1 - Vika etmek "cinsî münasebette bulunmak". {(1) İki tarafa dahi keffaret icap eder. İnzal vukuu dahi, gart değildir. Hazanede, hitaneynin iltikasının, keffareti mucip olduğu yazılıdır.} 2 - Mekulâttan bir şey yemek. 3 - Meşrubattan bir şey içmek. {(2) Bunlar, gerek tegaddi yahut tefekküh tarikiyle olsun, gerek tedavi veya eğlenme tarikiyle yenilmiş veya içilmiş bulunsun. Tab'ı selim, bedenin ıslahı için, tenavülü devayı dahi dâî olmakla, savm halinde, ondan zecir meşru olmuştur. Tegaddinin mânâsında ihtilâf ettiler. Kimi dedi ki, tegaddi: Tab'ın bir şeye meyl edip, şehveti - batın onunla teskin olmaktır. Ve kimi dedi ki, tegaddi: Nef'i bedenin salâhına ait olan şeyi, tenavül etmektir. Semere-i hilâf: Çıkan çiğnentiyi iadede zahirdir ki, evvelki kavle göre, ona keffaret lâzım olmayıp, ikinci kavle göre, lâzım olur. Doğrusu, evvelki kavidir. Nice şeyler vardır ki, onlar, bedenin salâhına alt olmak, şöyle dursun, bedenin harabisini mucip iken, iştiha olunur. Ve binaenaleyh, keffaret lâzım gelir. Tütün içmek gibi. Esrar içmek ve afyon yutmak dahi, bir nevi, savmı ifsat edenlerden ve cümlesi muharremattandır.} 4 - Ağzına giren yağmuru, karı, doluyu yutmak. {(3) Çünkü, bunlardan ağzını biraz yummak ile, korunmak mümkündür. Bu hata, savmın fesadı sebebidir. Nitekim, fesadı ve kazâyı mucip olanların on yedincisinde geçmiştir. Keffareti mucip olmasının sebebi, onun kasden yutulmuş olmasıdır.} 5 - Tütün içmek ve ud veya anber ile tütsülenip dumanını içine veya genzine çekmek. {(4) Orucu ifsat ve kazâyı icap edenlerin yirmi yedincisine bakınız.} 6 - Enfiye çekmek. {(5) Orucu bozar tagazzinin zikrolunan tefsirinde bu da dahildir. Buruna ve boğaza ilâç koymak, kazayı mucip olan muftırattandır.} 7 - Çiğ et yemek. {(6) Et kendisiyle tegaddi maksut olan şeylerden olmakla, onun çiği dahi, kurtlanmış olmadıkça, mekûl, ve ümitsiz hastalara yedirildiği mer'idir.} 8 - İç yağı yemek. 9 - Pastırma yemek. {(7) Gerek et ve gerek iç yağı pastırması olsun - ittifakla. keffareti muciptir. Et pastırması, mutat mekulâttan olmakla ayrıca zikre bile bizce, hacet yoktur.} 10 - Buğday tanesini ve kavrulmuş yahut başağından taze çıkarılmış arpa tanesini yemek, yâni yutmak yahut çiğneyip tadını almak. {(1) Meğer ki, ağızda dişlenip, tedricen müstehlik olarak, tadı bulunmamış ola o halde ağız içinde zamanla aslını kaybeden susam tanesi gibi, ağız salyasından sayılarak, orucu ifsat bile etmez. Arpanın kurusunu yemek dahi, mutat olmadığından, keffareti icap eylemez.} 11 - Susam tanesini veyahut o kadarcık başka yenen bir şeyi hariçten alıp yemek. {(2) Gerek yutuvermek ve gerek çiğnemek suretiyle olsun yemek - hilâfsız -savmı müfsit olup, gıdalanmak cihetiyle, onun keffareti mucip olması dahi, kavli muhtardır. Bundan evvelki hamişi ve orucu ifsat etmeyen şeylerin on yedincisini dahi unutmayınız.} 12 - Kilermeni tâbir olunan, deva çamurunu yemek. {(3) İlâç olarak yenir olduğu için, onun ekli yiyenin gerek mutadı olsun gerek olmasın, keffareti mucip olan iftarı kâmildir.} 13 - Kilermeninin gayri olarak yemeyi itiyat ettiği çamuru yemek. {(4) Taş ve toprak makulesinin ekli mutat olduğuna göre, yalnız kazâyı mucip olan müfsidattan olduğu, bundan evvelki bapta zikrolunmuştur. Bu meseledeki itiyat ve on beşinci meseledeki iltizaz kaydine nazaran, pekmez mayası ve çömlekçi çamuru gibi, toprakları yemeyi itiyat edenlere, ve aş erip kömür gibi yenmeyecek şeyleri, seve seve yiyen kadınlara, bunlar ile, ramazan orucunu bozduklarında, keffaret lâzım gelir.