TERAVİH NAMAZI
Büyük Şafiî İlmihali · s.210
Teravih namazı, Ramazan-ı şerifin sünnetlerindendir. Tarih boyunca müslümanlar her yerde ona büyük itina göstermişler ve göstermektedirler. Öyle ki İslâmın büyük şiarı olmuştur. Müslümanlar büyük bir aşk ve heyecanla onu eda etmeğe gayret göstermektedir. Teravih namazının vakti, yatsı namazı kılındıktan sonra başlar, fecre kadar devam eder. Azı iki, çoğu yirmi rek'attır. Teravih, iki rek'attan fazla kılınsa, her iki rek'atta bir selam verilir. Dört rek'atta bir selam vermek caiz değildir. Bunun için dört rek'atta bir selam veren Hanefi imama uyulmaz. Teravih namazı sünnet-i müekkededir. Azı iki, çoğu yirmi rek'attır. Ancak Medine halkının Ömer b. Abdülazîz'in zamanında otuz altı rek'at teravih namazı kıldığı rivayet ediliyor. Buharî şöyle rivayet ediyor: Peygamber (S.A.V.) Ramazan-ı şerifte bir gece çıkıp namazı - teravih namazı - kıldı. Birkaç kişi ona uyarak namaz kıldılar. Sabah olunca cemâat durumu birbirine anlattı. Üçüncü gece cemâat daha fazlalaştı. Yine onlara namaz kıldırdı. Dördüncü gece cemâat öyle çoğaldı ki câmii onlara dar geldi. Peygamber (S.A.V.) ise ancak sabah namazına çıktı, namazı kıldırınca cemâate döndü ve kelime-i şehâdeti getirerek dediki: Durumunuzu biliyordum, ancak terâvih namazı ise farz olacağından ve sizin de altından kalkamayacağınızdan korktum. Daha sonra Peygamber (S.A.V.) câmii'de terâvih namazını kıldırmadan vefât etti. Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre Peygamber (S.A.V.) Terâvih namazını yalnız sekiz rek'at olarak kılmıştır. Fazlasını ne kılmış ne de emretmiştir. Buhârî Âişe' den şöyle rivayet ediyor: Peygamber (S.A.V.) Ramazan-ı şerif'in içinde ve dışında (nafile olarak) onbir rek'attan fazla kılmazdı. Dört rek'at namaz kılardı. Ne kadar güzel ve uzun olduğunu sorma. Sonra bir daha dört rekat kılardı ne kadar güzel ve uzun olduğunu sorma. Sonra üç rek'at kılardı. Müslümanlar o zaman camii'de cemâat halinde teravih namazı kılmazlardı. Ama herkes evinde kılmasına devâm ediyordu. Bu durum Hazreti Ömer'in Hilâfetine kadar devam etti. Sonra Hz. Ömer (R.A.) dağınık olarak Terâvih namazını edâ eden müslümanları bir araya getirerek onlara bu namazı kıldırttı. Abdurrahman b. Adulkâri şöyle diyor: Ramazan-ı şerifin bir gecesinde Ömer b. Hattâb'la birlikte camii'ye gittim. Cemâat düzensiz bir halde namaz kılardı. Kimi tek başına, kimi de birkaç kişi ile birlikte namaz kılardı. Bunun üzerine Ömer (R.A.) bunlara iyi okuyan bir kimseye uymalarını emretti. Sonra başka bir gecede kendisiyle birlikte çıktım. Cemâat, kendilerine ta'yîn edilen imâma uymuşlardı. Bunun üzerine Ömer (R.A.) buyurdu-lar ki: Bu, iyi bir bid'attır. (Buhârî) Übey b. Kâb'ın kıldırdığı namazın kaç rek'at olduğu kesin değildir. Bazı rivâyetlere göre sekiz, bazılarına göre yirmidir. İmâm Mâlik'in, Muvatta'da al-Sâib b. Yezîd'den rivâyet ettiğine göre on bir rek'at idi. (Yani sekiz rek'at terâvih, üç rek'at da vitirdi.) Ubey her kıyâmda ikiyüz âyet kadar okuyordu. İmam Mâlik, Yezid b. Husayfa tarikiyle yine Saib'ten, Übey'in kıldırdığı terâvih namazının yirmi rek'at olduğunu rivayet ediyor. Hulasâ Peygamber (S.A.V.) yalnız sekiz rek'at terâvih namazı kılmıştır. Fazlasını da emretmemiştir. Ancak Hz. Ömer'in zamanında yirmi rek'at kılınmış ve ondan sonra böyle devam etmiştir. Ömer'in yolu Peygamber'in yoludur. O Peygamber'in yoluna ters düşen bir şeyi bilerek yapmazdı. Peygamber (S.A.V.): "Benim sünnetime ve benden sonra gelen Hulefâ-i Râşidî'nin sünnetine yapışınız." buyurmuştur. Ancak bizim için yirmi rek'at kılmamız şart değildir. Yalnız iki rek'at kılmak câiz olduğu gibi yirmi rek'at da câizdir. Farz olsun sünnet olsun, namazın erkânına riayet etmek lâzımdır. Erkânına riayet edilmediği takdirde, fesada gider. Hem de günaha girilir. Sünnetlerin terkine ceza terettüb etmezse de, kılınıp erkânına riayet edilmediği takdirde ceza terettüb eder. Bir çok cahil kimse, teravih namazının erkânına riayet etmeden, sür'atla namazı kılmak hususunda yarış yaparlar. Sanki teravih namazının fazileti sür'atledir. Halbuki teenni ile (her namazda olduğu gibi) kılmak sünnettir. Her şehirde ve her kasabada hatim ile teravih namazını kılmak sünnetül-kifayedir. Teravih namazının selamları arasında Salavât-ı Şerife getirmek yahut başka bir zikir getirmek, sünnet değil bid'attir. Peygamber (S.A.V.)'in zamanında her dört rek'at kılındıktan sonra istirahat ediyor, zamanımızda yapılan zikir ve Salavât getirilmiyordu. Yalnız Mekke'de istirahat esnasında tavaf yapılıyordu. Ancak okunan Salavât-ı Şerife ile yapılan zikir, teravih namazının sünnetleri kasdı olmaksızın ifa edilir ve her zaman matlup olan Salavât ve zikir getirilir. Böylece zaman değerlendirilirse sünnet sayılır.