REHİN
Büyük Şafiî İlmihali · s.434
Rehin, bir hak karşılığında bir şeyi hapsetmektir. Yani ipotek vermektir. Kur'an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye ile sabit olmuştur. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Eğer seferde olup yazıcı (kâtip) bulamadığınız takdirde, borçludan alınmış rehinler kâfidir." (El-Bakara: 283) Buhari ile Müslim de şöyle rivayet etmişler: "Resûlüllah (S.A.V.), efradı ailesi için otuz sa' arpa karşılığında zırhını, Ebu Eş-Şahm diye adlanıdırılan bir yahudiye ipotek etti." Rehnin rükünleri dörttür: 1) Sığa, (şunu, şu borcun karşılığında ipotek ettim.) şeklindeki sözdür. 2) Âkid. (Rahin ve mürtehin. Yani ipotek eden ile alan kimseler) dir. Merhûnun birkaç şartı vardır. 1 - Ayn olması. Binaenaleyh alınmamış olan borç ile bir aynın menfaatı - mesela evde oturmak hakkı - merhûn olamaz. 2 - Satılması mümkün olan bir şey olması. Vakıf gibi bir şey merhûn olamaz. Koyun ve inek gibi bir hayvanın yavrusu bulunsa tek yavruyu veya anneyi rehin etmek caizdir. Yalnız borcu kapatmak için onu satmak gerekirse her ikisinin birlikte satılması gerekir. 3 - Borcun vâdesi gelmeden evvel bozulmayacak bir şey olması. Binaenaleyh beş aylık bir borç için yaş üzüm gibi kısa bir zamanda bozulan bir şey rehin edilemez. 4 - Teslim edilmesi mümkün olan bir şey olması. Havada uçmakta olan bir kuş rehin olamaz. 5 - Aynın miktarı ve eşkâlinin malum olması. Yalnız rahinin mülkü olması gerekmez, çünkü herhangi bir kimsenin malını rehin etmek gayesiyle iğreti olarak alıp izniyle onu rehin etmek caizdir. Bir kimse rehin etmek için malını birisine iğreti olarak verirse, vâdesi geldiğinde rehinden kurtarmak için rahini zorlayabilir. Şayet iğreti olarak verilmiş olan böyle bir merhûn telef olursa, rahin sorumlu olmadığı gibi mürtehin de sorumlu değildir. 4) Merhûnu bih. (Karşılığında ipotek yapılmış olan haktır.) Merhûn bihinin şartları şunlardır: 1 - Deyn; yani borç olması, gasp edilmiş şey, ariyet, emanet ve ortağın elinde bulunan müşterek malı rehin etmek caiz değildir. 2 - Bu deynin sabit olması, ilerde sabit olacak bir borç için rehin etmek caiz değildir. Mesela ilerde birisinden alacağı bir borç için her hangi bir şeyi rehin etmek sahih değildir. 3 - Lazım olması, mühayyerlik süresince her hangi bir borç için rehin etmek sahih değildir. 4 - Miktarı ile vasfının malum olması. 5 - Sabit olmasının bilinmesi. Birisine borçlu olduğunu tahmin ettiğinden ona rehin etmek sahih değildir. Bir kimse borçlu olduğunu zan eder de borcunu eda etmeğe kalkışır bilahare borçlu olmadığı ortaya çıkarsa verdiğini geri alabilir. Rahin olan kimse, mürtehinin izni olmadan mülkü izale edecek hiçbir tasarrufta bulunamaz. Yalnız merhûn köle olursa rahinin maddî durumu müsait olduğu takdirde onu hürriyete kavuşturabilir. Rahin, merhûne binmek ve onda oturmak gibi zarar vermeyecek bir şekilde tasarruf edebilir. Fakat merhûn olan arsa üzerine bina etmek veya onu ağaçlandırmak caiz değildir. Yaptığı takdirde bina yıkılmaz, ağaç sökülmez, ancak borcun vâdesi gelince binayı yıkmadan veya ağacı sökmeden borcun kapatılması mümkün değilse o zaman gereği yapılır. Merhûn olan nesne adil bir kimsenin yanında bulundurulması şart koşulursa caizdir. O adil vefat eder veya fasık olursa uygun gördükleri bir kimseye bırakabilirler. Rahin olan kimse. borcunu kapatamadığı takdirde mürtehinin izniyle merhunu satıp borcunu kapatır. Şayet mürtehin izin vermezse hakim kendisine; "Ya izin vereceksin veya borcunu af edeceksin" diyecektir. Mürtehin satılmasını ister fakat rahin satmazsa, hakim kendisine; "Ya satacaksın veya borcunu başka bir yerden kapatacaksın" diyecektir. Tutumunda ısrar ederse hakim onu satar. Mürtehin rahinin izniyle satarsa, şayet onun huzurunda olursa sahihtir, yoksa sahih değildir. Bir adilin satışını şart koşarlarsa caizdir. Bu takdirde rahine baş vurmak gerekmez. Sattığı takdirde mürtehine teslim etmeden evvel para telef olursa, rahinin kesesinden gider. Mürtehin merhûnun telef olduğunu iddia ederse yemin ile sözü kabul edilir. Ama rahine geri verdim demekle şahitsiz sözü müteber değildir. Bir kimse koyun gibi