FITIR ZEKÂTININ FARZ OLUŞUNUN HİKMETİ
Büyük Şafiî İlmihali · s.289
Fıtır zekâtının farz oluşunun hikmeti, iki yönden mutalaâ edilebilir: A) Oruç tutan kimse, yemekten, içmekten ve cinsi mukavenetten oruç tuttuğu gibi dili, göz ve kulağı, eli, ayağı ve sair azaları da menhiyattan oruç tutmaları gerekir. Fakat buna muvaffak olan çok nadir olduğundan, oruç tutanı günahlardan temizlemek ve orucun noksanını telâfi etmek için İslâm dini, fıtır zekâtını farz kılmıştır. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﻧَّﻬَﺎ ﻃُﻬْﺮَﺓٌ ﻟِﻠﺼَّﺎﺋِﻢِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠَّﻐْﻮِ ﻭَﺍﻟﺮَّﻓَﺚِ "O, (fıtır zekâtı) oruçlunun, fuzuli ve kötü sözlerinden temizleyicidir." Veki bin El-Cerrah diyor ki: "Secde-i sehv, namazın noksanlarını telâfi ettiği gibi, fıtır zekâtı da orucun noksanlarını telâfi eder." B) Bayram, şenlik ve sevinç günü olduğundan bu sevincin umumi olması icab eder. İslâm dini bunu gerçekleştirip fakir ve muhtaçları da sevincde ortak kılmak için, fıtır zekâtını farz kılıp, halkın yedikleri ne ise aynı cinsten kendilerine verilmesini emretti. Bayram günü ve gecesi kendisinin ve ihtiyacını karşılamakla mükellef olduğu kimselerin normal olarak nafakaları, mesken ve elbiseleri ve sair ihtiyaçlarından başka bir şeye sahip olan kimse, hem kendisi için, hem kendilerine bakmağa mecbur olduğu kimseler için fıtır zekâtını vermekle mükelleftir. Kendilerine bakmağa mecbur olduğu kimseler şunlardır: l) Naşize olmayan, zengin de olsa zevce. 2) Usulü (Ana ve babaları) 3) Füruu (Çocuk ve torunları) 4) Köle ve cariyesi. Bir kimsenin baliğ olan füru ile usulünden herhangi birisi, fakir olduğu takdirde, onun fıtır zekâtını vermekle mükellef olur. Fakat baliğ olan feri durumu müsaid olur veya anne ve babasının durumları iyi olursa onların fıtır zekâtını vermeğe mecbur değildir. Üvey anasının (muhtaç da olsa) fıtır zekâtını vermek icab etmez. Nafakasını vermeğe mecbur olmadığı kimsenin fıtır zekâtını çıkarmak isterse ondan izin almak zorundadır. Yoksa caiz değildir. Bütün efradı ailesinin fitrelerini çıkaracak bir kudrette değilse, önce kendi fitresini çıkarır, sonra zevceninkini, sonra küçük çocuğununkini, sonra babasınınkini, sonra anasınınkini çıkarır. Fitre bir sa'dır. Bir sa' da dört müd'dür. Yani mutedil dört avuçtur. "Fıkıh -El-Zekât" adlı kitabda kayd edildiğine göre, bir fitre bir sa' olduğuna göre, iki kilo yüz altmış altı gramdır. Para ve elbise gibi şeyler fitre olarak çıkarılmaz. Fitre, ancak buğday, arpa, pirinç, hurma, nohut, mısır ve peynir gibi halkın çoğunun yedikleri şeylerden verilebilir. Ramazan-ı şerifin son günü, güneşin batmasıyla, fıtır zekâtı vacib olur. Yalnız Ramazan-ı şerifin başında ve ortasında verilse de caizdir. Binaenaleyh, güneş battıktan sonra, bayram gecesinde vefat eden kimse için fıtır zekâtı verilmelidir. Ama güneş battıktan sonra dünyaya gelen çocuk için fitre verilmez. Fitrenin, bayram namazından evvel verilmesi sünnettir. Mazeret olmazsa bayram gününden sonraya tehir etmek haramdır. Kaza edilmesi lazımdır. Kuvvetli olan görüşe göre, sekiz sınıf varsa hepsine dağıtmak lazımdır. Sair zekâttan farkı yoktur. Hepsi mevcut değilse mevcut olanlara vermek gerekir. Bir görüşe göre de, üç fakir veya üç miskine verilse caizdir. Diğer bir görüşe göre, bir tek şahsa da verilse kâfidir. Bu son görüş üç mezhebin görüşüdür. Bu gün, bu görüşe göre amel edilmektedir. Mutemed görüşe göre amel edilecekse dağıtım ancak şöyle olabilir. Meselâ, kaç kişi varsa her birisinin fitresi için ayrı ayrı niyet getirilir, sonra birbirine karıştırılır ve dağıtılır. Böylece her fitre, sekiz sınıfa veya mevcut sınıflara dağıtılabilir. Bir kimse, bir fakirden bir miktar para veya bir miktar buğday alacağı bulunsa, ondan istihsal etmeden onu zekât olarak sayamaz. Ancak alacağını aldıktan sonra, kendisine zekât olarak onu geri iade edebilir. Veyahut kendi cebinden o fakire zekât verir, sonra fakir de aldığı zekât ile borcunu ödeyebilir. Yalnız verirken onu şart koşmak caiz değildir. Daha önce açıkladığımız gibi fitre halkın yediği şeylerin cinsinden olması gerekir; halk buğday yiyorsa buğday, arpa yiyorsa arpa çıkarılacaktır. Yarısı buğday, yarısı arpa çıkarılırsa caiz değildir.