CEM'İ TAKDİM VE TE'HİR
Büyük Şafiî İlmihali · s.226
Uzun bir yolculuk yapan kimse, dört rek'atlı olan namazı kısaltabildiği gibi, öğle namazını ikindiye, akşam namazını da yatsıya tehir edebilir. Veya ikindiyi öğleye, yatsıyı akşama getirebilir. Birincisi "cem'i tehir", ikincisi "cem'i takdim" dir. "Peygamber (S.A.V.) Tebük gazasında cem'i tehir yaptı. Öğle ile ikindi namazlarını birlikte kıldı. Sonra çıktı akşam ile yatsı namazlarını birlikte kıldı." (Buhari, Müslim) Birinci namazın, yani öğle veya akşam namazının vaktinde yürüyüş halinde ise öğle namazını ikindiye ve akşam namazını yatsıya tehir etmek, istirahat halinde ise ikindi namazını öğle vaktine ve yatsı namazını akşam vaktine almak daha efdaldir. Yalnız, Arafat'ta öğle ile ikindi namazlarını cem'i takdim olarak, Müzdelifede de akşam ile yatsı namazlarını cem'i tehir olarak kılmak daha efdaldır. Bir kimse, cem'i takdim veya cem'i tehir olarak namazını kıldığı takdirde, namazını cemaatla veya avreti örtülü olarak kılabilecektir. Aksi takdirde münferiden veya elbise bulunmadığından avreti açık olarak namaz kılmağa mecbur kalacak ise cem'i takdim veya cem'i tehir olarak namazını kılması daha efdaldir. Cem'i takdim için dört şart vardır: 1- Tertibe riayet etmek. Yani öğle ile ikindi namazları cem'i takdim olarak kılınmak istense, önce öğle namazı, sonra ikindi namazı kılınacaktır. Akşam ile yatsı namazlarında da önce akşam namazı sonra yatsı namazı kılınacaktır. Aksi takdirde namaz sahih değildir. Her ikisinin iade edilmesi lazımdır. Binaenaleyh tertibe riayet ederek cem'i takdim olarak namaz kılınır, sonra birinci namazın fasid olduğu anlaşılırsa, her iki namazın iade edilmesi lazım gelir. 2- İlk namazda, meselâ öğle namazı esnasında içinden; "Şimdi ikindi namazını cem'i takdim olarak kılacağım" diye niyet getirmek. Tekbiretül-ihram ile selâm arasında her hangi bir yerde niyet getirebilir. 3- Cem'i takdim olarak kılınan namazlar arasında hafif, iki rek'at miktarı kadar uzun bir fasıla olmamak. Aralarında uzun bir fasıla olursa ikinci namazın esas vaktine tehir edilmesi lazımdır. İki namaz arasında teyemmüm ve kamet yapılırsa beis yoktur. Her iki namazı kıldıktan sonra, ilk namazdan bir rükün terk ettiğini hatırlayan kimsenin, her iki namazı iade etmesi lazımdır. Ama ikinci namazdan bir rükün terk ettiğini hatırlarsa, fazla zaman geçmemiş ise hemen bunu telafi eder. Yoksa ikinci namaz fesada gider ve esas vaktinde kılmak lâzım gelir. Namazın bir rüknünü terk ettiğini biliyor, fakat hangisinden olduğunu hatırlayamıyorsa, cem'i takdim yapmadan her iki namazı tekrar zamanında iade etmesi lazımdır. 4- İkinci namaza başlanıncaya kadar seferin devam etmesi. İkinci namaza başlamadan önce mahalli ikametine varmış veya bulunduğu yerde kalmak için azmetmiş ise, ikinci namazını artık esas vaktine tehir etmesi icab eder. Cem'i tehir için yalnız iki şart vardır: 1- Birinci namazın vaktinde, onu (Birinci namazı) ikinci namazın vaktine tehir edeceğine niyet getirmek. Vaktinde niyet getirmeden bilerek tehir ederse, hem günahkâr olur, hem namazı kazaya kalmış olur. 2- Yolculuğun, her iki namazı kılıncaya kadar devam etmesidir. Birinci veya