bir şey rehin ederse ve rehin halinde iken kuzularsa, yavrusu rehin sayılmaz. Yalnız satılması gerekiyorsa birlikte satılması icap eder. Merhûn olan şey telef olursa rehin batıl olur. Fakat her hangi bir kimse tarafından itlaf edilirse onun değeri mütliften alınır ve rehin olarak mürtehine teslim edilir. Rehin, mürtehinin feshiyle ve borçtan beraat etmekle irtihan - ipotek - işine son verilir. Bir kimse malik olduğu bir şeyin yarısını bir borç için rehin eder, kalanını başka bir borcu için rehin olarak verirse, sonra da her hangi bir yolla o borçlardan birisinden kurtulursa onun hissesi rehin olmaktan çıkmış olur. Rahin ile mürtehin, rehnin aslında veya miktarında ihtilaf ederlerse bakılır, rehin şayet teberru rehni ise rahinin sözü kabul edilir. Yoksa rehin şart koşulmasa her ikisi yemin edecek sonra hem rehin hem alış veriş fesh edilecektir. Merhûn (İpotek) her ne kadar mürtehinin elinde olsa da, kâr ve kazancı esas mal sahibi olan rahin'e aittir. Binaenaleyh zamanımızda mer'î olan ipotek usulü haram olup, İslâm şeriatına muhaliftir. Çünkü merhun (ipotek) olan şeyin menfaatı, rehin'e ait olmayıp mürtehin'e aittir. Meselâ, birisinin birisinde elli bin lira alacağı var; verecekli olan kimsenin (meselâ) evi ipotek ediliyor, fakat ev sahibi (verecekli olan kimse) evden istifade etmesi icap ederken alacaklı ondan istifade ediyor, ister içinde bizzat kendisi otursun ister kiraya versin. Dinimizce bu muamele caiz değildir ve bir nevi riba (faiz) dir. Rehin akdinde râhin'e zarar verecek herhangi bir şart koşulsa. meselâ borç için satılmayacak veya vâdesi geldikten sonra iki ay kadar bekletilir, (borç kapatılmazsa o zaman satılır.) gibi bir şart koşulursa akit fasit olur. Ama rehnin gereği - mürtehinin izni olmaksızın satılmamak şartıyla - gibi bir şart olursa bunda beis yoktur. Âkid'in baliğ ve akil olması şarttır. Baliğ veya akil olmayan kimsenin rehin akdini yapması caiz değildir, fasittir. Akil ve baliğ olmayan kimse için velisi tarafından akid yapılır. Bir velinin vesayeti altındaki çocuğun malını rehin edebilmesi için çocuk için maslahatın bulunması ve ihtiyata riayet edilmesi gerekmektedir. Buna birkaç misal verelim; a) Çocuk için iki yüz bin lira değerindeki bir şeyi yüz bin lira vâde ile satın almak ve yüz bin lira değerindeki bir şeyi de onun karşılığında malından rehin etmek gibi. b) Çocuğun, malının telef olacağından korkarak vâde ile kendisine bir gayrı menkul satın almak ve malını ona mukabil rehin etmek gibi. c) Nafaka gibi zaruri ihtiyacını karşılamak için bir şeyler satın alıp ve malından bir şey rehin etmek gibi. Çocuğun malını vâde ile satabilmek için birkaç şart vardır. 1 - Vâdeli satış parasının, peşin parasından daha fazla olması. 2 - Parası vâde ile satılan emsalinin parasından az olmaması. 3 - Müşterinin zengin ve güvenilir bir kimse olması. 4 - Vâde süresi örfen çok uzun sayılmaması. 5 - İşi sağlama bağlamak için müşteriden rehin almak. 6 - Bu muamele için şahit tutmak. Veli olan kimsenin çocuğun malındaki tasarrufu maslahata bağlı olduğundan hiçbir surette onun malını başkasına ödünç veremez, kendisi de malından ödünç alamaz. Ancak zaman tehlikeli olup malının çalınması veya gasp edilmesi kuvvetle muhtemel olduğu takdirde korumak için onu ödünç alabilir, başkasına da verebilir. Merhûn'un, ayn (Gözle görülebilen ve elle tutulabilen şeydir) olması şarttır. Borç, ayn olmadığından, her hangi kimseden alacağı olursa, alacağını almadan onu rehn etmek caiz değildir. Ortak malı satmak caiz olduğu gibi ortak ortağından izin almadan onu rehn etmek de caizdir. Rahin (mal sahibi) borcunu tamamen kapatmayınca, rehin olarak bıraktığı şeyi satış ve vakıf gibi mülkünü izale edecek hiçbir tasarrufda bulunamaz. Amma ev ise onda oturabilir, at ve katır ise ona binebilir, tarla ise onu sürer, fakat tarlanın üzerinde bina yapamaz, ağaçlandıramaz. Rahin, borcunu kapatmadığı takdirde merhûn mürtehinin izniyle satılır ve borcu verilir. Şayet mal sahibi borcun vadesi geldiğinde merhûnu satmazsa hakim kendisine "Ya borcunu vereceksin veya merhûnu satacaksın" deyip bunlardan birini yapması için kendisine zor kullanır.