Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

TEYEMMÜMÜN ŞARTLARI

Büyük Şafiî İlmihali · s.75

Teyemmümün şart, farz, sünnet ve onu bozan sebepleri vardır. Teyemmümün şartalır beştir: 1- Hastalık veya suyun bulunmayışı gibi bir mazeretin bulunmasıdır. Bir kimse, abdest aldığı veya yıkandığı takdirde hastalanacağını veya hastalığının ziyadeleşeceğini veya iyileşmesinin geç kalacağını bizzat veya âdil bir doktorun bildirmesiyle bilirse abdest veya gusül yerine teyemmüm edebilir. Bir yolcu suyun bulunmadığını kat'î olarak bilirse, aramaya veya bir kimseye sormaya lüzum olmadan teyemmüm edebilir. Suyun bulunmadığını tahmin ederse arkadaşlarına suyun bulunup bulunmadığını sorar, düzlük yerlerde etrafına bakar, göz gezdirir. İnişli yokuşlu yerlerde de gözünün kestiği yere kadar gider, gezer. Bulamadığı takdirde teyemmüm edip namazını kılar. İkinci vakte kadar orda kalırsa, tekrar aramaya mecburdur. Yolcunun odun ve ot ihtiyaçlarını karşılamak için gittiği yerlerde suyun bulunduğunu bilirse abdest almak için oraya gitmesi lâzımdır. (Nefsi ve malı için endişesi olmazsa) Şayet su daha uzak bir yerde ise teyemmüm eder. Bir kimse, vaktin sonuna doğru suyun bulunacağını biliyorsa bekleyip su ile abdest alarak namaz kılması daha efdaldır, ama beklemek zorunda da değildir. Abdest veya gusle kâfi gelemeyecek kadar su bulursa, bitinceye kadar suyu kullanır. Sonra geri kalan azalar için teyemmüm eder. Yanında su veya toprak bulunmayan kimse, gücü yetiyorsa semenül-misl -değeri- ile suyu veya toprağı satın alması lâzımdır. Semenül-misilden ziyade olursa imkân bulduktan sonra satın almak sünnettir. Eğer bütün malını kapsayacak kadar borcu varsa veyahut yol masrafı için elindeki paraya muhtaç ise, suyu semenül-misliyle de olsa alması lâzım değildir. Kendisine su hibe edilir veya kuyudan su çekmek için emanet olarak kova verilirse kabûl etmesi lâzımdır. Çünkü bu, zillet sayılmaz. Fakat su satın almak için kendisine para verilirse, zillet sayıldığından kabul etmesi lâzım gelmez. Yanında su bulunan bir kimse, yanındaki suyun, halihazırda veya ileride masum ve canlı bir mahlûk için lâzım olacağı kanaatinde ise, o zaman su ile abdest almayarak teyemmüm eder. Ama suyun, kendileri için saklanan hayvanlar masul değillerse (domuz, kudurmuş köpek v.s.) bu su abdest için kullanılabilir. Bir kimse suyu kullandığı takdirde göz, kulak, burun gibi her hangi bir uzvun menfaatı için veya rahatsız bir uzvun iyileşmesinin gecikmesi veya görünen azalardan birisinde fahiş bir aybın zuhuru için korkarsa, abdest yerine teyemmüm edebilir. Hava çok soğuk olduğundan abdest aldığı veya gusül ettiği takdirde rahatsız olması kuvvetle muhtemel ise teyemmüm eder. Amr bin As, hava çok soğuk olduğundan gusul yerine teyemmüm aldı ve Allah'ın Resûlü buna karşı sukût ettiler. Bir kimse bir köye veya çoğunlukla suyun bulunduğu bir yere giderek, namaz kılmak için su bulmasa teyemmüm edip, namaz kılar, sonra da orada çoğunlukla su bulunduğu an namazını iade etmesi gerekir. Bir uzuv iin suyun kullanılması mahzurlu olursa, üzerinde sargı olmadığı takdirde, sağlam olan tarafı yıkamak lâzım geldiği gibi teyemmüm temek de lâzım gelir. Sargı olursa sağlam olan yerleri yıkamakla beraber, sargıyı su ile meshetmek de icab eder. Cünüb olan kimse için, teyemmüm ile sağlam olan tarafı yıkamak arasında tertib yoktur. ama abdestsiz olursa yaralı olan uzvun, yıkandığı zaman teyemmüm etmesi gerekir. Çünkü abdestte tertibe riayet etmek farzdır. Abdesti olmayan bir kimsenin iki uzvu yaralı olursa iki teyemmüm etmesi lâzımdır. Fakat cünüb olan kimsenin kaç yarası bulunursa bulunsun sağlam olan yerleri yıkamakla beraber, bir teyemmüm kâfidir. Yara, yüz veya elde, yani teyemmüm azalarından birisinde olursa, sağ tarafı yıkamak ve teyemmüm etmekle beraber namazını kılar. Yarası iyileştikten sonra namazını kaza etmeye mecburdur. Çünkü hem guslü veya abdesti, hem de onun bedeli olan teyemmümü de noksandır. 2- Vaktin girdiğini bilmesi. Binaenaleyh vakitten evvel teyemmüm etmek sahih olmadığı gibi, vaktin girdiğini bilmeden teyemmüm etmek de sahih değildir. 3- Vaktin duhûlünden sonra suyu aramak. 4- Tozu bulunan temiz bir toprak ile olması. Tozu olmayan kum veya mesela un ile karışmış olan topraklar ile teyemmüm etmek caiz değildir. Yalnız Ravza ile fetava kitapları buna cevaz vermişlerdir. Temiz olmayan veya müstamel olan bir toprak ile teyemmüm etmek câiz değildir. Bu bakımdan teyemmüm etmek için evinde toprak bulunduran kimse teyemmüm ederken elinden veya yüzünden düşen toprak tanelerinin teyemmüm ettiği toprağın üzerine düşmemesi için dikkat etmesi lâzımdır. 5- Su bulup da hastalık gibi bir mazeretten dolayı, teyemmüm eden kimsenin teyemmümden evvel mevcut olan necaseti gidermesidir. Abdest almak veya teyemmüm etmek için ne su ve ne de toprak bulamayan kimse, normal olarak namazını kılar. Bilahare iade eder. Cünüp de olursa yine aynı şekilde yapacaktır. Burada zarurete binaen fatiha okumakta beis yoktur.