ŞİRKET
Büyük Şafiî İlmihali · s.469
Şirket, lüğatta karışmaktır. Istılahta ise birden ziyade kimsenin bir şeyde ortak olmaları için akid yapmalarıdır. Şirketin çeşitleri vardır: 1 - Şirket-i ebdan : Terzi, marangoz, simsar ve hammal gibi bedenen çalışan kimselerin ter döküp çalışmak suretiyle elde ettikleri mahsulde ortak olmak için yapılan akittir. 2 - Şirket-i müfâvada : Ortakların elde ettikleri mahsulde ve ortaya çıkan ziyanda ortak olmak için yapılan akittir. 3 - Şirket-i vücuh : Birden ziyade kimsenin sermayeleri olmadığı halde kendi itibar ve şerefleriyle veresiye mal alıp satmaları ve kazancı aralarında bölmek için yaptıkları akidtir. 4 - Şirket-i inan : Ticaret yapmak gayesiyle birkaç kişinin bir malda ortak olma yolunda yaptıkları akidtir. Şirket-i inan hariç bütün şirketler bâtıldır. Ancak hanefi mezhebine göre caizdir. Sahih olan şirket-i inan'ın dört rüknü vardır: 1 - Ortaklardır. Bunların şartları tevkil ve tevekkülün şartları gibidir. 2 - Sığadır. Yani ticaret yapmağa izni bildiren sözdür. Alış-veriş yapmaya sana izin verdim, gibi. 3 - Çalışmadır. Yani ticaret için mesai sarf etmektir. 4 - Üzerine akit yapılan sermayedir. Şirketin sahih olabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması lazımdır: 1 - Ortakların birbirine tasarruf iznini vermesi; sadece "Ortak olduk" demek kafi gelmez. 2 - Her ortağın akil ve baliğ olması. 3 - Esas sermayenin para gibi, yani ölçülen veya tartılan bir şey olması veyahut hayvan gibi mütekavvim olan bir şey üzerine ortaklığın akdedilmesi. 4 - Sermayenin karıştırılması. Bu şartlar, birden ziyade kişilerin ortaya koydukları sermaye üzerine yaptıkları şirket akdi içindir. Ama birkaç kişi, veraset ve hibe yolu ile veya müşterek almak suretiyle bir şeyde ortak olsalar, bir birine izin verdikleri takdirde şirket meydana gelmiş olur. Şirkette ortaklar tarafından konulan sermaye'nin eşit olması icab etmez. Her birisi ortağına zarar vermemek şartiyle tasarruf edebilir. İzin almadan ne veresiye, ne de o memlekette yürürlükte olmayan para ile müşterek malı satamaz. Aynı zamanda izin almadan bulunduğu yerden başka yere götüremez. Her ortak, istediği zaman şirketi feshedebilir. Ortaklardan birisi ölür yada delirirse şirket münfesih olur. Kazanç veya ziyan her birisinin koyduğu sermayeye göredir. Ortak, emin sayılır. "Şu kadar ziyan ettim", "bu kadar masraf oldu" veya "helak oldu" dese sözü makbuldür. Ortaklardan birisi fazla çalıştığı için kendisine fazla bir şey şart koşulursa, şart batıldır. Ortak vekil gibidir. Diğer ortağın veya ortakların izni olmadan müşterek malı vâde, yabancı para ve Gabn-ı fahiş ile satamaz. Böyle bir satış yaptığı takdirde ortağın hissesindeki satış batıldır. Ayrıca parasını almadan sattığı şeyi müşteriye teslim etmek, satın aldığı şeyi teslim almadan parasını vermek caiz değildir. Ortaklardan birisi bir süre hastalanıp işe gidemez, veya mazeretsiz işi bırakırsa diğer ortak çalıştığından çalışma ücretini isteyemez. Şayet yangın veya yağmacılık gibi bir olayla malın telef olduğunu iddia ederse bakılır. Eğer bu olay biliniyorsa yine yemin ile sözü makbuldür, aksi takdirde şahitlerin şehadetiyle sözü makbul olabilir. Ortak olan kimse; "Ben bunu kendim için aldım veya ortaklık için aldım" dese, yine sözü yemin ile geçerlidir. Ortak olan kimse bir şey satar ve diğer ortağın izni olmadığı halde "Sattığım şey şirket malından", olduğunu ileriye sürerse sözü geçersizdir. Bir kimse avcılık yapmak üzere köpeğini veya tuzağını birisine vererek ortaklık yaparlarsa bu akit fasittir. Avcılıktan bir şey elde edilirse avcınındır.