ORUCU BOZUP KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER:
Nimet-i İslâm · s.468
Her oruç ki, ibadettir. {(1) Bu kayıt, şeriatın nehy ettiği oruçtan sakınmak içindir ki, menhi olan günlerin orucu, başlamak ile vacip olmaz.} Başlamak ile vacip olup, bozulmasına kazâ terettüp eder {(2) Üzerinde, kazâ yani, oruç borcu var zanniyle, kazaya niyyet ederek, oruca başlamış olan kimse, borcu olmadığı anlaşılmakla, başladığı orucu bozabilir. Ve hiçbir şey lâzım gelmez.} ki, faite hususunu tedarik etmektir. Başlanan oruç ramazan orucunun edâsı olmak suretinde, keffareti mucip olan müfsidat, bundan sonra belli olmak üzere, burada yalnız, kazayı mucip olan müfsidat zikrolunur ki, gerek ramazanın edâsına ve çerek kazasına, gerekse sâir oruçlara teallûk etmiş olsun. Ramazan orucuna tealûk etse de, muftır olup keffareti mucip olmayan şeylerin hükmü budur ki, kendisinde, besleyicilik yahut o mânâda olan sağlayıcılık veya eğlendiricilik veya sevindiricilik olmayan,veyahut olsa da, özre mukarin olarak yahut dikkatsizlikle, sâimin içine veya dimağına isal eylediği şey, ve haceti temin hususunda kemali ihtiva etmeyen şey, muftır, ve kazayı muciptir. Ancak keffareti icap etmez. 1 - Çiğ pirinç yemek (çiğ et yemekte, keffaret lâzım geleceği âtide zikredilmiştir). 2 - Sade un yemek. 3 - Sade yoğrulmuş hamur yemek. (Ne unu olursa olsun, {(3) Yâni gerek buğday veya arpa ve gerek darı ve mısır ve çavdar veya pirinç unu olsun. Lâkin leblebi unu sade dahi olsa, onun yenmesinde, keffaret lâzım gelir.} sade olmayıp ta, yağ veyahut bal veya pekmez veya şeker ile, karışık olursa, keffaret dahi lâzım gelir). 4 - Defaten, çok tuz yemek. {(1) Eğer, birkaç defada yerse, ilk defa az miktarda yenilen ile, oruç bozularak, kazâ ve keffaret lâzım gelir.} 5 - (Kilermeni) nin gayri olan toprağı itiyat etmeyerek yemek. {(2) Çünkü, gıda olmadığı gibi, deva dahi değildir. Yemeyi, itiyat etmiş olsun olmasın, kilermeni yemiş ise, keffaret lâzım gelir. Çünkü, kilermeni, deva olmak üzere, yenilir. Aş yeren kadınların, kil yahut kül veya kömür yemelerine dahi, keffaret lâzım geleceği, itiyat kaydından anlaşılır.} 6 - Çekirdek yemek. {(3) Maksut, kiraz ve zeytin çekirdeği gibi, ekli mutat olmayan çekirdektir. Kaysı ve şeftali çekirdeği gibi, gıda ve tedavi için, yenilmesi mutat olanına, keffaret dahi lâzım gelir.} 7 - Pamuk ve kâğıt gibi, yenmesi mutat olmayan şeyi yutmak. 8 - Ayva gibi, olmadan evvel yenmeyen şeyi, ham ve çiğ olarak ve tuzlamayarak yemek. 9 - Henüz lübbü (özü) olmayan taze cevizi yutmak. {(4) Çağla bademinin, öz peyda etmiş olanını yutmağa keffaret lâzım gelir. Çünkü, onu kabuğu ile yemek mutattır. Lübbü yok ise, tazesi ve kurusu müsavi olmak üzere, yalnız kazâ lâzım gelir.} 10 - Kuru cevizi (kuru fındık ve fıstık ve bademi) dış kabuğu ile yutmak. {(5) Cevizi kabuğu ile beraber çiğnemek ve çiğnentiyi yutmak suretinde keffaret lüzumunda, ihtilâf olunup, fukaha meşayihinin ifadelerinden anlaşılan: Eğer saimin boğazına, önce kabuk vâsıl olmuş ise, keffaret lâzım gelmemek ve öz, evvel vâsıl olmuş ise, keffaret lâzım olmaktır.} 11 - Velev zümrüt olsun, taş veya demir yahut bakır veyahut altın veya gümüş yahut toprak yutmak. 12 - İhtikan yapmak. 13 - Burnuna ilâç çekmek. {(6) Hüküm ilâca mahsus olmayıp, su dahi istinşak olunarak, genize vâsıl olursa, oruç bozulur. On sekizinciye bakınız. Enfiye çekenlerin, onu çekmeleri tütün içmek gibi, keffareti mucip olan kâmil iftardır.} 14 - Boğazına huni ile, birşey akıtmak. 