} 14 - Biraz tuz yemek. {(5) Tuzun çoğu, iştihayı çekmeyeceğinden, birçok tuzu defaten yemiş olan kimsenin, orucu bozulur ise de, keffaret lâzım olmayıp, kazâ edilir. Bundan evvelki babın dördüncü rakamına bakınız. Nasıl olur ki, bir şey az yenir ise, keffaret lâzım gelip, çok yenirse, yalnız kazâ lâzım gelmiş ola. Cevabı, zikrolunandır.} 15 - Zevcesinin ve sevdiği kimsenin, ağız suyunu yutmak. {(6) Çünkü, onunla iltizaz eder. Ve kendi arzusu yerini bulmuş olur. Başkasının tükrüğü, nefsi iğrendirmekle beraber, onda bedenin salâhı dahi olmadığı cihetle, keffareti icap etmez.} 16 - Giybet ettikten sonra (orucum bozuldu) diye amden oruç yemek. {(7) Gıybet, orucun sıhhatine değil, sevabına dokunur olduğu, savmı ifsat etmeyen şeyler arasında zikr olundu. Bazıları bu baptaki hadisin zahirine temessuken, gıybetin muftır olacağı içtihadında bulunmuş olduklarından, bu meseleyi bundan sonraki hacamat meselesi gibi, zikre lüzum gördük. Müellif der ki, gerek "Gıybet oruçlunun orucunu bozar." hâdisini, o kimse işitmiş ve gerek işitmemiş, ve hadisin tevilini gerek bilmiş ve gerek bilmemiş, ve bir müfti gerek ona üfta etmiş ve gerek üfta etmemiş olsun, keffaret lâzım gelir. Çünkü, gıybet ile iftar, hilâfı kıyastır. Hadisise, - icma ile - sevabın gitmesiyle müevveldir.} 17 - Hacamattan sonra (orucum bozuldu) diye amden orucunu bozmak. {(1) Bu dahi bundan evvelki, gıybet meselesi gibidir. Dürr-ü Muhtârda kan aldırmağı ve sürme çekmeyi dahi, ziyade etmiştir.} 18 - Fartı istekle ve fakat - bilâ inzâl - {(2) Bilâ inzal kaydi, eğer mess ve takbil ederken, inzal vaki olarak, orucunu yemiş olursa, keffaret lâzım gelmeyeceğini müfittir.} mess veya takbilden sonra oruç bozuldu, zanniyle orucu yemek. {(3) Meğer ki, o mealde bir hadis işiterek veyahut - istifta ile - öyle bir fetva alarak yemiş ola. O halde her ne kadar, hadîs gayr-i sabit ve mufti hatada dahi olsa, onların zahiri keffaretin iskatı hususunda şüphe olur. Bunu bedayiden naklen, İbni Humam söyledi. Bunda, şu var ki, bu bapta hadîs sabit olmadığı halde, onun zahirine itibar ettiler. Gıybet meselesinde, hadîs sabit olmuşken, onun zahirine itibar etmemiş oldular. Hacamat ile gıybet müsavi tutulduğuna göre, emir zahirdir. Müellif zikr olunan istisnasını, bundan sonraki - deheni şarib - meselesine dahi, şâmil kılmıştır.} 19 - Bıyıklarına yağ sürdükten sonra, bıyık yağlamak orucu bozar zanniyle orucunu yemek. {(4) Çünkü, onun zannı şer'î delile müstenit olmadığı halde kendisi müteammiddir.} 20 - Ramazanda gündüzleyin - vika' - için, ikrah gören kişiye kadın (oruçlu olduğu halde) temkini nefs etmek. Nitekim, zevce fecrin tulû ettiğini bildiği halde, ondan haberi olmayan zevcin münasebet talebine uyup mevtûa olmakla dahi kendisine keffaret lâzım gelir. {(5) Evvelki surette vatii mukrih olduğu için, ona keffaret lâzım gelmediği gibi, ikinci surette, zevc fecrin tulûuna agâh olmadığı için, ona dahi, keffaret lâzım olmaz. Onlar kazâ ederler.} Keffareti mucip olan muftır, muharremattan olduğuna göre, mürtekibine eshabın ihtilâfına mebni, had ve tazir dahi, lâzım gelir. "Bir kimse, ramazanda gündüzleyin, saim iken isteyerek ve müteammiden şarap içse, kendisine ne lâzım olur? el-cevap: Kazâ ve keffaret ve haddi - şürb, eğer onu âleni içerse, taziren katl dahi olunur."