Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

KİRAZ (MÜDAREBE)

Büyük Şafiî İlmihali · s.471

Kiraz, lügatta kesme mânasını ifade eder. İstilahta ise, bir taraftan sermaye, diğer bir taraftan çalışma olmak üzere bir nevi ortaklıktır. Buna mudaraba da denir. Kiraz iki kısımdır: Biri mutlak kirazdır ki: Zaman, mekân veya bir nevi ticaret veya muayyen bir kimse alış veriş yapmakla mukayyed olmayandır. Diğeri, muayyen zaman ve mekân veya bir nevi ticaret veya muayyen bir kimse ile alış veriş yapmak ile mukayyed olan kirazdır. Kirazın üç rükünleri vardır: 1 - Sermayeci - sermaye veren -, 2 - Sermayeyi çalıştıran, 3 - Sığa - icap ve kabul -, Bu üç rükün tahakkuk etmedikçe kiraz da tahakkuk etmez. Kirazın şartları ise şunlardır: 1 - Hem sermayeci hem sermayeyi çalıştıran kimsenin ehil olmaları. Binaenaleyh deli, çocuk ve mükreh olan kimselerin kiraz akdini yapmaları caiz değildir. A'mâ olan kimse alış-veriş yapamazsa da kiraz akdini yapabilir. Yalnız sermayeyi çalıştıran kimse olursa, ehil bir kimseyi vekil olarak tayin etmek suretiyle bu muameleyi yürütmesi mümkündür. 2 - Sermayeyi çalıştıran kimsenin işinde hür olması, yani muayyen bir şeyi veya çok az bulunan bir şeyi satın alması veya muayyen bir kimse ile alış veriş yapmasının kendisine şart koşulmamasıdır. 3 - Kirazın belli bir süreye bağlanmaması. Binaenaleyh bir sermayeci, birisine bir seneye kadar çalıştırmak ve kazanç yarı yarıya olmak üzere, "Sana bu sermayeyi veriyorum," dese, beriki de kabul ederse, kiraz akdi sahih değildir. Hanefi ile Hanbeli mezheplerinde belli bir süreye bağlamak caizdir. Kazancın iki şartı vardır: 1 - Kazancın, sermayeci ile sermayeyi çalıştıran kimseye has olması. Onlardan başka bir kimse için kazançtan bir hisse tahsis etmek caiz değildir. 2 - Kazanç nisbetinin belli olması. Sermayenin birkaç şartı vardır. a - Altın ve gümüş olması. Şafii mezhebinde durum böyledir. (Buna göre, bu zamanda altın ve gümüş para olmadığına göre piyasadaki kiraz muamelesinden hiç birisinin caiz olmaması gerekir. Bunun da ne kadar zor olduğu malumdur.) İmamı Şafii hayatta olsaydı mutlaka buna fetva verecekti. b - Sermayenin mikdarı ile cinsinin malum olması. c - Muayyen olması. Buna göre kiraz sermayesi için iki keseden birisinin üzerine kiraz akdini yapmak caiz değildir. Sermayeyi çalıştıran kimsenin şu hususlara dikkat etmesi lazımdır: 1 - Normal olarak alış-veriş yapması, yani kazanmak umudu ile tasarruf etmesi. 2 - Satın aldığı şeyin ayıplı olması halinde geri çevirmesi. Yalnız kusurlu olmakla beraber kazanç sağlayacağı biliniyorsa, onu geri çevirmek zorunda değildir. 3 - Sermayecinin izni olmadan kiraza ait malları bulunduğu yerden başka bir yere götürmemesi, sermayeyi çalıştıran kimsenin kazanç getirecek mübah olan her alış-verişi yapması caizdir. Çok nadir bulunan bir şeyin alıp satılması, âkitte şart koşulursa kiraz akdi fasittir. Sermayeyi çalıştıran kimse, sermayeciden izin de alsa, elinde bulunan sermayeyi çalıştırmak üzere başka birisini ortak edemez. Fakat sermayeci, çalıştırmak üzere iki kişiye sermaye verebilir. Herhangi bir sebeple kiraz muamelesi fesade giderse, yapılan tasarruf sahih olup bütün kazanç sermayeciye ait olduğundan, sermayeyi çalıştıran kimse ücretülmisle müstahaktır. Parayı çalıştırna kimse, normal olarak ticaret yapar. Gabnı-fahiş ile alış veriş yapmaya yetkisi yoktur. Kiraz için sermayeden fazla bir şey satın almak caiz değildir. Sermaye sahibinden izin almadan kiraz maliyle yola çıkılmaz. Sermayeyi çalıştıran kimse, taksim yapıldığında kendisine düşen kazanç hissesine malik olur. Alış veriş yaparken ziyan olursa kazançtan düşürülür. Hem sermayeci hem sermayeyi çalıştıran kimse istedikleri zamanda kiraz muamelesini feshedebilirler. O zaman sermayeyi çılıştıran kişi, ticaret eşyasını satıp paraya çevirerek sermayeciye verecektir. Sermaye sahibi, henüz kazanç belli olmadan bir miktar geri alırsa sermaye o kadar eksilir. Kazanç belli olduktan sonra geri alınan şey kazanç ile sermayeden sayılır. Meselâ, sermaye yüz, kâr da yirmidir. Yirmi geri alırsa kazanç altıda biridir. Öyle ise geri alınanın altıda biri kazançtan, kalanı da sermayeden sayılacak; yani sermaye seksen üç ve üçte birine inmiş oluyor. Onlardan birisi vefat eder veya akli muvazenesi zail olursa akit münfesih olur.