15 - Kulağı içine yağ damlatmak. 16 - Ağzındaki - boyalı ibrişim gibi bir şeyin boyası ile, rengi değişmiş olan - tükrüğünü yutmak. 17 - Boğazına yağmur veya kar kaçıp, onu kendi sun'u ile, yutmamış olmak. {(7) Eğer kendi sun'u ile yutmuş ise, keffaret lazım gelir. Savını müfsit olmayanların, on beşincisi hamişindeki meseleye bakınız.} 18 - Mazmaza veya istinşak suyu, boğazına veya genzine kaçarak, hataen iftar etmiş olmak. {(1) Hadîste merfu olan, hatanın uhrevî hükmüdür. Hissen mutahakkak olan, sureti ve bir de dünyevî hükmü değildir.} 19 - Oruçlu, uyurken birisi onun ağzına su akıtmak. {(2) Uyuyanın uyku sırasında su içmesi gibi muftır, onun içine vâsıl olmuştur. Uyuyan, unutan hükmünde olamaz ki, iftar etmemiş olsun. Çünkü, besmeleyi unutanın zebihası yenir. Zira ki, şâri' onu zâkir menzilesine tenzil etmiştir. Mecnunun ve naimin zebihaları ekli olunmaz. Mademki, bazı ahkâmca aralarında, böylece fark vardır. Birinin hükmü, delîl olmadıkça, diğeri üzerine câri olamaz. Delîl ise, mevcut değildir.} 20 - İkrah edilerek, iftar etmek. {(3) Velev ki, ikrah zevcesi tarafından vuku bulmuş olsun. Tenasül uzvunun intişarı, uyuyanda dahi, tahakkuk ettiğinden, mutavaate delîl olamaz. Bu temsil, ikrahın kâmil ve noksan kısımlarının, bu hususta müsavi oldugrunu göstermektedir. İkrah haramı, mübah kılamaz ise de, şüphe İrasına mebni, keffareti defeder.} 21 - Kadın - ikrah ile - mevtua "Cinsî münasebette bulunmuş" olmak. {(4) Hani kadıncağızın orucu - cebren vatı suretiyle - bozulmak. Duhulden sonra mutaveatı olsa da, o mutaveat, savmının ifsadından sonra olduğundan, keffareti mucip olamaz.} 22 - Kadın uyurken, - vatı - olunmak yahut kadın geceden oruca niyyet etmişken, {(5) Bu kayıt ile takyit, şunun içindir ki, eğer geceden oruca niyyet etmeyerek, gündüzün mecnun olsa, keffaret lâzım gelmemek, evlâdır.} kendisine gündüzleyin, cunûn târi olduktan sonra, - vatı - olunmak, {(6) Zikrolunan iki surette, kadının ramazan savmına cinayeti olmadığından, keffaret lâzım değildir.} ve ondan sonra ifakat bulup, mevtualığmdan haberi olmak. {(7) (Vatı olunmaktan) sonrası mülteka şerhinden alınmıştır.} 23 - Cariye - velev ki gayrin menkuhası olsun - hizmetinden hastalanmaktan korkarak, {(8) Mücerret tevehhüme itibar olunmadığından, zannın galebesi mertebesine yükselmiş olan, korku maksuttur.} iftar etmek. {(9) Görülüyor ki, bu mesele efendisinin kahrı altında, mâzûr olan cariye hakkındadır. Nitekim, keffarete, ve onu zimmetten iskat edici şeye dair olan, fasılda dahi mezkûrdur. Rençber ve hammal gibi, nefes tüketen, ahara meselenin hükmü, şâmil değildir. Lâkin, . Kuhistânîden naklen denmiştir ki, Hür olan hizmetçi yahut köle veyahut ağır işlerde çalıştırılan kimse, hararetin şiddetinden, helâktan korkmak suretinde, yemek pişirmekten veya çamaşır yıkamaktan, takatsiz kalan kadın veya cariye gibi orucu bozabilir.} 24 - Dişleri arasındaki, nohut tanesi kadar kalan şeyi yemek. 25 - Ağız dolusu kusmak. 26 - O kadarca gelen veya getirilen kusuntuyu mideye iâde etmek. 27 - Kendi sun'u ile, içine veya genzine duman ithal etmek. {(1) Kendi sun'u olmayarak dahil olan duman, müfsit olmadığı gibi, müfsit olan ithale, keffaretin lâzım olmaması dahi, ithal olunan duman, ud ve anber ve içilen tütün dumanı gibi, nefi tedavi veya zevklenmek ve eğlenmek için, istimal olunmuş olmamak kaydiyle mukayyettir.