İkinci Misal:
Mektubat · s.125
Allâme-i Mağrib Kadı Iyaz Şifa-i Şerif'te ulvî bir senedle, doğru ve sağlam bir an'ane ile, Hazret-i Abdullah İbn-i Ömer'den haber veriyor ki: Bir seferde Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına bir bedevi geldi. Ferman etti: ﺍَﻳْﻦَ ﺗُﺮ۪ﻳﺪُ Nereye gidiyorsun?" Bedevi dedi: "Ehlime." Ferman etti: ﻫَﻞْ ﻟَﻚَ ﺍِﻟٰﻰ ﺧَﻴْﺮٍ ﻣِﻦْ ﺫٰﻟِﻚَ "Ondan daha iyi bir hayr istemiyor musun?" Bedevi dedi: "Nedir?" Ferman etti: ﺍَﻥْ ﺗَﺸْﻬَﺪَ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺣْﺪَﻩُ ﻻﺎ ﺷَﺮ۪ﻳﻚَ ﻟَﻪُ ﻭَﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﻋَﺒْﺪُﻩُ ﻭَﺭَﺳُﻮﻟُﻪُ Bedevi dedi: "Bu şehadete şahid nedir?" Ferman etti: ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮَﺓُ ﺍﻟﺴَّﻤُﺮَﺓُ "Vâdi kenarındaki ağaç şahid olacak." İbn-i Ömer der ki: O ağaç yerinden sallanarak çıktı, yeri şakk etti, geldi; tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına. Üç defa, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o ağacı istişhad etti. Ağaç da, sıdkına şehadet etti. Emretti yine yerine gidip yerleşti. Hazret-i Büreyde İbn-i Hasibi'l-Eslemî tarîkinde, nakl-i sahih ile Büreyde dedi ki: Biz, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında iken, bir seferde bir a'rabî geldi. Bir âyet, yani bir mu'cize istedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: ﻗُﻞْ ﻟِﺘِﻠْﻚَ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮَﺓِ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻳَﺪْﻋُﻮﻙِ Bir ağaca işaret etti; ağaç sağa ve sola meylederek köklerini yerden çıkarıp, huzur-u Nebevîye geldi. ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ dedi. Sonra a'rabî dedi: "Yine yerine gitsin." Emretti, yerine gitti. A'rabî dedi: "İzin ver, sana secde edeyim." Dedi: "İzin yok kimseye." Dedi: "Öyle ise, senin elini ayağını öpeceğim." İzin verdi.