Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

NEZİR (ADAK)

Büyük Şafiî İlmihali · s.594

Nezir, lügatta hayr olsun şerr olsun bir şeyi vad etmektir. Şeriatta ise vacib olmayan bir şeyi iltizam edip kabullenmektir. Nezir, hem ayet hem hadisle sabit olmuştur. Cenab-ı Hak Hac sûresinde buyuruyor: ﻭَﻟْﻴُﻮﻓُﻮﺍ ﻧُﺬُﻭﺭَﻫُﻢْ "Adaklarını ifa etsinler." Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyorlar: "Bir kimse, Allah'a itaat etmeyi nezr ederse itaat etsin. Bir kimse de Allah'a karşı gelmeyi nezr ederse Allah'a karşı gelmesin." (Buhari) Nezir'in üç rüknü vardır: 1 - Nezr eden. Bunun da dört şartı vardır: a) Mükellef olmak. Çocuk ve deli olan kimseler mükellef olmadıklarından nezirleri muteber değildir. Bilerek kendini sarhoş eden kimsenin şuuru yerinde olmadığı halde bir şey nezr ederse nezri munakid olur. b) Müslüman olmak. Müslüman olmayan kimsenin, iyilik ve ibadete ehil olmadığından ettiği nezir yersiz düşer. c) Muhtar olmak. Bir şeyi nezr etmek için bir kimseye, zor kullanılıp kendisine nezr ettirilirse, nezri sahih değildir. Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor: "Benim ümmetim üzerinden yanılma, unutma ve zor kullanmak sûretiyle yaptırılan şeyin günahı kaldırılmıştır." d) Nezr edilen şeyde tasarruf sahibi olmak. Malı hacz edilmiş olan kimsenin malının bir kısmını veya hepsini nezret-mesi caiz değildir. 2 - Sığadır. Nezirde sadece niyet kâfi gelmez. Nezrin sahih olabilmesi için vacip olmayan hayırlı bir işin iltizamını ihsas eden bir lafzın bulunması şarttır. Nezir iki kısımdır. Birisi Nezr El-Lecac'dır, ki nezr eden kimsenin kendini bir şeyden menetmesi (Zeyd ile konuşsam üç gün oruç tutmak benim üzerime nezr olsun, demek gibi) veya bir şeyi yapmak için nefsini teşvik etmek, "Hacca gitmesem Allah için bir ay oruç tutmak üzerime and olsun" demek gibi, veya bir haberi tekid etmek için "dediğim söz doğru olmazsa on gün oruç tutmak nezrim olsun" demek gibi yapılan nezirdir. Nezr el-Lecacta bulunan kimse racih kavle göre muhayyerdir. İsterse yeminin kefaretini versin isterse iltizam ettiği şeyi yapsın. Diğeri nezr El-Teberrür'dür. Bu da iki kısımdır: Birincisi: Bir nimetin husule gelmesi veya bir belanın def'î gibi bir şarta bağlanan nezirdir. "Oğlum şu yolculuktan gelirse, beş gün oruç tutmak benim üzerime nezr olsun" gibi. Bu kısımda şart hasıl olursa nezrin icabını yerine getirmek lazımdır. İkincisi: Hiçbir şarta bağlı olmayan nezirdir. "Allah için üç gün oruç tutmak benim üzerime and olsun" gibi. 3 - Menzûr (nezr edilen şey) dir. Bunun da üç şartı vardır: Birincisi: Dinen vacip olmaması. Çünkü dinen vacip olan şeyi (öğle namazı gibi) nezr etmek manasızdır. Çünkü Şari onun yapılmasını emretmiştir. Nezir yeni bir şey getirmemiştir. İkincisi: Haram olmamasıdır. Bir kimse haram bir şey (içki içmek gibi) nezr ederse, nezri fasittir. Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor: "Masiyette nezir yoktur." Üçüncüsü: Mübah olmasıdır. Yemek ve yememek gibi mübah bir şey nezreden kimseye hiçbir şey icab etmez. Ancak muhalefet ettiği takdirde kefareti yemin terettüb eder. Bir kimse bir koyunu kesmeği nezretse tasadduktan söz etmezse de o kesmek zorundadır. Bir kimse birkaç gün oruç tutmayı nezr ederse tehir etmeden tutmak sünnettir. Ara vermeden birkaç gün oruç tutmayı nezr ederse, ara vermeden tutmalıdır. Hayız ve nifas araya girse zarar vermez. Yani hayız ve nifas bittikten sonra nezrine devam edecektir. Bir kimse nafile orucuna başlar, sonra tamamlamasını nezr ederse, tamamlaması icab eder. Bir kimse muayyen bir beldenin fakirlerine tasadduk etmeyi nezrederse, o beldenin fakirlerine tasadduk etmesi taayyün eder. Fakat muayyen bir beldede oruç tutmayı nezr ederse, başka bir beldede orucu tutabilir. Mescid El-Haram, Mescidi Nebevi ve Mescid-i Aksa müstesna, muayyen bir mescidde namaz kılmayı nezr ederse, her hangi bir camide kılabilir. Bir kimse Mescid-i Aksa'da bir namaz kılmayı nezr ederse, ondan daha efdal olan Mescid-i Nebevi'de veya Mescid El-Haram'da kılabilir. Yine Mescid-i Nebevi'de bir namaz kılmayı nezr ederse Mescid El-Haram'da kılabilir.