} 28 - Fecir tulû etmişken, onan tulûunda şek ederek sahur yemek, yahut cinsî münasebette bulunmak. {(2) Bunda şüpheye mebni, keffaret lâzım gelmez. Zira şüphe keffareti defeder. Çünkü, o kimse işi, asla bina etmiş olmakla, cinayeti kâmil olmamıştır. Asıl ise, gecenin bekasıdır. Şu kadar ki, - şek halinde - tesebbüt ve ihtiyatı terk etmemek gerek iken, terk etmiş olmak vebalinde bulunmuş olur. Oruç yemek günahını kazanmış olmak. Eğer, fecrin tulûu tebeyyün etmediyse, kazâ dahi lâzım gelmez.} 29 - Güneş bâki olduğu halde, gurup etti zanniyle iftar etmek. {(3) Bu bapta asıl, neharın bekası olduğundan, şek kâfi değil, zan lâzımdır. Keffaretin lüzumsuzluğu, keffareti defeden, şüpheye mebnidir. Dürr-ü Muhtârda der ki, nitekim, iki kişi guruba ve iki kişi ademi guruba şehadet edip, isbatın şehadetine itimaden iftar eyleyen kimse ademi gurubun tebeyyünü suretinde, yalnız kazâ eder. Bu hal, eğer fecrin tulûu hakkında vaki olsa, hem kazâ ve hem keffaret eyler. Çünkü, delil isbat için olup, nefiy için olmadığına mebni, nefiy şehadeti isbat şehadetine muarız olamaz iken, o kimse, nefiy şehadetine itimat ile, teaddide bulunmuş olur.} 30 - Tafhiz (uyluğa sürüştürmek), yahut tabtin (karına sürüştürmek), veya lems (aza ve cevarih ile dokunmak) veya takbil (öpmek) ile yahut (münasebetsiz olarak) el ile inzâl olunmak. {(4) Bunlarda cinayet kasır olmakla, kazâ lâzım gelir. Keffaret lâzım gelmez. Zevcesini öpmekle, menî inzalinde bulunan saimin, orucu bozulur. Yalnız öpmekle oruç bozulmaz olduğu gibi, takbil edip te, ya kendisinden veya zevcesinden mezi zuhur etmekle dahi, oruç bozulmaz. Bundan evvelki babın beş ve altı numaralarına bakınız.} 31 - Unutarak yiyip içtikten sonra, amden yeme ve içmede bulunmak. {(5) Çünkü, unutarak yemesiyle orucu kıyasen bozulmuş olduğuna göre, şer'î şüphe kaim olup, kıyasa muhalif olarak varit olan: "Kim oruçlu iken unutarak birşey yer veya içerse orucunu temamlasın." hadîs-i şerifine ki, - haberi vahiddir. Kendinin ilmi olsa dahi, şüphe müntefî olmamakla, keffaret lâzım gelmez itmam ile emri mütezammin olan, bu haber, mûcib-i amel olmakla, kazâ lâzım gelir. Diğer rivayette, keffaret dahi lâzım olur.} 32 - Unutarak cinsî münasebetten sonra amden yiyip içmek ve yine münasebette bulunmak. 33 - Ramazan orucuna niyyet etmeyerek, orucu yemek. {(1) Bunda, ramazan orucunu bozmak cinayeti olmadığı için, - itiyat olunmamak şartiyle - keffaret lâzım gelmez. "Mukim bir kimse, ramazanı şerifte, savma niyyet etmeden sabaha dahil olup ondan sonra, ekl ve şurb eylese, kendisine keffaret lâzım olur mu?" El-cevap: Olmaz.} 34 - Ramazan orucuna geceden niyyet etmemiş ise de, gündüzün niyyet vakti dahilinde niyyeti ifadan sonra, orucu bozmak. {(2) Bu surette dahi keffaretin lâzım gelmemesi, geceden niyyet olunmadıkça, ramazan orucunun, - şafii indinde - ademi sıhhati sebebiyle, o kimsenin, velev bir müçtehit kavlince olsun, gayr-i saim olarak iftar etmiş olmasındandır ki, siyamın yokluğu şüphesi, vardır.} 35 - Ramazan orucunu niyyetlendikten sonra, gündüzleyin bozup, sonra hastalık yahut âdet veya lohusalık gibi, şer'î bir özür âriz olmak. 36 - Ramazanda gündüzleyin, misafir saim iken, {(3) Yâni geceden niyyet etmiş ve niyyetin! bozmamış iken, niyyet etmemiş olmak suretinde, keffaretin lüzum olmaması evleviyyettendir.} ikamete salih bir yerde ikameti niyyet edip sonra, iftar eylemek. {(4) Görülüyor ki, ikamet niyyeti, yemekten evveldir. Ekl edip te sonra ikameti niyyet eylemek takdirinde, keffareti lüzumsuzluğu, evleviyyettedir.