SEFERİ NAMAZI KILMANIN ŞARTLARI
Büyük Şafiî İlmihali · s.222
Seferi namazı kılabilmek için sekiz şart vardır: 1- İster dinî, ister dünyevi olsun bir maksat için uzun bir yolculuğun bulunmasıdır. Gayesiz nereye gideceğini bilmeden gezintiye çıkan kimse, binlerce kilometre kat'etse de, seferi namazı kılamaz. Gitmek istediği yere, biri kısa, biri uzun olmak üzere iki yol bulunsa, sadece seferi namazı kılabilmek için uzun yoldan gitse, yine seferi namazı kılamaz. Fakat uzun olan yol daha kolay veya emniyetli olduğundan onu tercih ederse, seferi namazı kılabilir. Bir kimse her hangi bir şeyi aramak için çıkar, nerede bulacağını ve yolculuğun ne kadar devam edeceğini bilemezse, seferi namazı kılamaz. Uzun bir mesafeyi, kara veya deniz veyahut hava vasıtasıyla bir saatte veya daha kısa bir zamanda kat'ederse yine seferi namazı kılar. Kat'etmek istediği mesafenin uzun olup olmadığında şüphe ederse içtihad eder ve namazını vardığı kanaate göre eda eder. Uzun bir yola çıkar, yolun ortasında geri dönmeye azm eder veya tereddüde düşerse yolculuk bitmiş sayılır. Devam eder veya geri dönerse yeni bir yolculuk sayıldığından, uzun ise seferi namazı kılar, yoksa kılmaz. 2- Yolculuğun caiz olması. Binaenaleyh hırsızlık yapmak veya yol kesmek için yola çıkan kimse veya kocasından izin almadan yola düşen bir kadın, seferi namazı kılamaz. Borçlu olan bir kimsenin, borcunun vadesi gelmiş ve onu verecek bir durumda ise, borcunu eda etmeden veya borç sahibinden izin almadan yola çıkması caiz değildir. Çıktığı takdirde günahkâr olduğundan, namazını seferi olarak kılamaz. Fakat borcun vadesi gelmemiş ise veya eli dar olup eda edemeyecek bir halde ise, yola çıkmasında bir beis yoktur. Masiyet işlemek için yola çıkar, fakat yolda tevbe ederse, tevbe ettiği yer ile gideceği yer arasında uzun bir mesafe varsa tevbeden sonra seferi namazı kılar. Yoksa kılamaz. Bir kimse ticaret veya hac için yola çıkar, fakat günah işlerse, esas maksad mübah veya ibadet olduğundan, seferi namazı kılabilir. Ticaret için yola çıkar, sonra ticaretten vaz geçip hırsızlık yapmak için azm ederse, seferi namazı kılamaz. Hırsızlık yapmak için yola çıkar, sonra ondan vaz geçer ticaret yapmak için yola devam ederse, niyetini değiştirdiği yer ile gideceği yer arasında uzun bir mesafe varsa, seferi namazı kılar yoksa kılamaz. Masiyet için yola çıkan kimse seferi namazı kılamadığı gibi orucunu da başka bir zamana tehir edemez. Cuma namazı da ondan sakıt olamaz. 3- Muayyen bir yeri kasd etmesi. Binaenaleyh, nereye gideceği belli olmayan bir kimse ne kadar dolaşırsa dolaşsın seferi namazı kılamaz. Önce muayyen bir yeri kasdetmeden yola çıkar sonra belli bir yeri kasd ederse, oradan itibaren uzun bir mesafe varsa, seferi namazı kılabilir. Yoksa kılamaz. Fakat dönüşde gideceği yer belli olduğundan seferi namaz kılabilir. Sırf seyahet ve dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıkan kimse El-Enver'in bazı alimlerden nakl ettiğine göre seferi namazı kılamaz. Bir asker, âmirinin, bir kadın kocasının, uzun mesafeyi kat' edeceklerini bilmezlerse seferi namaz kılamazlar. Ama gidecekleri yer belli ve uzun bir yolculuk ise seferi namazı kılarlar. 