HUTBENİN SÜNNETLERİ:
Nimet-i İslâm · s.406
Hutbenin sünnetleri, şunlardır: 1 - Hatip, hutbeden evvel minber cihetinde bulunmak. {(1) Minberin sağ cihetinde, hatibe mahsus hücre var ise, hatip onun için deve yok ise, minber cihetinde bulunur. Hutbeden evvel, mihrapta, namaz kılmak, ona mekrûh olur.} 2 - Siyah giyinmiş olmak. 3 - Minbere çıktığında oturmak. {(2) Bu kuud, ezan için olduğundan, bayram hutbesinde yoktur.} 4 - Huzurunda ezan okunmak. {(3) Hatibin huzurunda yâni, minber önünde okunur. Muhaşşinin ezan babında beyanına göre, cuma gününde öğle vakti, iç ezanından başka ezan okunmazdı. Birinci ezanı, Hazret-i Osman ihdas etti. O günün ikameti dahi, hesap edilerek, Hazret-i Osman, bir üçüncü nida ziyade etmiş, denildi.} 5 - Ezandan sonra, hatip kıyam edip, her iki hutbeyi ayakta {(4) Özrü olmadan, oturarak hutbe mekruhtur.} okumak. 6- Harble alınan her beldede, hatibin sol elinde, bir kılıç bulunup,hutbeyi, ona dayanarak okumak. {(5) Denildi ki, bundaki hikmet, dinin kılıç ve kuvvet ile kaim olduğuna işarettir.} 7 - Sûlhan feth olunan, beldelerde hutbeyi - kılıçsız - okumak {(6) Mekke-i Mükerreme, kahr ve galebe ile alındığından, mescidi haramda hutbe, kılıç iledir. Medine-i Münevvere, Kur'ân ile meftuh olmakla, mescidi nebevide hutbe, kılıçsızdır.} 8 - Hutbeyi, cemaate karşı durup, okumak. {(7) Eğer hatip hutbeyi, kıbleyi istikbalen, cemaate arkasını dönerek, okursa mekrûh olur.} 9 - Hutbeye gizlice teavvüz ederek, hudaya hamd, ve Cenab-ı zî-kibriyaya sena ile başlamak. 10 - Şehadeteyni okumak. 11 -Hazret-iResûl-ü Ekrem sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem efendimize salâvat okumak. 12 - Vaaz ve tezkîr etmek. 13 - Kur'ândan bir âyet okumak. {(8) Aleyhissalâtü ves-selâm efendimiz hazretlerinin ﻭَﺍﺗَّﻘُﻮ ﺍﻳَﻮْﻡً ﺗُﺮْﺣَﻤُﻮﻥَ ﻓِﻴﻪِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ kavl-i kerîmini, tilâvet buyurmuş oldukları mervidir. Hatip, âyet okuyacağı zaman eûzu çeker. Sûre başı olmadıkça, besmele çekmez } 14 - Hutbeyi iki yapmak. 15 - İki hutbe arasında, üç âyet okuyacak kadardan ziyade olmamak üzere oturmak. {(9) Bunda duâ olmadığı gibi, minber kapısında ve minbere çıkıldığında dahi duâ etmek yoktur.} 16- İkinci hutbeye dahi hamdı hüdâ ve cenab-ı zi-kibriyâya senayı ve Hz. Nebiyyi müçtebaya salâvatı, iâde ederek başlamak. {(1) İkinci hutbede, Hulefa-yi Râşidinin ve Resul-u Zişanın muhterem amcalarının ezkâr-ı aliyyeleri, müstahsendir. Şimdiye kadar, tevarüs böyle câri olmuştur.} 17- Müminin ve müminâta mağfiret ve nusret ve âfiyet ile dua etmek. 18 - İkinci hutbede sesini birinci hutbeden, daha az yükseltmek, 19 - Her iki hutbeyi pek uzatmayıp, hafif tutmak. {(2) Fıkıh ve sünnet, hutbenin kısa, namazın uzun yapılması iken bizde bu da aksi olmuştur. Cuma namazında cuma ve münâfıkûn, yahut âlâ, gaşiye, sûreleri okunmak mesnundur.} 20 - Hutbeden çekilmeyi müteakip, ikamet alınmak. Zikrolunan sünnetlerden biri terk etmek ve hutbeyi uzun ve mufassal olan {(3) Salâtın sünnetleri, bahsine bakınız.