Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

YEMİN

Büyük Şafiî İlmihali · s.596

Yemin, lüğatta sağ ve kuvvet manasını ifade etmektedir. İstilahda ise geçmişe veya geleceğe ait olan ve sabit olmayan, müsbet olsun menfi olsun bir şeyi tekit etmek için Allah'ın zatına veya sıfatlarından birisine and içmektir. Yemin, ancak Allah'ın zatıyla veya sıfatlarından birisiyle münakid olur. Peygamber (S.A.V.)'e Kâbe ve Cebrail gibi mukaddes bir varlık da olsa hiçbir sûrette mahluka yemin edilemez. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳَﻨْﻬَﺎﻛُﻢْ ﺍَﻥْ ﺗَﺤْﻠِﻔُﻮﺍ ﺑِﺎٰﺑَﺎٓﺋِﻜُﻢْ ﻓَﻤَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﺣَﺎﻟِﻔًﺎ ﻓَﻠْﻴَﺤْﻠِﻒ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﺍَﻭْ ﻟِﻴَﺼْﻤُﺖْ "Allah, ecdadlarınızla yemin etmeyi nehy eder. Bir kimse yemin etmek isterse Allah'a yemin etsin veyahut sussun." (Buhari, Müslim) Bir kimse, Allah'a saygı gösterdiği gibi, bir mahluka saygı gösterip yemin ederse kâfir olur. Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor: ﻣَﻦْ ﺣَﻠَﻒَ ﺑِﻐَﻴْﺮِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﻘَﺪْ ﻛَﻔَﺮَ "Bir kimse, Allah'dan başka bir şeye yemin ederse kâfir olur." (Hakim rivayet etmiştir.) Evliyaya, ziyarete yemin etmek asla caiz değildir. Bir kimse "şu bana ahd olsun" veya "yemin ederim şunu yapacağım" dese yemin etmiş sayılmaz. Bir kimse de "bunu yapsam yahudi olayım" dese, gayesi kendisini o işten uzaklaştırmak ise, yemin sayılmadığı gibi kâfir de olmaz, ama günahkâr olur. Tevbe etmesi lazımdır. Gayesi bunu yaptığı takdirde yahudiliği kabul etmek ise, ister yapsın ister yapmasın kâfir olur. Yeniden Tecdid-i İmam etmesi icab eder. Akil, baliğ olmayan veya uyku halinde olan bir kimse yemin ederse, yemini muteber değildir. Bir kimse haram bir şeyi yapmak veya farz olan bir şeyi terk etmek için yemin ederse günahkâr olur, yeminini bozmakla mükelleftir. Sünnet olan bir şeyi terk etmek veya mekrûh olan bir şeyi yapmak için yemin ederse, yeminini bozmak sünnettir. Mübah bir şeyi yapmak veya yapmamak için yemin ederse, yeminini bozmaması sünnettir. Bir kimse bir şeyi yapmamak için yemin ederse sonra unutup yaparsa, yemini bozulmaz. Bir kimse Zeyd'in bir işi yapmadığı halde, yaptığını veya yaptığı halde yapmadığını bilir ve bu bilgiye dayanarak yemin ederse, günahkâr olmadığı gibi, kefaret vermek de icab etmez. Yemini kast edmeden, dili kayıp "Vallahi" dese, ettiği yemin, yemin-i lağv'dir. Günahkâr sayılmaz. Cenab-ı Hak buyuruyor: ﻻﺎﻳُﻮٰۭﺍﺧِﺬُﻛُﻢُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﺎﻟﻠَّﻐْﻮِ ﻓ۪ٓﻰ ﺍَﻳْﻤَﺎﻧِﻜُﻢْ "Allah, lağv ile ettiğiniz yeminlerinizde sizi muahaze etmez." Bakara 225 Bir kimse bir evde kalmayacağına dair yemin ederse, ayni anda evden çıkmak için eşyasını çıkarmakla meşgul olması icab eder. Eşyası yok ise beklemeden çıkması gerekir. Aksi taktirde yemini bozulmuş sayılır. Birisi birisine "Ben seninle birlikte bu evde kalmayacağım" diye yemin ederse, onlardan birinin çıkması gerekir. Bir kimse muayyen bir elmayı yememek için yemin eder, sonra o elma başka elmalara karışır ve o elmaları yer, yalnız birisini bırakırsa yemini bozulmuş sayılmaz. Bir kimse, "ben konuşmayacağım" diye yemin eder sonra Kur'an-ı Kerim okur veya zikir ederse, yemini bozulmuş sayılmaz. Bir kimse, "falan ile konuşmayacağım" diye yemin eder ve sonra kendisine bir mektup yazar veya birisiyle selâm gönderirse veya eliyle kendisine işaret ederse yemini bozulmuş sayılmaz. Bir kimse, "ben alış veriş yapmayacağım" veya "bu nikâh'ı akd etmeyeceğim" diye yemin eder, sonra vekili yaparsa bir şey terettüb etmez. Yeminini bozan kimseye dört şeyden birisi terettüb eder. 1 - Müslüman bir köle azat etmek. 2 - Veya o mahalde halkın çoğunun yediğinden, on fakirin her birisine bir avuç mikdarı vermek. 3 - Veya on fakiri giydirmek. 4 - Bunlardan hiç birisine gücü yetmediği taktirde üç gün yemin keffareti için ourç tutmaktır.