4- Misafir olup olmadığını bilmediği bir kimseye veya bir mukime uymaması. Bir lahzacık da olsa, bunlardan birisine uyarsa, mutlaka seferi namazı kılamaz, tamamlaması gerekir. Hatta bir mukime uyar sonra o mukimin abdestsiz olduğu anlaşılırsa yine namazını tamamlayacaktır. Seferi namazını kıldıran bir kimse, abdesti bozulduğundan, namazını tamamlayanlardan birisini yerine geçirirse, misafir olan cemaat da, her ne kadar seferi namazın niyetini getirmiş ise de, bu halife olan imamla birlikte namazı tamamlayacaktır. Nasıl niyet ettiğini bilmediği bir misafire uyarsa, imam namazı kısalttığında o da kısaltır, tamamladığında o da tamamlar. Dört rek'atlı olan namaz için kasır niyetini getirerek sabah namazını kaza eden bir kimseye iktida eden bir misafir, mukim'e uyduğundan namazını iki rek'at değil dört rek'at olarak kılmaya mecburdur. Misafir olan bir kimse, misafir olan bir imamın kasır niyetini getirip getirmediğinde şüphe ederek ona uyarsa, imam namazını kasretse de o kasredemez; dört rek'at kılmakla mükelleftir. Mukim olan bir imama iktida ettikten sonra herhangi bir sebeple namazdan çıkarsa, onu iade ettiğinde seferi değil tam olarak iade etmelidir. Çünkü fesada uğrayan namaz, seferi değildir. Misafir ve mukim kimselerden meydana gelen bir cemaate namaz kıldırmakta olan misafir bir imamın abdesti bozulur ve yerine bir mukim istihlaf ederse misafir olan kimseler, seferi namazın niyetini getirmişlerse de iki rek'at değil dört rek'at kılmalıdırlar. Vakti girmiş farz bir namazı kılmadan sefere çıkan kimse, bunu seferî olarak kılabildiği gibi, kazaya bırakması halinde yine seferi olarak kaza edebilir. 5- Tekbiretül-İhramda (ilk tekbirde) kısaltma niyetini getirmek. 6- Namaz esnasında, seferi namaza aykırı olan şeylerden kaçınmak. Bir kimse kısaltma niyetini getirip getirmediğinde şüpheye düşer veyahut kısaltma niyetini getirmiş sonra, kısaltayım mı, yoksa tamamlıyayım mı? diye tereddüd eterse, namazını tamamlaması lâzımdır. Keza imam, üçüncü rek'ata kalkarsa, misafir olan me'mum, acaba imam, namazı tamamlayacak mı, yoksa unutarak mı kalktı? diye şüphe ederse yine namazını tamamlaması gerekir. Namazını kısaltmak için niyet getiren kimse, üçüncü rek'ata yanılarak kalkarsa, döner sonra secde-i sehiv yapar. Kısaltma niyetini getirdiği halde, niyetini değiştirmeden üçüncü rek'ata bilerek kalkarsa, oyun sayıldığından namazı fesada gider. 7- Namazın sonuna kadar yolculuğun devam etmesi. Namaz esnasında uçağı veyahut araba veya gemisi memleketine varırsa veyahut bulunduğu yerde kalmak isterse namazını tamamlar. 8- Kasr'ın (kısaltmanın) caiz olduğunu bilmek. Kasr'ın caiz olup olmadığını bilmeden kasreden kimsenin namazı oyuna getirdiğinden, namazı bozulur. Yolculuk beş şeyle sona erer: 1- Yolda veya gitmek istediği yerde giriş ve çıkış günleri hariç, dört günden fazla kalmak için azmetmek. 2- Dört günde bitmeyecek (ilim öğrenmek gibi) bir işin çıkması. 3- Yolun ortasında memleketine dönmek için azmetmek veya tereddüde düşmek. 4- Yolda işi görüldüğünde, geriye dönmek için niyet etmek. 5- Memleketine varmak.