} bir sûreden ziyade, uzatmak mekrûhtur. Hatip minbere çıktığı vakit, cemaate selâm vermek yoktur. Hutbede, bir tesbih veya tahmit, yahut tehlîl veya tekbîr gibi, Cenâb-ı Hakka mahsus, halis zikre iktisar etmek - indel-imam - sahih ve lâkin sünnet terkedilmiş olmak cihetiyle, kerahetledir. İmameyn, ona hutbe denemiyeceği beyaniyle: Hutbe denilecek kadar, uzun olmak lâbüddür. Onun da en az (ettahiyât) miktarı hamd, ve salâvat ve müslimine duadır, dediler. Cuma günü acele matluptur ki, cuma namazı için, camiye erkence çıkılır. {(4) Hattâ, sahibi dür: Tırnak kesmek, tıraş olmak cumadan sonra efdâldir, demiş ise de, Muhaşşi merhum, onu nassı hadîse muhalif bularak reddeylemiştir.} İki rekât mescit tahiyyesi kılınıp, oturularak, okunması cuma gününün menduplarından olan, kehf sûresi dinlenilir. O gün, öğle ezanından itibaren, cuma namazının edasına değil, iş ve alış veriş, cuma ile mükellef olanlara {(5) Kadınlar, cuma ile mükellef olmadıklarından onlara haram değildir.} tahrîmen mekrûh olur. Cumaya saay, farizasının sevabı, ona mübaderetteki tefavüt, itibariyle mütefavittir. {(6) Eserde varit olduğu üzere, cuma namazı için gusledip, camiye ilk saatte varan bir deve, ikinci saatte varan bir inek, üçüncü saatte bir koç, dördüncü saatte varan bir tavuk, beşinci saatte varan bir yumurta, tasadduk etmiş gibi olur..} Camiye, yürüyerek gidip gelmek, binekten efdâldir. "İmam hutbeye çıktıktan sonra ne namaz vardır, ne de konuşmak." fehvasınca, cuma sünneti kılınıp, hatip minbere çıkmak üzere, hücresinden ayrıldığından ve hücresi olmadığına göre, kıyam ettiğinden itibaren, hutbe ve salâtın hitamına değin, söz söylemek ve hattâ, söyleyene, sus demek, câiz olmadığı gibi, namaz kılmak dahi, câiz değildir. {(1) İkinci hutbe esnasında kalkıp sünnet kılanlar, bu meseleyi bilmiyorlar. Sünnet farzdan sonra dahi kılınabilir.} Meğer ki, üzerinde, tertip sâkıt olmadık, fâite ola. O halde, cuma sahih olabilmek için, onu tezekkürle kılmak lâzımdır. Kelâmdan, tesbih ve müezzinin icabeti gibi, uhrevî kısmı hariç ise de, bu kısmın cevazı dahi, hutbeye başlamadan evvele göredir. Hatip hutbeye başladıktan sonra, kelâmın her türlüsü haram olur. {(2) Şuna binaen, hatibin minbere çıkışında, müezzinin (innallahe ve melâiketehü... .) âyeti kerîmesini, kıraet etmesinde ve - âyetteki emre imtisalen - salâvat ve teslimat getirmesinde beis yok ise de, müezzinlerin hutbe esnasında tardiyye, salâvat ve âmînleri, mekrûh bidatlerdendir.} Namazda haram olan her şey, hutbede dahi, haram olmakla, hutbe esnasında, - emri bil-mârûf - nevinden dahi olsa, kelâm ve hattâ, teâtî-i selâm, câiz olmadığı gibi, yemek, içmek ve sair meşguliyyet ve tilâvet ve mütalâa dahi, câiz olamaz. Ve câiz olmamakta, hatibe yakın olanla, ondan uzak bulunanın farkı olmaz. {(3) Muhaşşinin nakline göre, Şemsül-eimme: Hatibin önünde bulunan, istikbal eder. Sağında veya solunda bulunan, ona doğru inhiraf eyler, demiş ise de, Serahsî: Bizim zamanımızda, resim ve âdet, cemaatin kıbleye yönelerek oturmaları ve hatibe, inhirafı terk eylemeleridir. Zira, sıkışıklığa mebni, hutbeden sonra, safların tesviyesinde, güçlük çekilir. Ahsen olan da budur, demiştir.} O esnada, emr olunan şey, susmaktır. {(4) Helâkından korkulan, tahzîri müstesnadır ki, onun için, namaz bile kesilir. Çünkü, o, kul hakkıdır. Onun mebnası ihtiyaç üzerinedir.} Nebimizin ismi geçtikçe, içinden salât ve selâm eder. Aksırırsa, hakka hamd eyler. îcabet saati olmakla, kalbinden dua eder. Hutbe esnasında, uyumak dahi mekrûhtur. {(5) Meğer ki, uyku ona galebe çala.} Etrafına bakınmak ta mübah olmaz. {(6) Hutbe okunurken, namazda oturur gibi oturmak dahi lâzım olmayıp, hutbenin sonunda, namazdan çıkar gibi, iki tarafına selâm vermek, büsbütün fazladır.