ZEKÂTIN EDASI
Büyük Şafiî İlmihali · s.291
Zekâta müstahak olanlar ile mal, hazır olduktan sonra, müstahakların ihtiyacını bir an evvel karşılamak için gecikme yapmadan zekâtı eda etmek gerekir. Binaenaleyh bir kimse mazeretsiz olarak zekâtını geciktirir ve malı telef olursa, zekâtını vermeğe mecburdur. Kavli cedide göre, mal sahibi kendi zekâtını bizzat dağıtabilir ama kavl-i kadime göre, İslâm devleti müslümanların zekâtını toplarsa, mal sahibi bizzat zekâtı müstahaklara dağıtamaz, mutlaka devlete devretmeli, o dağıtım işini yapacaktır. Her ibadette olduğu gibi zekâtta da niyet getirmek vacibdir. Niyetin şekli şöyledir: ﻫٰﺬَﺍ ﻓَﺮْﺽُ ﺯَﻛَﺎﺓِ ﻣَﺎﻟِﻰ "Bu benim malımın farz olan zekâtıdır" Veyahut: ﻫٰﺬَﺍ ﻓَﺮْﺽُ ﺻَﺪَﻗَﺔِ ﻣَﺎﻟِﻰ "Bu benim malımın farz olan sadakasıdır." denir. Malı tayin edip bu, şu malımın farz olan zekâtıdır, şeklinde söylemek icab etmez. Bir kimse, muayyen bir malın zekâtını vermek için niyet getirir, sonra mal telef olursa verdiği zekat, zekâtını vermediği başka bir malın zekâtı yerine geçmez. Çocuk ve delinin zekâtını çıkarmak için velinin niyet getirmesi şarttır. Bir kimse zekâtını vermek için vekil tayin ederse, vekilin niyeti kâfidir. Zekâtını verirken niyet getirmek şart değildir, daha önce niyet getirilirse de kafidir. Fakat dağıtım zamanında niyet getirmek daha efdaldır. İslâm ahkamına göre, bir kimse zekâtını vermekten imtina ederse, İslâm devleti zorla ondan alacaktır. Bunun için zekâtı alan memurun niyeti kâfidir. Nisab dolmadan evvel ticaretin dışında başka bir malın zekâtını peşin olarak çıkarmak caiz değildir. Buna göre ekinin habbeleri sertleşmeden, meyve de olgunlaşmadan evvel zekâtlarını çıkarmak caiz değildir. Fakat habbeler sertleştikten ve meyve de olgunlaştıktan sonra peşin olarak verilebilir.