} 37 - Saim, mukim iken, sefere karar verip, yemek veya cimâda bulunmak. {(5) Zikrolunan iki surette, orucu bozmak helâl değil ise de, sefer şüphesine mebni, keffaret sakıttır. İkinci surette, keffaretin sukutu, seferin tahakkuku haline hâs olup, şayet vatanı umranından infisal etmeden yer veyahut vatan umranından ayrılıp, yola çıktıktan sonra, unuttuğu bir şeyi almak için, vatana rücû ederek, orada yer ise, bunlardan birinci surette, sefer daha tahukkuk etmemiş olduğundan ve ikinci surette vatana rücu ile, sefer geri kalmış olmasından, keffaret lâzım gelir.} 38 - Ne oruca ve ne fıtıra niyyet etmeyerek, ramazan gününü tamamen imsak etmek. {(6) Sıhhatin şartı olan niyyet mefkut olmakla, meşrut dahi mefkut olmuşturki, o gün oruç tutmamış demektir. Kazâ lazım gelir. Keffaret lâzım değildir. Çünkü, keffaret ancak, saim olup ta, iftar eden şahıs hakkındadır. Bunda ise, savm tahakkuk etmemiştir. Günü tamamen imsâk etmemiş olmak suretinde, kazanın lüzumu zahirdir.} 39 - Ramazan orucundan gayri bir orucu, ifsat etmek. {(7) Başlamak ile lâzım olan, nafile oruçlardan ise, kazâ olunur.} 40 - İhtikan mahalline, parmakla, veya başka bir vasıta ile, su yahut yağ isal ve hattâ, bez veya pamuk ithal etmek. 41 - Kadın kısmı, tenasül mevzii dahiline, bir şey damlatmak, hattâ yaş parmağı ile yaşlık iletmek veya bez tıkayıp tagyip etmek. 42 - Caife tâbir olunan karındaki derin yaraya, ümmü rese vüsûlü cihetiyle ammet tâbir edilen baş yarığına ilâç salmak. {(1) Devâ, gerek yaş, gerek kuru olsun ve dahile yahut dimağa, gerek varmış, gerek varmamış bulunsun, Mültekada ve Dürr-ü Muhtârda, fesat, vüsul ile mukayyettir. Mecmeul-enhurde mezkûr olduğuna göre, bununla Savmın fesadı - indel-imam -olup, imameyn indinde, o kimse iftar etmiş sayılmaz.} Mezkûr suretlerde, ve bir de ramazan hilâlini yalnızca, rüyet etmiş olan kimse, hâkim nezdinde kavli red olunduğuna binaen, oruç yemiş olmak suretinde, yalnız kaza lâzım gelip, keffaret lâzım gelmediği gibi, köy ahalisi dahi, ramazanın otuzuncu günü, başka bir şey için çalınan davul sesiyle, bayram olmuş diye, iftar etseler, keffaret lâzım gelmez. {(2) Bu meseleyi, müellif avariz faslında zikretmişti. Muhaşşi burada göstermiştir.} Keffaretin gerekmediği, her ifsat masiyet maksadiyle, birbirini müteakip vâki olmamak kaydiyle mukayyet olup, eğer tekerrür ederse, zecren, keffaret lâzım gelir. Ramazanda orucu fasit olan {(3) Velev ki, sonradan zail olmuş bir özre mebni ola.} kimseye ve fecrin tulûundan sonra temizlenen âdetliye ve lohusaya {(4) Amma, âdetin ve lohusalığın tahakkuku halinde, imsak etmek haramdır. Çünkü, o halde olanların, oruç tutmaları haram olmakla, harama teşebbüs dahi haram olur.} ve ikamet eden misafire ve sıhhat bulan marize {(5) Fiilen misafir olana ve hasta bulunana, imsâk lâzım değildir. Çünkü, harec ve meşakkate mebni, olanlara iftar ruhsatı verilmişken, teşebbühu lâzım kılmakta, mevzu nakz etmek olur. Şu kadar ki, onlar dahi aşikâr yemeyip, sırren yerler.} ve ifakat bulan deliye ve bülûğa eren çocuğa ve ihtida edene, o günün geri kalanını, vaktin hakkını kazaya, teşebbühen imsak etmek - alessahih - vacip ve - âlâ kavlin - müstahap olup, {(6) Gündüzün geri kalanını imsak, evvelce ifade olunduğu üzere, muftirat levâzımının cümlesinden olup, yine o cümleden bulunan, fidye avarızı mübihe faslında zikrolunmuştur.} iki sonrakilerden mâdâsına, kaza dahi lâzım gelir.. {(7) Amma o anda, bâliğ olan sabi ile, yine o anda ihtida eden gayr-i müslime, henüz hitap müteveccih olmamakla, onlar o günü, kazâ etmezler.}