Risale-i NurFihrist Risalesi

İkinci Bab

Fihrist Risalesi · s.155

Allahü Ekber cümlesinin meratibinden bahseder. Ki; ezan, kamet, namazların tekbiratı olan kelime-i tekbirin otuz üç mertebesinden alelihtisar yedi mertebesini hâvidir. Birinci mertebe: ﻭَ ﻗُﻞِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟَﻢْ ﻳَﺘَّﺨِﺬْ âyet-i celilesiyle ibtidar edip zerrattan seyyarata, ferşten arşa, semavattan teşahhusata kadar bu mertebede icmalen, meratib-i sairede tafsilen bilumum mevcudat ile vücub-u vücud ve vahdet-i Bari'yi güneş gibi celi bir surette ispat; ve şirkin bin derece mümteni ve muhaliyyetini delail-i akliyye ve nakliyye ve berahin-i şuhudiyye ve sübutiyye ile gösterip muannidleri bile iskat ile insaf ve imana getirecek bir mahiyettedir. İkinci mertebe:Cenab-ı Hak celle ve âla Hazretlerinin azamet ve kibriyasını ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ lafza-i Celal'inin cami' bulunduğu kudret-i kamilenin tezahüratı Hallak, Alîm, Sâni', Hakîm, Rahmân, Rahîm gibi Esma-i Celile-i muhitanın tecelliyat-ı şamilesiyle, hayvanat ve nebatat üzerindeki ihsanat-ı mârufe-i Rabbaniye ve Rezzakiyye ve onlardaki hayretbahş hilkat-ı acibe ve san'at-ı garibe ve gözleri kamaştıran ve akılları hayran eden müzeyyenat ve münakkaşat ve daha lâ-yuad ve la-yuhsa sanayi-i Rabbaniyye, delail-i kat'iyye ile serdedilip Cenab-ı Hallâk-ı Âzam Hazretlerinin vücub-u vücud ve vahdetini ilân ve ispat eder. Üçüncü mertebe:ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ lafza-i Celal'inin mukteziyyat-ı sairesinden Mukaddir-ul Alîm-ül Hakîm, Musavvir-ul Kerîm-ül Latîf, Müzeyyin-ül Mün'im-ül Vedûd gibi Esma-i Celile-i muhitasının âlem üzerindeki tecelliyat-ı hayret-efzasını, misilsiz bir izah, nazirsiz bir ispat ile tasvir ve tefhim edip cüz'i bir çiçeği hasnâ bir kadını nazara havale eder. Bu mertebenin irae etmekte olduğu Esma-i Celile, ve fevaid-i münîfeyi muntazaman safahatıyla nazargâh-ı ammeye açar. ﻓَﺎﻋْﺘَﺒِﺮُﻭﺍ ﻳَﺎ ﺍُﻭﻟِﻰ ﺍﻻﺎَﺑْﺼَﺎﺭ der. Dördüncü mertebe:Cenab-ı Vâcibü'l-Vücud ve Feyyazü'l-Hayr-u Ve'l-Cûd Hazretlerinin ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ism-i Celil'inin ﺍَﻟْﻌَﺪْﻝُ ﺍﻟْﻌَﺎﺩِﻝُ ﺍﻟْﺤَﻜَﻢُ ﺍﻟْﺤَﺎِﻛُﻢ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ ﺍﻻﺎَﺯَﻟِﻰُّ esma-i mütecelliyyesinin müştemilatını izhar ve şecere-i kâinatı inayet ve rahmetiyle kavainin-i âdet ve Sünnet'inin tanzimini, intizamat-ı mer'iyye ve meşhudenin şehadetiyle ve cilve-i esma ve sıfatının iaşe ve terzıkdaki taltifatını, inayat-ı tâmme ve rahmet-i vasianın şehadetiyle aşk-ı sâdık, incizab-ı zâhir, terbiye-i kerim, intizam-ı mükemmel ve münasip vakitlerde, muhtac-ı erzak olanlara envaının tekessürü ile umum hacetlerinin kazası, ve hayt u vuslat olan ibadetlerindeki münacat ve füzuyatın ve vahdetle kalbin itmi'nanı gibi pek çok lem'alar ile bir Hakim'in vücub-u vücud, Vahidiyet ve kudret-i kamilesine