Yirmi Dördüncü Lem'a
Fihrist Risalesi · s.126
"Dört Hikmet"i hâvidir
ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮّﺣِﻴﻢِ ﻳَﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ ﻗُﻞْ ﻻﺎَﺯْﻭَﺍﺟِﻚَ ﻭَﺑَﻨَﺎﺗِﻚَ ﻭَﻧِﺴَﺎﺀِ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨِﻴﻦَ ﻳُﺪْﻧِﻴﻦَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻦَّ ﻣِﻦْ ﺟَﻼﺎﺑِﻴﺒِﻬِﻦَّ ilh. gibi âyetlerle, Kur'ân-ı Hakim, tesettürü emrediyor. Sefih ve mimsiz medeniyetin ise, Kur'ân'ın bu hükmüne karşı muhalif gittiğini ve tesettürü fıtri görmediğinden, "bir esarettir" deyip dinsizcesine bir sualine karşı Kur'ân-ı Hakim'in bu hükmü tam yerinde olup, belki esaret olmayıp tesettürün fıtrî olduğunu, çok tecrübe ve misallerle izah ve isbat edip onları iskat ve tesettüre kat'i emrediyor. Birincisi:Kadınların fıtratı tesettürü iktiza ediyor. Çünkü, hilkaten zaife ve nazik olduğundan, kendi hayatından ziyade çocuklarını himayeye fıtraten bir meyli bulunduğundan onu himaye edene karşı kendini güzel göstermek ve nefret ettirmemeye ve ittihama maruz kalmamak için fıtri bir meyli bulunduğunu, hem kadınların ondan altısı; ya ihtiyar, ya çirkin olmak cihetiyle, çirkinliğini herkese göstermek istemediğini, hem güzellerden kendini göstermekten sıkılmayanlar ancak ondan bir iki olup, diğerleri ise, pis ve şehevani ve sakil insanların nazarlarından istiskal ettiğinden, kendini göstermek istemediğini ve Kur'ân-ı Hakimin tesettüre emri fırti olmakla beraber, o nazik ve zaîfeyi, bir refika-i ebediye olabilmeleri için, tesettürle zahiri ve batınî zilletten ve mânevî bir esaretten kurtarıyor diye gayet güzel bir cevapla gaddar medeniyeti iskât ediyor. İkinci hikmet:Erkek ve kadın arasında şiddetli bir muhabbet, yalnız bu hayat-ı dünyeviyenin ihtiyacından ileri gelmediğini, belki ebedi bir hayatta ciddi bir arkadaş olmak için, o muhabbeti âhir ömre kadar devam ettiği ve etmesi lâzım geldiği cihetle o kadının, ebedi arkadaşı olan kocasının ebedi arkadaşlığından mahrum kalmamak için tesettürü kat'iyyen ve fıtraten iktiza ettiğini; ve sefih, gaddar medeniyetin "gayr-ı fıtri ve esarettir" demelerini iskât etmekle beraber, tesettüre kat'i emrediyor. Üçüncü hikmet:Aile saadeti, kadın ve koca mabeyninde bir emniyet-i mütekabile ve samimi bir muhabbetle devam ettiğini ve tesettürsüzlük o emniyet ve muhabbeti bozduğunu ve kırdığını ve açık saçık kadının on'dan bir tanesi, kocasından daha iyisini görmediğinden, kendini başkalara göstermek istemediğinden ve yirmi adamdan ancak bir tanesi karısından daha güzelini görmediğinden açık saçıklık ve hayvani nazarlar o emniyet ve muhabbeti kırdığını; hatta o hayvani, süfli ve pis görünmek, akrabalık misillü olanda dahi o emniyeti kırdığını ve o çıplak bacakla görünüş akraba misilli olanda dahi o emniyeti kırdığını ve o çıplak bacakla görünmesi, akrabanın mahremiyeti dahi gayr-ı mahrem olduğunu gayet kat'i bir surette ispat eder. Dördüncü hikmet:Kesret-i nesil her cihetle matlûb olup, her millet ve her hükûmet buna taraftar olduğu, hatta Resul-i Ekrem Aleyhissalât Vesselâm ﺗَﻨَﺎﻛَﺤُﻮﺍ ﺗَﻜَﺎﺛَﺮُﻭﺍ ﻓَﺎِﻧِّﻰ ﺍُﺑَﺎﻫِﻰ ﺑِﻜُﻢُ ﺍﻻﺎُﻣَﻢَ yani: "İzdivac ediniz. Ben, sizin çokluğunuzla iftihar ederim" buyurmasını, tesettürsüzlük izdivacı çoğaltmayıp, pek azalttığını, çünkü, serseri asri bir genç dahi refikasının gayet namuslu olmasını istediğini ve kadın ise, erkeğin çoluk ve çocuk ve malına ve herşeyine dahilî muhafız olduğundan, kadında sadakat ve emniyet lâzım olduğunu, tesettürsüzlük ve açık saçıklık ve hayâsızlık ise, o sadakatı ve emniyeti kırdığından, erkeğe vicdan azabı çektirdiğini ve kadınlarda şecaat ve sehavet o sadakat ve emniyeti ihlal ettiğini ve memleketimizin Avrupaya kıyas eldilemeyeceğini, eğer kıyas edilse, neslin zâfına ve kuvvetin sukutuna sebep olacağını ve şehirliler köylülere kıyas edilemeyeceğini, çünkü köylüler maişet meşgalesiyle uğraştığından, san'at ile iştigal eden şehirliler onlara kıyas edilemeyeceğini ve daha çok hikmetlerini gayet kat'i ispat eder.
Rüşdü