} Hatibin, minbere çıkmasından evvel, başlamış olduğu, cuma sünnetini, kıraet uzatmayarak, yâni vâcibe iktisar ederek, bitirir. Cuma günü, zevalden evvel ve yahut cuma namazından ayrıldıktan sonra, müsaferet etmekte beis olmayıp, ancak - cuma ile mükellef - olana göre, cuma gününde, öğle ezanı okunduktan sonra, cuma namazını kılmadan, çıkmak mekrûh olur. {(7) Müellif keraheti, itlâk etmekle, onun tahrimiyye olduğu anlaşıldı. Cuma ile mükellef olmayanları, ihraç etmekle onların hurucunda, kerahet olmadığı dahi, sabit oldu.} Hasta ve müsafir ve köle ve âmâ gibi, - cuma ile mükellef olmayanlar - cuma namazını kılmış olurlarsa, vakit farzından olmak üzere câiz, yani onunla vaktin farzı, uhdelerinden sâkıt olmuş olur. Çünkü, cumanın onlardan sükûtu, kendileri için ruhsattır. Kılmaları - müsafir orucu gibi - azîmet ve efdâldir. {(1) Kadınlar, cemaatten menedildikleri için, bundan müstesnadır.} Cuma ile mükellef olmayanlar hakkında, müstahap olan, cuma kılındıktan sonra, onlar öğle namazlarım, münferiden kılmaktır. Vaktin girmesinde öğleyi, cuma kılınmadan dahi kılabilirler. Her halde cemaat olamazlar. Cuma ile mükellef olanlar, cuma kılmayıp ta, öğleyi, cuma kılınmadan, kılmak haramdır. Gerçi, vaktin tahakkukuna mebni, öğle namazı münakiddir. Ve lâkin, o saate - memur olduğu - cuma namazı olmakla, öğle namazının akdi, haram ve inikadı - cuma için saay olunmamağa - mevkuftur. Eğer, öğleyi kıldıktan sonra, nedamet ederek, cumaya çıkarsa, evinden ayrıldığı vakit, imam cuma namazında bulunup, henüz itmam etmemiş, yahut onun hurucundan sonra, cuma ikame edilmiş olmak sûretinde, kıldığı öğlenin, farziyyet sıfatı bâtıl olur. {(2) Onun çıkması, imamın cumadan ferağına yakın olmak veya ferağdan sonra: Gitmiş olmak ve yahut cuma, hiç ikame olunmamak suretlerinde, olabilir. Bu takdirde, öğle bâtıl olmaz.} Kendisi gelip, cumaya gerek yetişmiş, gerek yetişmemiş olsun. Yetişirse, cumayı kılarak, farzı yerine getirmiş olur. Yetişmezse ve yahut yetişip te, onu ifsat etmiş olursa, öğleyi iâde etmek lâzım gelir. Mâzûr olan, yâni cuma ile mükellef bulunmayan dahi, bu bapta böyledir ki, öğleyi kıldıktan sonra cumaya çıkmak, onun dahi farzım iptal eder. Mâzur ile gayr-i mâzûrun farkı, cuma kılınmadan, öğleyi edâsının, mazur olmayana göre hürmeti, ve mâzûre göre ademi hürmeti, hususundadır. Cuma ile mükellef olmayanlara ve mahpuslara, cuma günü, şehir içinde, öğle namazını, gerek cuma namazı kılındıktan sonra ve gerek ondan evvel, cemaat ile kılmak mekrûhtur. Belde ahalisinden, cuma namazını kaçırmış olanlar dahi, böyledir ki, onlar öğle namazını, ezansız ve ikametsiz ve cemaatsiz, olarak kılarlar. {(3) Çünkü, cemaat olmakta, mâzûr olmayan dahi, mâzûre iktida ve iltihak ederek, matlup cemaat olan cuma cemaatının azalmasını müeddi olmak mahzuru olur. Hem de, ondan başka, cemaat ikame olunmakla, ona muaraza suretinde görünür.} Cuma namazına kâdeyi ahîrede {(1) Yahut imam, sücudu sehvi terk etmediğine göre, onun secdesinde veya teşehhüdünde.} yetişen dahi o namazı cuma olarak itmam eder. {(2) "Yetişemediğinizi kazâ edin" buyurulmuştur ki, imamın salâtından sizi fevt edeni, kazâ edin, demektir. İmamın namazından fâit olan şey ise, cumadır, öğle değildir.} Ve cehr ile ihfa arasında muhayyer bulunur.