Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

NİKÂH

Büyük Şafiî İlmihali · s.521

Nikâh, "enkâhtü" (evlendirdim) gibi bir sözle cinsi mukarenetin mübah kılınmasını tazammum eden bir akittir. Hem Kur'an-ı Kerim, hem Hadisi Nebevi ile sabit olmuştur. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Hoşunuza giden kadınlarla evleniniz." (Nisa: ayet:3) Resûlüllah (S.A.V.) da şöyle buyuruyor: ﺗَﻨَﺎﻛَﺤُﻮﺍ ﺗَﻜْﺜُﺮُﻭﺍ "Evleniniz çoğalırsınız." Evlenmeye muhtaç olup masraf ve mehir gibi lüzumlu olan şeylerin tedarikini yapabilen kimsenin ibadetle meşgul olsun olmasın evlenmesi sünnettir. ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺸَﺮَ ﺍﻟﺸَّﺒَﺎﺏِ ﻣَﻦِ ﺍﺳْﺘَﻄَﺎﻉَ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﺍﻟْﺒَﺎﺀَﺓَ ﻓَﻠْﻴَﺘَﺰَﻭَّﺝْ ﻓَﺎِﻧَّﻪُ ﺍَﻏَﺾُّ ﻟِﻠْﺒَﺼَﺮِ ﻭَﺍَﺣْﺼَﻦُ ﻟِﻠْﻔَﺮْﺝِ ﻭَﻣَﻦْ ﻟَﻢْ ﻳَﺴْﺘَﻄِﻊْ ﻓَﻌَﻠَﻴْﻪِ ﺑِﺎﻟﺼَّﻮْﻡِ ﻓَﺎِﻧَّﻪُ ﻟَﻪُ ﻭِﺟَﺎﺀٌ Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor ki: "Ey gençler topluluğu: Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gerçekten harama bakmayı engelleyici, namus için en koruyucu bir vesiledir. Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehvet kırıcıdır." Fıkıh ilminin yazarları nikah bölümünün baş tarafında Peygamber (S.A.V.)'e has olan halleri - özellikleri - yazdıklarından biz de kısaca onları dile getirmek istiyoruz. Peygamber'e has özellikler dört çeşittir: 1 - Kendisine vacip olan şeyler: Duha - kuşluk - namazı, vitir namazı, Teheccüd namazı, Kurban, misvaklamak ve istişare gibi şeyler. 2 - Kendisine haram olan şeyler: Zekât ile sadaka almak, yazı öğrenmek, şiir söylemek, içinde gizlediği şeyin tersini göstermek ve kefili olmadığı halde borçlu olarak ölen kimsenin cenaze namazını kılmak. 3 - Başkası için yasak olduğu halde kendisi için mübah olan şeyler: Gece iftarını açmadan ikinci ve üçüncü günlerde oruca devam etmek. Kendi nefsi için veya çocuğu için olan şahitliği ve dört kadından fazla kadını bir arada bulundurmak, izin almadan evli olmayan kadını istediği kimseyle evlendirmek gibi şeyler. 4 - Kendisine yapılan ikramlar. Bunlar da çoktur. Evlendiği kadının başkasına ebediyen haram olması, zevcelerinin diğer kadınlardan üstün olması, mükafat ve cezalarının kat kat olması, nübüvvetinin daha önceki peygamberlerin nübüvvetlerinden evvel kendisine verilmiş olması, isminin arş, gök ve cennetin üzerine yazılması, bütün mahlukatın kendisi için yaratılmış olması, nübüvvet mührünün omuzları arasında bulunması. Şefâat-ı uzma sahibi olması gibi meziyyetler, peygamberlerin sonuncusu olması, ümmetinin diğer ümmetlerden üstün olması, ön taraftan gördüğü gibi arka taraftanda görmesi ve gözleri