şehadet ve delalet ettiğini ifham ve ispat; ve nakş-ı hacerî gibi silinmez bir kanaat ve emniyet bahşeder. Beşinci mertebe:Cenab-ı Fatır-ı Akdes Hazretlerinin ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ism-i Celal'inden ﺍَﻟْﺨَﻼَﺎﻕُ ﺍَﻟْﻘَﺪِﻳﺮُ ﺍَﻟْﻤُﺼَﻮِّﺭُ ﺍَﻟْﺒَﺼِﻴﺮُ Esma-i Hüsnasının tecellisi; hem ﺍَﻓَﻠَﻢْ ﻳَﻨْﻈُﺮُﻭﺍ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀِ ﻓَﻮْﻗَﻬُﻢْ âyet-i celilesinin delalet ettiği ecram-ı ulviyye ve kevakib-i dürriyye, Uluhiyyet ve Azametinin yekta bir burhanı; ve Rububiyyet ve izzetinin muhkem şahidleri bulunan semada, sükûnet içinde sükût, hikmet içinde aslâ inhiraf etmez bir hareket, hem şemsin müstekarrında müstekarrane cereyanı ve kemal-i musahhariyet ve mutâvaatla alemlere serptiği nur ve ziya ve füyûzatı; hem kamerin tebdil-i mevasim için burçtan burca şuurdarane hareket-i intikaliyyesi; elhasıl, cemi'-i mevcudattaki mevzun intizamlar, muntazam mizanlar, hikmet-i hassa-i zahire, inayet-i tâmm-i bahire, takdirat-ı muntazama, mekadir-i müsmire; âcâl-i muayyene, erzak-ı mukannene; nutfeden vücud bulan insan cihazatıyla; yumurtadan husule gelen kuşlar cevarihiyle; tohumdan neşvünema bulan ağaçlar mütenevvi âzalarıyla ve hakeza; umum eşyanın icadının gayet suhuletli tezahüratı; Vücub-u Vücud, Vahid-i Ehad ve Samed'e şehadet ettiğini, ukul-u beşerin derecatına münasip, çok zarafet ve nezaketle ve kanaat-ı tamme verir bir surette beyan eder. Altıncı mertebe:Cenab-ı Halık-ı Âzam Hazretlerinin ism-i Celili olan ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ lafza-i Celal'inin mukteziyatından, ﺍَﻟْﻌَﺎﺩِﻝُ ﺍَﻟْﺤَﻜَﻢُ ﺍَﻟْﻘَﺎﺩِﺭُ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍَﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍﻻﺎَﺣَﺪُ ﺍَﻟﺴُّﻠْﻄَﺎﻥُ ﺍﻻﺎَﺯَﻟِﻰُّ Esma-i şerifesinin mevsufu ve bütün eşya kabza-i tasarrufunda olduğunu bunlardaki nizam ve mizanın İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin ünvanıyla iki bab olduğunu ve ism-i Evvel ve Ahir'in tecellisi mebde ve müntehaya bakarak asıl ve nesil, mazi ve müstakbel, emir ve ilim, iman-ı mübine; ve ism-i Zahir ve Batın'ın tecellisi ise, eşya üzerinde Fatırıyyetin ve Hallakiyetin zımnında, kitab-ı mübine işaret ettiklerini ve bu mertebede gösterilecek fevaid-i kesirenin bir kısmı da Otuz İkinci Söz'de izah edilmiş olup burada da icmalen zikrolunduğu mukayyeddir. Yedinci mertebe:Cenab-ı Rabb-i Yezdan Hazretlerinin herşeyden ilmen ve kudreten ve rahmeten azamet ve uluvv-ü şanını Hallakü'l-Fettah, Fa'alü'l-Allâm, Vehhabü'l-Feyyaz, Esma ve Sıfat-ı İlahisiyle kâinat, enva-ı mevcudatıyla, Hâlık-ı Âzam'ın Nur-u Cemal'inin tecelliyatını ve ef'al ve kemalinin inkişâfâtını izhar ve bu Esma-i Mübarekenin dürbünleriyle mevcudattaki gûnagün cilveleri altında ef'al-i ilahiyyeye ve âsârına nazar-ı ibretle bakılmakla, müsemma-i Zülcelal'e intikal ve kesb-i ıttıla edilir diye gayet güzel beyan eder.