Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

VAKIF

Büyük Şafiî İlmihali · s.477

Vakıf, baki kalmakla beraber, kendisinden istifade edilebilen bir malı mübah bir yöne hasr etmektir. Vakıf, ayet ve hadis ile sabit olmuştur. Ebu Talha (R.A.)'nın Büreyha adlı çok güzel ve çok sevdiği bir bahçesi vardı. ﻟَﻦْ ﺗَﻨَﺎﻟُﻮﺍ ﺍﻟْﺒِﺮَّ ﺣَﺘّٰﻰ ﺗُﻨْﻔِﻘُﻮﺍ ﻣِﻤَّﺎ ﺗُﺤِﺒُّﻮﻥَ Ali İmrân 92 Ayeti celilesi nazil olunca, Allah yolunda vakf etti. Resûlüllah (S.A.V) buyuruyor: ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎﺕَ ﺍﺑْﻦُ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍِﻧْﻘَﻄَﻊَ ﻋَﻤَﻠُﻪُ ﺍِﻻَﺎ ﻣِﻦْ ﺛَﻼﺎﺕٍ ﺻَﺪَﻗَﺔٌ ﺟَﺎﺭِﻳَﺔٌ ﺍَﻭْ ﻋِﻠْﻢٌ ﻳَﻨْﺘَﻔِﻊُ ﺑِﻪِ ﺍَﻭْ ﻭَﻟَﺪٌ ﺻَﺎﻟِﺢٌ ﻳَﺪْﻋُﻮ ﻟَﻪُ "İnsanoğlu vefat ettiğinde bütün ameli kesilir (sonu gelir). Ancak üç şey müstesnadır. Bunlar; cari (devam eden) sadaka, kendisinden faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih bir evlat." Hz. Ömer (R.A.) Heyber arazisinden kendisine bir hisse düştü. Bunun üzerine Peygambere "Bu araziye ne yapmamı emr ediryorsun." dedi. Peygamber (S.A.V.) aslını vakf edip teberru edersin. Bunun üzerine Hz. Ömer satılmamak, hibe edilmemek ve miras olarak intikal etmemek üzere onu teberru etti. (Buhari ve Müslim) Vakfın dört rüknü vardır: 1) Vakıf (Vakfeden şahıs) 2) Vakf edilen şey (Mevkuf) 3) Mevkufunaleyh (kendisi için vakf edilen) 4) Vakıf sığası. Vakf eden kimsenin sözünün muteber ve teberrua ehil olması icab eder. Binaenaleyh, delinin ve çocuğun vakfı caiz değildir. Mevkufun da bağ, bahçe, tarla gibi, kendisi kalmakla beraber gelir sağlayan bir şeyin olması lazım gelir. Bunun için yemek ve güzel kokulu şeyleri vakf etmek caiz değildir. Ancak sadaka olarak verilir. Mevkufunaleyhin, malik olabilecek bir şey olması gerekir. Binaenaleyh hayvana, henüz dünyaya gelmemiş bir cenine ve vefat eden bir kimseye vakf etmek sahih değildir. Bunun için mezara yapılan vakıf fasittir. Fakat mezarın yanına gelen fakirler için bir vakıf yapılırsa caizdir. Mevkufunaelyhin canlı olması şart değildir. Bunun için cami ve medrese gibi hayır müesseselerine de vakf etmek sahihtir. Yukardaki tariften de anlaşıldığı gibi mevkufunaleyhin masiyete vesile olacak bir şey olmaması gerekir. Bunun için kilise gibi ma'siyet yerleri için vakıfta bulunmak caiz değildir. Bir kimse, kendi sülalesine bir şey vakfederse sahihtir. Vakfın şartları ne ise, onlara riayet etmek gerekli olup muhalefet etmek caiz değildir. Vâkif (vakfeden), bir mütevelli tayin etmemiş ise, İslâm hükümeti, vakıfla ilgili işleri yürütecektir. Ama mütevelli tayin etmiş ise mütevellinin vâkifın şartlarına riayet ederek nezaret etmesi gerekir. Muayyen bir zaman için vakıf yapmak, caiz değildir. Muayyen bir kimseye vakıf yapılırsa bunu mevkuf-un aleyhin kabül etmesi lazımdır. Vakıf malı hiçbir sûrette ne satılır, ne de değiştirilir. Yalnız caminin hasır ve sergilerinden istifade edilmeyecek bir duruma gelirlerse, satılıp yerine başka şey alınabilir. Bir kimse faydalanmak şartiyle bir şey vakf ederse sahih değildir. Binaenaleyh bir kimse hayatta olduğu müddetçe oturmak şartiyle evini vakf ederse yapılan vakıf sahih değildir. Ancak Hanefi ulemasından imam Ebu Yusuf'a göre caizdir. Bir kimse tarlasını fakirlere vakf ederse, sonra kendisi de fakir bir hale gelirse, o da diğer fakirler gibi tarladan istifade edebilir. Bir kimse bir kuyu vakf eder veya bir cami inşa edip vakf ederse o da herkes gibi kuyudan istifade ederek su içip, onunla yemek pişirebilir, camide de namaz kılar. Umumi bir hayır cihetine vakf etmek caizdir. Binaenaleyh ilim tahsilini yapan, ölüleri yıkayıp kefeleyen ve kabir kazanlara vakf etmek sahihtir. Bir kimse, tarlasında ölülerin defni için müsaade eder ve içinde bir çok ölü defn edilirse vakıf etmiş sayılmaz. Ancak "Ben bu tarlayı ölülerin defni için vakf ettim" dediği takdirde vakf etmiş sayılır. Bir kimse, şu sergi cami için olsun, dese, bu söz ile onu vakf etmiş sayılmaz. Bu ancak bir temliktir. Bunun caminin imam, kayyımı veya sorumlusu kim ise onu kabul etmesi ve kabz etmesi lazımdır. Bir kimse caminin ihtiyacını karşılamak için cami bakıcısına bir şey verirse, harcamadan evvel isterse onu geri alabilir. Caminin arsasında değeri olmayan ot bulunsa, onu caminin arsasından atmakta bir sakınca yoktur. Ama değeri varsa onu atmak veya her hangi bir kimseye bedava vermek caiz değildir. Onu satmak ve parasıyla caminin ihtiyacını karşılamak lazımdır. Bir cami yıkılır ve tamiri umulmuyorsa, vakfının geliri ile camiye harcanması gerekir. Vakıf malı gereksiz bir yere harcansa harcayan kimse zamin olur.