Üçüncü Misal:
Mektubat · s.126
Başta Sahih-i Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki, Câbir diyor: Biz bir seferde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. Kaza-yı hâcet için bir yer aradı. Settareli bir yer yoktu. Sonra gitti, iki ağaç yanına. Bir ağacın dalını tuttu, çekti. Ağaç itaat ederek beraber gitti, öteki ağacın yanına getirdi. Mutî' devenin yularını tutup çekildikte geldiği gibi, o iki ağacı o suretle yanyana getirdi. Sonra dedi: ﺍِﻟْﺘَﺌِﻤَﺎ ﻋَﻠَﻰَّ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Yani: "Üstüme birleşiniz." dedi. İkisi birleşerek settare oldular. Arkalarında kaza-yı hâcet ettikten sonra onlara emretti, yerlerine gittiler. İkinci bir rivayette, yine Hazret-i Câbir der ki: Bana emretti ki: ﻳَﺎ ﺟَﺎﺑِﺮُ ﻗُﻞْ ﻟِﻬٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮَﺓِ ﻳَﻘُﻮﻝُ ﻟَﻚِ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍِﻟْﺤَﻘ۪ﻰ ﺑِﺼَﺎﺣِﺒَﺘِﻚِ ﺣَﺘّٰﻰ ﺍَﺟْﻠِﺲَ ﺧَﻠْﻔَﻜُﻤَﺎ Yani: "O ağaçlara de: Resulullah'ın hâceti için birleşiniz." Ben öyle dedim, onlar da birleştiler. Sonra ben beklerken, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm çıkageldi. Başıyla sağa sola işaret etti, o iki ağaç yerlerine gittiler.