uyuduğu halde kalbinin uyumaması gibi özellikleri. Evlenmek fıtratın gereği ve peygamberin sünnetidir. Ancak yaşlı veya cinsi iktidarı zayıf olan kimse ile durumu müsait olmayan kimsenin evlenmesi mekrûhdur. Bakire, mütedeyyine, güzel, iyi bir soya mensup ve yakın bir akrabadan olmayan bir kadınla evlenmek sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyuruyor: ﺗُﻨْﻜَﺢُ ﺍﻟْﻤَﺮْﺍَﺓُ ﻻﺎَﺭْﺑَﻊٍ ﻟِﻤَﺎﻟِﻬَﺎ ﻭَﻟِﺠَﻤَﺎﻟِﻬَﺎ ﻭَﻟِﺤَﺴَﺒِﻬَﺎ ﻭَﻟِﺪِﻳﻨِﻬَﺎ ﻓَﺎﻇْﻔَﺮْ ﺑِﺬَﺍﺕِ ﺍﻟﺪِّﻳْﻦِ ﺗَﺮِﺑَﺖْ ﻳَﺪَﺍﻙَ "Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı için, güzelliği için, soyu için, dini için. Sen dindarı tercih et." (Buhari, Müslim) Başkasına bakmak dört kısımdır: 1 - Erkeğin kadına bakması. Bakmanın haram olması için birkaç şart vardır. a) Bakanın baliğ veya mürahık olması. Şayet bakan kimse çocuk olursa bakması haram olmadığı gibi baktırmak da haram değildir. Fakat murahık olan kimsenin, mükellef olmadığından, bakması haram olmazsa da baktırmak ve buna yol açmak haramdır. b) Erkek olması, düz, yani tenasül aleti olmayan kimsenin kadının diz ile göbeğinin arasına bakması haramdır. Başka yerlere bakması haram değildir. Yaşlı, tenasül aleti kesik ve erkeklik gücünden mahrum olanlarla genç ve kudreti olan kimseler arasında fark yoktur. c) Bakılan kadının küçük yaşta değil, arzu edilecek bir yaşta olması. Şayet beş altı yaşında olursa ona bakmak haram değildir. Küçük çocuğu temizlemek için avretine bakmak haram değildir. d) Yabancı olması, muharremattan olan bir kadının sadece diz ile göbeğinin arasına bakmak haramdır. e) Bakışın kasıtlı olmasıdır. Birbirine rastgelmek suretiyle meydana gelen bakış haram değildir. Meselâ her hangi bir kimse normal olarak yürürken gözüne ilişen kadınlara olan ilk bakışından sorumlu değildir. İkinci bakış ise sorumluluğu gerektiriyor. 2 - Erkeğin erkeğe bakmasıdır. Bu bakış haram değildir. Ancak diz ile göbeğin arası avret olduğundan oraya bakmak haramdır. 3 - Kadının kadına bakması, erkeğin erkeğe bakması gibidir. Yani sadece diz ile göbek arası avrettir. 4 - Kadının erkeğe bakmasıdır. Bu hususta ihtilaf vardır. Bazı alimlere göre erkeğin kadına nisbetle sadece diz ile göbeğin arası avret olup bakılması haramdır. Vücudunun kalan kısmına bakmak haram değildir. Bazılarına göre de erkeğin kadına bakması haram olduğu gibi kadının da erkeğe bakması haramdır. Kadının koku, saçı ve benzeri organ ve parçalar yerinde iken bakılması haram olduğu gibi yerinden kopup ayrılsalar da yine onlara bakmak haramdır. Nereye bakmak haram ise oraya dokunmak da haramdır. Bunun için muharrematın diz ile göbeğin arasına bakmak haram olduğu gibi, ellemekte haramdır. Zevc ile zevce müstesna on yaş ve daha fazla olanların bir yatakta yatmaları caiz değildir. Bunun için evdeki çocuklar on yaşına gelince mutlaka yataklarını ayırmak gerekir. Birbiriyle evlenmek isteyen erkek ve kadının birbirinin yüzlerine bakmaları sünnetleri. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor ki: ﺍِﺫَﺍ ﺍُﻟْﻘِﻰَ ﻓِﻰ ﻗَﻠْﺐِ ﺍﻣْﺮِﻯٍۭ ﺧِﻄْﺒَﺔُ ﺍﻣْﺮَﺍَﺓٍ ﻓَﻼﺎ ﺑَﺎْﺱَ ﺍَﻥْ ﻳَﻨْﻈُﺮَ ﺍِﻟَﻴْﻬَﺎ "Bir kimsenin kalbine bir kadınla nişanlanmak arzusu doğarsa, ona bakmasında beis yoktur." (Ebu Dâvud) Birbirine mahrem olmayan erkek ile kadının birbirine bakmaları haramdır. Ancak şahitlik veya alış veriş veya hastalık olur da ayni cinsten doktor bulunmazsa, lüzum ettiği kadar bakmakta beis yoktur. Gayri müslim bir kadının müslüman bir kadına bakmasına da meydan vermemek lazımdır. Mahrem olmayana bakmak haram olduğu gibi, onunla tokalaşmak da haramdır. Hatta vebali daha fazladır. Nikâhlı ve "iddetli" olmayan bir kadınla evlenme teklifinde bulunmak caiz olduğu gibi, ric'î olmayıp, iddetli bir kadınla evlenmek için işaret etmek de caizdir. Nişanlı bulunan bir kadınla evlenmek için teklifte bulunmak ve eski nişanlıların aralarını bozmağa çalışmak haramdır. Bir kadınla evlenmek hususunda kendisiyle istişare edilen kimsenin, kadın hakkında bildiği her şeyi olduğu gibi söylemesi vacip olup, gıybetten sayılmaz. İslam dininde başkasının kusurunu söylemek gıybet olup haramdır. Kur'an-ı Kerim şiddetle onu yasaklamaktadır. İnsan olan kimsenin bu kötü silahı kullanmaması gerekir. Ancak ciddi bir maslahat varsa onu kullanmakta beis yoktur. "El-Envar" isimli fıkıh kitabı bu hususta şöyle diyor: Gıybet bazı sebeblerden dolayı mübahtır. 1 - Kötülük yapan kimseyi sakındırmak. 2 - Zalimin zulmünü hakime söyleyip şikayet etmek. 3 - Kötülüğü ortadan kaldırmak için, başkasının yardımını elde edebilmek gayesiyle kötülük yapanın gayr-ı meşru işini söylemek. 4 - İhtilaflı bir meselede hasmının durumunu şeri kıstaslarla ölçmek için müftüye o durumu anlatmak. 5 - Alenen günah işleyen kimsenin kusurunu söz konusu etmek. 6 - Topal, âma ve kısa gibi kusuru bildiren kelimeler lakap haline gelmiş ise ve kişi onunla biliniyor ise onu söylemek. 7 - Dini meselelerde İslâma uygun bir şekilde ravi ve yazarları tenkit gerekir ise tenkit etmek. Bir vali veya bir memurun durumu ufak tefek mesele için değil, ciddi bir şey varsa onu yüksek makamlara şikayet edip durumunu bildirmek caizdir. (El-envar C. 2, sah.44) Hülasa, evlenmek üzere tanıdığı bir kadın hakkında bilgi isteyen birisine söz konusu kızın kusur ve özelliklerini saptırmadan söylemek zorunda olduğu gibi, bir baba kızına talip olan birisini, tanımak gayesiyle