DAVA VE ŞAHİTLİK
Büyük Şafiî İlmihali · s.599
Dava, lügatta istek ve temenni manasını ifade eder. İstilahda ise, birinin hakkının diğer bir kimsede olduğunu iddia etmektir. Şahitlik de bilgiye dayanan ifadedir. Her davacının davasına evet hayır denilmez. İleriye sürülen davanın yürütülmesi için, davacı davasını destekleyen iki şahit getirmekle, iki şahit olmazsa bir şahit getirmek ve yemin içmekle mükelleftir. Bu da olmadığı takdirde davalı, kendisinde böyle bir hakkın olmadığına dair yemin eder. Ve bununla dava ortadan kalkar. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: "Sade dava ile halkın isteği verilseydi, bir çok kimseler (haksız yere) bir çoklarının kan ve mallarını isteyeceklerdi. Bu böyle olmaz. Davacı için şahitler, davalı için yemin gerekir." (Beyhaki) Bir şey birisinin elinde bulunsa, bu malın kendisine ait olduğuna dair iki şahidin bulunduğu gibi, başkası da zilyed'in hakkı olmadığına, belki kendisine ait olduğuna iki şahit getirse, her iki tarafın şahitleri hükümsüz olup olduğu gibi kalır. Yani mal zilyed'in elinde kalacaktır. Mal birisinin elinde bulunup, iki kişi bu malın hakkında dava açarlar, her birisi bu malın kendisine ait olduğunu iddia eder ve iki şahit getirirse, yine her iki tarafın şahitleri hükümsüz kalırlar. Bir kavle göre, o zaman mal ikisinin arasında bölünecek. Başka bir kavle göre, kur'a çekilecek, kime düşerse ona verilecek. Diğer bir kavle göre barışıncaya kadar olduğu gibi bırakılacaktır. Bir kimse her hangi bir şey hakkında dava açarsa, cinsini, çeşidini, miktarını, ufak veya küçük meselâ, para olursa gümüş veya altın, Hamidi veya Reşadi, yüz veya ikiyüz olduğunu beyan etmelidir. Yoksa davaya bakılmaz. Bir kimse, bir kimseye dava açarsa, davalı imtina etmediği takdirde, davanın isbatı için çalışacak, isbat etmeden evvel o malından bir şey alması caiz değildir. Fakat imtina eden bir kimseye dava açar kendisinde hakkı bulunduğunu kesin olarak bildiği halde şahitleri bulunmuyor veya bu hakkı itiraf ettiği halde vermiyorsa, her hangi bir çare ile gizlice de olsa hakkı kadar davalının malından alırsa beis yoktur. Davayı isbat etmek için getirilen her şahidin ifadesi dinlenmez. Kişinin şahit olabilmesi için şu dört vasfa haiz olması gerekir: 1 - Müslüman olmak. 2 - Mükellef, (baliğ ve akıl) olmak. 3 - Adil ve mürüvvet sahibi olmak. 4 - Hür olmak. Adaletin manası, katil, içki, kumar ve hırsızlık gibi büyük günahlardan sakınmak ve küçük günahlara devam etmemektir. Tavla, iskambil gibi şeyler kumara vesile oldukları için karşılıksız da olsalar onlarla oynamak haramdır. Onlarla oynayan kimsenin şahitliği makbul değildir. Satranç ve dama oynamak haram olmayıp mekrûhdur. Çalgı aleti olmaksızın zalimi veya muayyen bir kadını medh etmeden şiir ve türkü söylemek caizdir. Kudum ve kaval çalmakta beis yoktur. Ramazan-ı Şerif'in hilâli için bir şahit kâfidir. İki veya daha fazla şahide ihtiyaç yoktur. Zina için dört şahit lazımdır. Aşağı olsa muteber değildir. Alış veriş gibi mali şeyler için iki şahit gerekir. Doğum ve hayız gibi kadınlara ait olan şeyler için dört kadın lazımdır. Bir şey hakkında malumatı olan kimsenin, ifadeye çağrıldığı takdirde, ifade vermesi gerekir.