ikinci namazı kılarken, gitmek istediği yere varırsa veya namaz kıldığı yerde kalmak için azmederse birinci namazı kaza olur fakat günahkâr olmaz. Cem'i tehirde tertibe riayet etmek şart değildir. Meselâ ikindi namazını öğle namazından ve yatsı namazını akşam namazından evvel kılabilir. Mukim de olsa, yağmur yağıyorsa veya erimiş kar ve dolu olursa, eve gidip tekrar camiye dönmek zor olduğundan, yukarda zikr edilen namazları cem'i takdim olarak kılmak caizdir. Bunun da yedi şartı vardır: 1,2,3) Cem'i takdim için koşulan ilk üç şart. 4) Selâm verirken ve tekbiretül-İhramı alırken yağmurun bulunması. 5) İkinci namazın cemaatla kılınması. Münferiden namaz kılan kimse cem'i takdim olarak namazını kılamaz. 6) İçinde namaz kılınan yerin evden uzak olması. Evi camiye yakın olan kimse cem'i takdim olarak namaz kılamaz. 7) Camiye gidecek olursa, sıkıntının bulunması. Arabası olan veya üstü kapalı olan bir yerden yolu geçen kimse, cem'i takdim olarak kılamaz. Cuma namazı cem'i takdim hususunda öğle namazı gibidir. Yani öğle namazı ile ikindi namazı cem'i takdim olarak kılınabildiği gibi cuma namazı ile ikindi namazı da cem'i takdim olarak kılınabilir. Ravza kitabında, İmam Şafiî'den nakledildiği gibi, bir kimse hasta olursa namazını hem cem'i takdim, hem de tehir edebilir. Kendisi için hangisi kolay ise onu yapar. Meselâ, birinci namazın vaktinde sıtmaya tutulan bir kimse namazını cem'i tehir eder. İkinci namazın vaktinde sıtma tutacağını biliyorsa cem'i takdim eder. Bir çok büyük zatlar, hastanın da yolcu kadar rahatsız olduğundan, cem'i takdim ve tehir olarak namazı kılması tam yerindedir demişlerdir. Cem'i takdim veya tehir olarak öğle ile ikindi namazlarını kılmak azminde bulunan bir kimse, sünnetleri kılmak isterse, önce öğle namazının ilk sünnetlerini kılar, sonra her iki farz namazlarını kılar, sonra öğle namazının son sünnetlerini sonra da ikindi namazının sünnetlerini kılar. Yalnız cem'i tehirde öğle namazının son sünnetlerini ve ikindi namazının sünnetlerini ikindi namazından evvel kılabilir. Akşam ile yatsı namazlarını cem'i takdim veya tehir ederse durum yine değişmez. Uzun yolculuğun dört meziyeti vardır: 1- Namazı kasretmek, 2- Oruç tutmamak, 3- Üç gün üç gece kadar mest'i meshetmek, 4- Cem'i takdim ve cem'i te'hir yapmaktır. Ayrıca kısa yolculuğun da dört meziyeti vardır: 1- Cuma namazını terketmek, 2- Cuma namazını kılınacağı yeri şafaktan evvel terketmek, 3- Binek üzerinde nafile namazını kılmak, 4- Su bulunmadığı takdirde namazı iade etmemek üzere teyemmüm almaktır. İmamı Nevvevi mecmu adlı kitabında şöyle der: Üç çeşit ruhsat vardır: 1- Vacib. Meselâ bir kimsenin boğazında bir lokma düğümlenip kalır ve onu gidermek için içkiden başka bir içecek bulamazsa, hayatını kurtarmak gayesiyle içki içmek mecburiyetindedir. Terketmesinden dolayı ölürse asi olarak ölmüş sayılır. 2- Sünnet. Üç merhale veya daha fazla olan seferde seferi namazı kılmak gibi. 3- Mübah olup yapılmaması daha uygun olan ruhsattır. İki merhale ile üç merhale arasındaki seferde, seferi namaz kılmak ve mestleri meshetmek gibi. Yani mestleri meshetmek ruhsat olup bazı kimselerin zannettiği gibi sünnet değildir.