Cüz-6
Kur'an-ı Kerim Meali · s.101
ﻻﺎﻳُﺤِﺒُّﺎﻟﻠّٰﻬُﺎﻟْﺠَﻬْﺮَ ﺑِﺎﻟﺴُّٓﻮﺀِ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻘَﻮْﻝِ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﻦْ ﻇُﻠِﻢَۜ ﻭَﻛَﺎﻧَﺎﻟﻠّٰﻬُﺴَﻤ۪ﻴﻌًﺎ ﻋَﻠ۪ﻴﻤًﺎ﴾١٤٨﴿ 148- Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir. {Çirkin söz, arkadan çekiştirme, söz taşıma, jurnal etme, yalan, iftira... kötü sözler cümlesindendir. Bunlar insanın içinden geçebilirse de başkasına açıklamak ve söylemek caiz değildir. Bir kimse diğerine bir kötülük, bir haksızlık yaptığında bunu başkasına söylemek de kötü söze girer; ancak kötülük ve haksızlık gören kimse, ya ıslah etmek yahut da suçlunun ceza görmesini sağlamak maksadıyla bunu açıklamak mecburiyetindedir, buna izin verilmiştir.} ﺍِﻥْ ﺗُﺒْﺪُﻭﺍ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﺍَﻭْ ﺗُﺨْﻔُﻮﻩُ ﺍَﻭْ ﺗَﻌْﻔُﻮﺍ ﻋَﻦْ ﺳُٓﻮﺀٍ ﻓَﺎِﻧَّﺎﻟﻠّٰﻬَﻜَﺎﻥَ ﻋَﻔُﻮًّﺍ ﻗَﺪ۪ﻳﺮًﺍ﴾١٤٩﴿ 149- Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü (açıklamayıp) affederseniz, şüphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir. ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﻜْﻔُﺮُﻭﻧَﺒِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺭُﺳُﻠِﻪ۪ ﻭَﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﺍَﻥْ ﻳُﻔَﺮِّﻗُﻮﺍ ﺑَﻴْﻨَﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺭُﺳُﻠِﻪ۪ ﻭَﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﻧُﻮْۭﻣِﻦُ ﺑِﺒَﻌْﺾٍ ﻭَﻧَﻜْﻔُﺮُ ﺑِﺒَﻌْﺾٍۙ ﻭَﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﺍَﻥْ ﻳَﺘَّﺨِﺬُﻭﺍ ﺑَﻴْﻦَ ﺫٰﻟِﻚَ ﺳَﺒ۪ﻴﻼﺎۙ﴾١٥٠﴿ 150- Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip "Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu; ﺍُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﻫُﻢُ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ ﺣَﻘًّﺎۚ ﻭَﺍَﻋْﺘَﺪْﻧَﺎ ﻟِﻠْﻜَﺎﻓِﺮ۪ﻳﻦَ ﻋَﺬَﺍﺑًﺎ ﻣُﻬ۪ﻴﻨًﺎ﴾١٥١﴿ 151- İşte gerçekten kâfirler bunlardır. Ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍﺑِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺭُﺳُﻠِﻪ۪ ﻭَﻟَﻢْ ﻳُﻔَﺮِّﻗُﻮﺍ ﺑَﻴْﻦَ ﺍَﺣَﺪٍ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﺍُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﺳَﻮْﻑَ ﻳُﻮْۭﺗ۪ﻴﻬِﻢْ ﺍُﺟُﻮﺭَﻫُﻢْۜ ﻭَﻛَﺎﻧَﺎﻟﻠّٰﻬُﻐَﻔُﻮﺭًﺍ ﺭَﺣ۪ﻴﻤًﺎ۟﴾١٥٢﴿ 152- Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. ﻳَﺴْﺌَﻠُﻚَ ﺍَﻫْﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﺍَﻥْ ﺗُﻨَﺰِّﻝَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻛِﺘَﺎﺑًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻓَﻘَﺪْ ﺳَﺎَﻟُﻮﺍ ﻣُﻮﺳٰٓﻰ ﺍَﻛْﺒَﺮَ ﻣِﻦْ ﺫٰﻟِﻚَ ﻓَﻘَﺎﻟُٓﻮﺍ ﺍَﺭِﻧَﺎﺍﻟﻠّٰﻬَﺠَﻬْﺮَﺓً ﻓَﺎَﺧَﺬَﺗْﻬُﻢُ ﺍﻟﺼَّﺎﻋِﻘَﺔُ ﺑِﻈُﻠْﻤِﻬِﻢْۚ ﺛُﻢَّ ﺍﺗَّﺨَﺬُﻭﺍ ﺍﻟْﻌِﺠْﻞَ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﻣَﺎ ﺟَٓﺎﺀَﺗْﻬُﻢُ ﺍﻟْﺒَﻴِّﻨَﺎﺕُ ﻓَﻌَﻔَﻮْﻧَﺎ ﻋَﻦْ ﺫٰﻟِﻚَۚ ﻭَﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎ ﻣُﻮﺳٰﻰ ﺳُﻠْﻄَﺎﻧًﺎ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ﴾١٥٣﴿ 153- Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (ilâh) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik. ﻭَﺭَﻓَﻌْﻨَﺎ ﻓَﻮْﻗَﻬُﻢُ ﺍﻟﻄُّﻮﺭَ ﺑِﻤ۪ﻴﺜَﺎﻗِﻬِﻢْ ﻭَﻗُﻠْﻨَﺎ ﻟَﻬُﻢُ ﺍﺩْﺧُﻠُﻮﺍ ﺍﻟْﺒَﺎﺏَ ﺳُﺠَّﺪًﺍ ﻭَﻗُﻠْﻨَﺎ ﻟَﻬُﻢْ ﻻﺎ ﺗَﻌْﺪُﻭﺍ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﺒْﺖِ ﻭَﺍَﺧَﺬْﻧَﺎ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣ۪ﻴﺜَﺎﻗًﺎ ﻏَﻠ۪ﻴﻈًﺎ﴾١٥٤﴿ 154- Söz vermeleri (ni takviye) için Tûr'u başlarına diktik de onlara, "Baş eğerek kapıdan girin" dedik, "Cumartesi günü sınırı aşmayın" dedik. Kendilerinden sağlam söz aldık. {Yahudi ve hıristiyanların, Hz. Peygamber'den olmayacak şeyler istemeleri ve bir türlü hakkı kabule yanaşmamaları karşısında Allah Teâlâ ehl-i kitabın geçmişini anlatarak bunların, başka peygamberlere de böyle davrandıklarını, daha ağır ve olmayacak tekliflerde bulunduklarını, Hz. Musa vasıtasıyle kendilerine sunulan nice delillere rağmen yine saptıklarını anlatarak Hz. Peygamber (s.a.)i hem teselli etmekte hem de azmini desteklemektedir.} ﻓَﺒِﻤَﺎ ﻧَﻘْﻀِﻬِﻢْ ﻣ۪ﻴﺜَﺎﻗَﻬُﻢْ ﻭَﻛُﻔْﺮِﻫِﻢْ ﺑِﺎٰﻳَﺎﺗِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﻗَﺘْﻠِﻬِﻢُ ﺍﻻﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀَ ﺑِﻐَﻴْﺮِ ﺣَﻖٍّ ﻭَﻗَﻮْﻟِﻬِﻢْ ﻗُﻠُﻮﺑُﻨَﺎ ﻏُﻠْﻒٌۜ ﺑَﻞْ ﻃَﺒَﻌَﺎﻟﻠّٰﻬُﻌَﻠَﻴْﻬَﺎ ﺑِﻜُﻔْﺮِﻫِﻢْ ﻓَﻼﺎ ﻳُﻮْۭﻣِﻨُﻮﻥَ ﺍِﻻَﺎ ﻗَﻠ۪ﻴﻼﺎۖ﴾١٥٥﴿ 155- Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflanmıştır" demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler. ﻭَﺑِﻜُﻔْﺮِﻫِﻢْ ﻭَﻗَﻮْﻟِﻬِﻢْ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﺮْﻳَﻢَ ﺑُﻬْﺘَﺎﻧًﺎ ﻋَﻈ۪ﻴﻤًﺎۙ﴾١٥٦﴿ 156- Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarından; ﻭَﻗَﻮْﻟِﻬِﻢْ ﺍِﻧَّﺎ ﻗَﺘَﻠْﻨَﺎ ﺍﻟْﻤَﺴ۪ﻴﺢَ ﻋ۪ﻴﺴَﻰ ﺍﺑْﻦَ ﻣَﺮْﻳَﻢَ ﺭَﺳُﻮﻻﺎﻟﻠّٰﻬِۚﻮَﻣَﺎ ﻗَﺘَﻠُﻮﻩُ ﻭَﻣَﺎ ﺻَﻠَﺒُﻮﻩُ ﻭَﻟٰﻜِﻦْ ﺷُﺒِّﻪَ ﻟَﻬُﻢْۜ ﻭَﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍﺧْﺘَﻠَﻔُﻮﺍ ﻓ۪ﻴﻪِ ﻟَﻔ۪ﻰ ﺷَﻚٍّ ﻣِﻨْﻪُۜ ﻣَﺎﻟَﻬُﻢْ ﺑِﻪ۪ ﻣِﻦْ ﻋِﻠْﻢٍ ﺍِﻻَﺎ ﺍﺗِّﺒَﺎﻉَ ﺍﻟﻈَّﻦِّۚ ﻭَﻣَﺎ ﻗَﺘَﻠُﻮﻩُ ﻳَﻘ۪ﻴﻨًﺎۙ﴾١٥٧﴿ 157- Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. {Allah Teâlâ Nuh'u tufandan, İbrahim'i ateşten, Musa'yı Firavun'dan, Muhammed Mustafa'yı müşriklerin tuzağından koruyup kurtardığı gibi İsa'yı da, onu öldürmek isteyen yahudilerin elinden kurtarmış, Hz. İsa'ya ihanet ederek bulunduğu yeri askerlere gösteren kişiyi İsa'ya benzeterek öldürtmüştür.} ﺑَﻞْ ﺭَﻓَﻌَﻬُﺎﻟﻠّٰﻬُﺎِﻟَﻴْﻪِۜ ﻭَﻛَﺎﻧَﺎﻟﻠّٰﻬُﻌَﺰ۪ﻳﺰًﺍ ﺣَﻜ۪ﻴﻤًﺎ﴾١٥٨﴿ 158- Bilâkis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir. ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﺍِﻻَﺎ ﻟَﻴُﻮْۭﻣِﻨَﻦَّ ﺑِﻪ۪ ﻗَﺒْﻞَ ﻣَﻮْﺗِﻪ۪ۚ ﻭَﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﻘِﻴٰﻤَﺔِ ﻳَﻜُﻮﻥُ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﺷَﻬ۪ﻴﺪًﺍۚ﴾١٥٩﴿ 159- Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır. {Allah, peygamberi İsa'yı yahudilerden korumuş, öldürmelerine mani olmuştur; bu kesindir. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. Çoğunluğa göre Allah onu, kudretiyle manevî semalardaki hususi mevkiine kaldırmıştır, kıyametten önce tekrar dünyaya gönderecektir, o zaman bütün ehl-i kitap onun peygamber olduğuna inanacak bâtıl inançlarından kurtulacaklardır. Hz. İsa dünyada kaldığı müddetçe Kur'an ile hükmedecek, haç, domuz vb. ile ilgili bâtıl uygulamalara son verecektir. Bir başka anlayışa göre Allah onu yahudilerden korumuş, eceli gelince onu vefat ettirmiş ve ruhunu semadaki yerine kaldırmıştır. Kıyametten önce gelecek olan da onun ruhudur. Ehl-i kitaptan olanlar, ölümlerinden önce gerçeği öğrenip inanacaklar, fakat bunun faydası olmayacaktır. Bu anlayış üçüncü sûrenin 54-56. âyetlerine dayandırılmıştır.} ﻓَﺒِﻈُﻠْﻢٍ ﻣِﻦَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻫَﺎﺩُﻭﺍ ﺣَﺮَّﻣْﻨَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻃَﻴِّﺒَﺎﺕٍ ﺍُﺣِﻠَّﺖْ ﻟَﻬُﻢْ ﻭَﺑِﺼَﺪِّﻫِﻢْ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻼﺎﻟﻠّٰﻬِﻜَﺜ۪ﻴﺮًﺍۙ﴾١٦٠﴿ ﻭَﺍَﺧْﺬِﻫِﻢُ ﺍﻟﺮِّﺑٰﻮﺍ ﻭَﻗَﺪْ ﻧُﻬُﻮﺍ ﻋَﻨْﻪُ ﻭَﺍَﻛْﻠِﻬِﻢْ ﺍَﻣْﻮَﺍﻝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﺑِﺎﻟْﺒَﺎﻃِﻞِۜ ﻭَﺍَﻋْﺘَﺪْﻧَﺎ ﻟِﻠْﻜَﺎﻓِﺮ۪ﻳﻦَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺑًﺎ ﺍَﻟ۪ﻴﻤًﺎ﴾١٦١﴿ 160-161- Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmeleri, menedildikleri halde faizi almaları ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemeleri yüzünden kendilerine (daha önce) helâl kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık; ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık. ﻟٰﻜِﻦِ ﺍﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻭَﺍﻟْﻤُﻮْۭﻣِﻨُﻮﻥَ ﻳُﻮْۭﻣِﻨُﻮﻥَ ﺑِﻤَٓﺎ ﺍُﻧْﺰِﻝَ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻭَﻣَٓﺎ ﺍُﻧْﺰِﻝَ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻚَ ﻭَﺍﻟْﻤُﻘ۪ﻴﻤ۪ﻴﻦَ ﺍﻟﺼَّﻠٰﻮﺓَ ﻭَﺍﻟْﻤُﻮْۭﺗُﻮﻥَ ﺍﻟﺰَّﻛٰﻮﺓَ ﻭَﺍﻟْﻤُﻮْۭﻣِﻨُﻮﻧَﺒِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺍﻟْﻴَﻮْﻡِ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮِۜ ﺍُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﺳَﻨُﻮْۭﺗ۪ﻴﻬِﻢْ ﺍَﺟْﺮًﺍ ﻋَﻈ۪ﻴﻤًﺎ۟﴾١٦٢﴿ 162- Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz. ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻭْﺣَﻴْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻛَﻤَٓﺎ ﺍَﻭْﺣَﻴْﻨَٓﺎ ﺍِﻟٰﻰ ﻧُﻮﺡٍ ﻭَﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻦَ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِﻩ۪ۚ ﻭَﺍَﻭْﺣَﻴْﻨَٓﺎ ﺍِﻟٰٓﻰ ﺍِﺑْﺮٰﻫ۪ﻴﻢَ ﻭَﺍِﺳْﻤٰﻌ۪ﻴﻞَ ﻭَﺍِﺳْﺤٰﻖَ ﻭَﻳَﻌْﻘُﻮﺏَ ﻭَﺍﻻﺎَﺳْﺒَﺎﻁِ ﻭَﻋ۪ﻴﺴٰﻰ ﻭَﺍَﻳُّﻮﺏَ ﻭَﻳُﻮﻧُﺲَ ﻭَﻫٰﺮُﻭﻥَ ﻭَﺳُﻠَﻴْﻤٰﻦَۚ ﻭَﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎ ﺩَﺍﻭُ۫ﺩَ ﺯَﺑُﻮﺭًﺍۚ﴾١٦٣﴿ 163- Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), İsa'ya, Eyyûb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebûr'u verdik. {Peygamber kendisine vahiy gelen büyük insandır. Bu vahyi insanlara tebliğ ile mükellef olanlarına elçi manasında "resûl" denir. Vahiy Allah'ın kullarına, dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel bir iletişim yoludur. Melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. Vahye mazhar olan peygamber kendisinde, Allah'tan olduğunda asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Âyette geçen "torunlar"dan maksat Yakup peygamberin çocukları ve torunlarıdır.} ﻭَﺭُﺳُﻼﺎ ﻗَﺪْ ﻗَﺼَﺼْﻨَﺎﻫُﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻞُ ﻭَﺭُﺳُﻼﺎ ﻟَﻢْ ﻧَﻘْﺼُﺼْﻬُﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻚَۜ ﻭَﻛَﻠَّﻤَﺎﻟﻠّٰﻬُﻤُﻮﺳٰﻰ ﺗَﻜْﻠ۪ﻴﻤًﺎۚ﴾١٦٤﴿ 164- Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu. {Hadislerde yüzbinlerce peygamber gelip geçtiği bildirilmiştir. Bu âyet de sayı vermeden aynı gerçeği dile getirmektedir. Buna göre yeryüzünde insanların bulunduğu yerlere her zaman, ilâhî mesajı ulaştırmak üzere çok sayıda peygamberin gönderildiği anlaşılmaktadır.