HUTBENİN ŞARTLARI:
Nimet-i İslâm · s.404
Hutbenin şartları şunlardır: 1 - Namazdan evvel olmak, 2 - Hutbe kasdiyle okunmak. {(1) Gelecekte mezkûr olduğu üzere, hutbede - indel-imam - bir hâlis zikre iktisar câiz olmakla, bunun şartı kılınması, onda zahirdir. Hatip aksırıp ta, elhamdülillah, ve bir şeye teaccüben sübhanallah, demek hutbe sayılmaz. Alâ kavlin, hutbede kasd, şart değildir.} 3 - Vakit içinde olmak. {(2) Vakitten evvel hutbe okuyup, vaktin girmesinde namaz kılınsa caiz olmaz.} 4 - Hutbe esnasında en az bir kimse bulunmak. {(3) Dürr-ü Muhtârda mezkûr olduğu üzere, hatibin kendi kendine okuduğu hutbe sahih olmaz. Hutbenin cemaat huzurunda olması lâzım ise de, müellifin ifadesine göre, hutbe bir kişi huzurunda dahi, sahihtir. Velev uyur, yahut sağır,veya uzak bulunsun. Cemaat, cumanın şartıdır.} 5 - Bulunan kimse, kendisiyle cuma cemaati, münakit olabileceklerden olmak, {(4) Bir kölenin veya bir marizin ve yahut bir misafirin, huzuru da kâfidir. Yalnız, bir erkek çocuğun, yahut kadının bulunması, kâfi olamaz.} 6- Hutbe ile namazın arası, - başka bir iş ile - ayrılmamak. {(5) Müellif, yemeği kaatî saymıştır. Hatip, hutbeden sonra, cuma guslü veya abdest tazelemesi için evine gitmiş olmak suretinde, hutbenin sıhhatinde ihtilâf olundu, demiştir. Lâkin, gusül ve abdest namaza müteallik olmakla, kaati fasıla sayılmamak, muhtardır. Hadeslinin ve cünübün hutbesi -kerahetle- sahih olmakla, hutbeden sonra, İğtisal ederek namazı kılar. Ve iğtisali, namaz amellerinden olduğu için, fasıla sayılmaz. Hutbeden sonra, tetavvu namazına başlamak (haram olmakla beraber), fasıla olmadığından, hutbeyi iptal etmezse de, hutbeyi iâde evlâ olur. Faiteyi hatırlayarak, kazâ ile meşgul olmak dahi, böyledir.} Hutbe, namaz olmadığı ve namazın cüzünden dahi bulunmadığı için {(6) Eserde, hutbenin salâtın şartları gibi, sayılması, sevabın hükmü, itibariyledir.} onda taharet ve kıbleye yönelme olmadığı gibi, kelâm dahi, onu müfsit değildir. {(7) Hazret-i Ömer, bir cuma hutbesinde, Hazret-i Osman mescidi şerife hutbe esnasında geldiği için, bu ne vakit geliş? diye buyurup, itizaren, Hazret-i Osmanın: Ezanı işittikten sonra, abdest almaktan başka bir şey yapmadım, demesi üzerine Hazret-i Halîfe: Resulullah cuma namazı için, guslü emretmiş oldukları halde, hemde abdest mi? buyurmuştur.} Taharet, onda sünnet olmakla, abdestsizin ve hattâ, hades-i ekbere müptelâ olanın hutbesi, hutbede kıbleye yönelmek gibi mekrûh olduğundan, cemaate müteveccih bulunmak, mesnûndur.