} ﺭُﺳُﻼﺎ ﻣُﺒَﺸِّﺮ۪ﻳﻦَ ﻭَﻣُﻨْﺬِﺭ۪ﻳﻦَ ﻟِﺌَﻼَﺎ ﻳَﻜُﻮﻥَ ﻟِﻠﻨَّﺎﺱِ ﻋَﻠَﻰﺍﻟﻠّٰﻬِﺤُﺠَّﺔٌ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟﺮُّﺳُﻞِۜ ﻭَﻛَﺎﻧَﺎﻟﻠّٰﻬُﻌَﺰ۪ﻳﺰًﺍ ﺣَﻜ۪ﻴﻤًﺎ﴾١٦٥﴿ 165- (Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir. ﻟٰﻜِﻨِﺎﻟﻠّٰﻬُﻴَﺸْﻬَﺪُ ﺑِﻤَٓﺎ ﺍَﻧْﺰَﻝَ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺍَﻧْﺰَﻟَﻪُ ﺑِﻌِﻠْﻤِﻪ۪ۚ ﻭَﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔُ ﻳَﺸْﻬَﺪُﻭﻥَۜ ﻭَﻛَﻔٰﻰﺑِﺎﻟﻠّٰﻬِﺸَﻬ۪ﻴﺪًﺍ﴾١٦٦﴿ 166- Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir. ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻛَﻔَﺮُﻭﺍ ﻭَﺻَﺪُّﻭﺍ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻼﺎﻟﻠّٰﻬِﻘَﺪْ ﺿَﻠُّﻮﺍ ﺿَﻼﺎﻻﺎ ﺑَﻌ۪ﻴﺪًﺍ﴾١٦٧﴿ 167- İnkâr eden ve (başkalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır. ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻛَﻔَﺮُﻭﺍ ﻭَﻇَﻠَﻤُﻮﺍ ﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻨِﺎﻟﻠّٰﻬُﻠِﻴَﻐْﻔِﺮَ ﻟَﻬُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﻟِﻴَﻬْﺪِﻳَﻬُﻢْ ﻃَﺮ۪ﻳﻘًﺎۙ﴾١٦٨﴿ 168- İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir. ﺍِﻻَﺎ ﻃَﺮ۪ﻳﻖَ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ ﺧَﺎﻟِﺪ۪ﻳﻦَ ﻓ۪ﻴﻬَٓﺎ ﺍَﺑَﺪًﺍۜ ﻭَﻛَﺎﻥَ ﺫٰﻟِﻚَ ﻋَﻠَﻰﺍﻟﻠّٰﻬِﻴَﺴ۪ﻴﺮًﺍ﴾١٦٩﴿ 169- Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onları yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolaydır. ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢُ ﺍﻟﺮَّﺳُﻮﻝُ ﺑِﺎﻟْﺤَﻖِّ ﻣِﻨْﺮَﺑِّﻜُﻤْﻔَﺎٰﻣِﻨُﻮﺍ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻟَﻜُﻢْۜ ﻭَﺍِﻥْ ﺗَﻜْﻔُﺮُﻭﺍ ﻓَﺎِﻧَّﻠِﻠّٰﻬِﻤَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِۜ ﻭَﻛَﺎﻧَﺎﻟﻠّٰﻬُﻌَﻠ۪ﻴﻤًﺎ ﺣَﻜ۪ﻴﻤًﺎ﴾١٧٠﴿ 170- Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçeği getirdi (bunda şüphe yoktur), şu halde kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. (O'nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir. ﻳَٓﺎ ﺍَﻫْﻞَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻻﺎ ﺗَﻐْﻠُﻮﺍ ﻓ۪ﻰ ﺩ۪ﻳﻨِﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎﺗَﻘُﻮﻟُﻮﺍ ﻋَﻠَﻰﺍﻟﻠّٰﻬِﺎِﻻَﺎ ﺍﻟْﺤَﻖَّۜ ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻟْﻤَﺴ۪ﻴﺢُ ﻋ۪ﻴﺴَﻰ ﺍﺑْﻦُ ﻣَﺮْﻳَﻢَ ﺭَﺳُﻮﻻﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﻛَﻠِﻤَﺘُﻪُۚ ﺍَﻟْﻘٰﻴﻬَٓﺎ ﺍِﻟٰﻰ ﻣَﺮْﻳَﻢَ ﻭَﺭُﻭﺡٌ ﻣِﻨْﻪُۘ ﻓَﺎٰﻣِﻨُﻮﺍﺑِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺭُﺳُﻠِﻪ۪ۚ ﻭَﻻﺎ ﺗَﻘُﻮﻟُﻮﺍ ﺛَﻠٰﺜَﺔٌۜ ﺍِﻧْﺘَﻬُﻮﺍ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻟَﻜُﻢْۜ ﺍِﻧَّﻤَﺎﺍﻟﻠّٰﻬُﺎِﻟٰﻪٌ ﻭَﺍﺣِﺪٌۜ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُٓ ﺍَﻥْ ﻳَﻜُﻮﻥَ ﻟَﻪُ ﻭَﻟَﺪٌۢ ﻟَﻪُ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِۜ ﻭَﻛَﻔٰﻰﺑِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﻛ۪ﻴﻼﺎ﴾١٧١﴿ 171- Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah'ın resûlüdür, (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı "kün: Ol" kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüş bir ruhtur). Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Allah) üçtür" demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. {Hıristiyanlar bir türlü Allah'ın birliği (tevhid) inancına gelememiş, Allah ile peygamberini birbirinden ayıramamışlardır. Hz. Musa ve Hz. İsa, ehl-i kitaba tevhid inancını getirdiği halde, sonradan sapan bu toplumlar Hâtemü'l-enbiyâ'nın sağlam ve aydınlatıcı açıklamalarına rağmen, çoğu itibariyle, gerçeği kabul etmemişlerdir. Hıristiyanlar: "Allah, baba, oğul ve rûhu'l-kudüs'ten ibaret olmak üzere üçtür", yahut "Allah üç unsurdan meydana gelmiştir, bunların üçü de birbirinin aynıdır, her biri tam ilâhtır ve üçü birden bir tek ilâhdır" diyerek çelişkiye düşerler. 171-172. âyetler onları, gerçek Allah inancı üzerinde aydınlatmak üzere gelmiştir. Âyette Hz. İsa için "Allah'tan bir ruh" ve "Allah'ın kelimesi" denilmiştir. Âl-i İmrân sûresinin 45-47. âyetlerinde ikinci vasıf açıklanmış, bundan maksadın, Allah'ın "Ol" demesinden ibaret bulunduğu bildirilmiş, Hz. İsa'nın mûcizevi bir şekilde yaratıldığı beyan edilmiştir. Meryem sûresinin 17. âyetinden itibaren de birinci vasıf açıklanmış, "Rûh"un, Cebrail olduğuna işaret edilmiştir.} ﻟَﻦْ ﻳَﺴْﺘَﻨْﻜِﻒَ ﺍﻟْﻤَﺴ۪ﻴﺢُ ﺍَﻥْ ﻳَﻜُﻮﻥَ ﻋَﺒْﺪًﺍﻟِﻠّٰﻬِﻮَﻻﺎ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔُ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑُﻮﻥَۜ ﻭَﻣَﻦْ ﻳَﺴْﺘَﻨْﻜِﻒْ ﻋَﻦْ ﻋِﺒَﺎﺩَﺗِﻪ۪ ﻭَﻳَﺴْﺘَﻜْﺒِﺮْ ﻓَﺴَﻴَﺤْﺸُﺮُﻫُﻢْ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺟَﻤ۪ﻴﻌًﺎ﴾١٧٢﴿ 172- Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakın melekler, Allah'ın kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır. ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻭَﻋَﻤِﻠُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎﺕِ ﻓَﻴُﻮَﻓّ۪ﻴﻬِﻢْ ﺍُﺟُﻮﺭَﻫُﻢْ ﻭَﻳَﺰ۪ﻳﺪُﻫُﻢْ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻠِﻪ۪ۚ ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍﺳْﺘَﻨْﻜَﻔُﻮﺍ ﻭَﺍﺳْﺘَﻜْﺒَﺮُﻭﺍ ﻓَﻴُﻌَﺬِّﺑُﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺑًﺎ ﺍَﻟ۪ﻴﻤًﺎۙ ﻭَﻻﺎﻳَﺠِﺪُﻭﻥَ ﻟَﻬُﻢْ ﻣِﻦْ ﺩُﻭﻧِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﻟِﻴًّﺎ ﻭَﻻﺎﻧَﺼ۪ﻴﺮًﺍ﴾١٧٣﴿ 173- İman edip iyi işler yapanlara (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir. Kulluğundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara acı bir şekilde azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah'tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulurlar. (Kendilerini Allah'ın azabından kurtaracak bir kimse bulamazlar.) ﻳَٓﺎﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢْ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ ﻣِﻨْﺮَﺑِّﻜُﻤْﻮَﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ﴾١٧٤﴿ 174- Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik. {Kesin delil Resûlullah, nur ise Kur'an-ı Kerim'dir.} ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍﺑِﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺍﻋْﺘَﺼَﻤُﻮﺍ ﺑِﻪ۪ ﻓَﺴَﻴُﺪْﺧِﻠُﻬُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﺭَﺣْﻤَﺔٍ ﻣِﻨْﻪُ ﻭَﻓَﻀْﻞٍۙ ﻭَﻳَﻬْﺪ۪ﻳﻬِﻢْ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺻِﺮَﺍﻃًﺎ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻤًﺎۜ﴾١٧٥﴿ 175- Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir. ﻳَﺴْﺘَﻔْﺘُﻮﻧَﻚَۜ ﻗُﻼﺎﻟﻠّٰﻬُﻴُﻔْﺘ۪ﻴﻜُﻢْ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﻼﺎﻟَﺔِۜ ﺍِﻥِ ﺍﻣْﺮُﻭٌۭﺍ ﻫَﻠَﻚَ ﻟَﻴْﺲَ ﻟَﻪُ ﻭَﻟَﺪٌ ﻭَﻟَﻪُٓ ﺍُﺧْﺖٌ ﻓَﻠَﻬَﺎ ﻧِﺼْﻒُ ﻣَﺎﺗَﺮَﻙَۚ ﻭَﻫُﻮَ ﻳَﺮِﺛُﻬَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻬَﺎ ﻭَﻟَﺪٌۜ ﻓَﺎِﻥْ ﻛَﺎﻧَﺘَﺎ ﺍﺛْﻨَﺘَﻴْﻦِ ﻓَﻠَﻬُﻤَﺎ ﺍﻟﺜُّﻠُﺜَﺎﻥِ ﻣِﻤَّﺎ ﺗَﺮَﻙَۜ ﻭَﺍِﻥْ ﻛَﺎﻧُٓﻮﺍ ﺍِﺧْﻮَﺓً ﺭِﺟَﺎﻻﺎ ﻭَﻧِﺴَٓﺎﺀً ﻓَﻠِﻠﺬَّﻛَﺮِ ﻣِﺜْﻞُ ﺣَﻆِّ ﺍﻻﺎُﻧْﺜَﻴَﻴْﻦِۜ ﻳُﺒَﻴِّﻨُﺎﻟﻠّٰﻬُﻠَﻜُﻢْ ﺍَﻥْ ﺗَﻀِﻠُّﻮﺍۜﻭَﺍﻟﻠّٰﻬُﺒِﻜُﻞِّ ﺷَﻰْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ﴾١٧٦﴿ 176- Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kızkardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kızkardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kızkardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir. {Sûrenin başlarında 12. âyette geçen kardeşler ana bir kardeşler idi. Buradaki kardeşler ise ana-baba bir ve baba bir kardeşlerdir.}