bir başkasına müracaat ettiğinde, başvurulan kişi, tanıdığı erkeğin hususiyetlerini saklamadan, hakkında ne biliyorsa onu söylemesi lazımdır. Akitten önce hutbe okumak sünnet olduğu gibi, evlenmek için yapılan teklifden evvel de hutbe okumak sünnettir. Hutbede Allah'a hamd edilir, Peygamber'e Salatü Selâm getirilir, takva tavsiye edilir, sonra; "Ci'tüküm hatiben likerimetiküm" (Kerimenizi filanca için istemeğe geldim) denilir. Veli hamdele, salvele ve tavsiyeden sonra (Enkahtüke binti veyahut uhti der," yani kızını evlendiriyorsa "Enkahtüke binti" bacısını evlendiriyorsa "Enkahtüke uhti" der, sonra koca olacak kimse hamd ve salvele ve tavsiye getirir, sonra kabulü ifade eden sözü söylerse beis yoktur. Ancak akidle ilgisi olmayan bir söz araya girerse, az da olsa akid sahih değildir. İbnu Mesud, Peygamber (S.A.V.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sizden biriniz nikah veya başka bir şey için hutbe - konuşma - okumak isterse şöyle desin: İnnelhamde lillahi, nahmedühü ve nesteinühü ve nestağfirühü ve neuzu billahi min şürur-i enfüsine ve seyyiat-i âmalina, men yehdihillahu fela mudilla lehü ve men yudlil fela hadiye lehü ve eşhedü ellailahe illellahü, vâhdehü la şerike lehü ve enne Muhammeden abdühu ve resulühü (S.A.V.) ve alâ alihi ve sahbihi." ﻳَﺎٓ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺭَﺑَّﻜُﻢُ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺧَﻠَﻘَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ ﻭَﺧَﻠَﻖَ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﺯَﻭْﺟَﻬَﺎ ﻭَﺑَﺚَّ ﻣِﻨْﻬُﻤَﺎ ﺭِﺟَﺎﻻﺎ ﻛَﺜ۪ﻴﺮًﺍ ﻭَﻧِﺴَﺎٓﺀً ﻭَﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺗَﺴَﺎٓﺀَ ﻟُﻮﻥَ ﺑِﻪ۪ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺣَﺎﻡَ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﺭَﻗ۪ﻴﺒًﺎ ﻳَﺎٓ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻭَﻗُﻮﻟُﻮﺍ ﻗَﻮْﻻﺎ ﺳَﺪ۪ﻳﺪًﺍ ﻳُﺼْﻠِﺢْ ﻟَﻜُﻢْ ﺍَﻋْﻤَﺎﻟَﻜُﻢْ ﻭَﻳَﻐْﻔِﺮْ ﻟَﻜُﻢْ ﺫُﻧُﻮﺑَﻜُﻢْ ﻭَﻣَﻦْ ﻳُﻄِﻊِ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻭَﺭَﺳُﻮﻟَﻪُ ﻓَﻘَﺪْ ﻓَﺎﺯَ ﻓَﻮْﺯًﺍ ﻋَﻈ۪ﻴﻤًﺎ ﻳَﺎٓ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﺣَﻖَّ ﺗُﻘَﺎﺗِﻪ۪ ﻭَﻻﺎ ﺗَﻤُﻮﺗُﻦَّ ﺍِﻻَﺎ ﻭَﺍَﻧْﺘُﻢْ ﻣُﺴْﻠِﻤُﻮﻥَ Bu hutbeye - konuşmaya - "Hutbet-el-Hace" ihtiyaç hutbesi denilir: Kızın babası ve dedesi, Veliyyi Mucbir ise de kızı, fasık ve İslâma muhalif olan kimse ile evlendirmemelidir. Tâbiî'nin büyüklerinden Said bin Müseyyeb, Abdulmelik oğlu Velid için kızını isteyen Abdulmelik'i zulüm ve fıskından dolayı reddettiği gibi, her müminin de fasık ve mübtedi bir kimsenin kızına talip olduğunda, makamı ne kadar yüksek olursa olsun, reddetmelidir. Yoksa emanete hiyanet ettiğinden Allah'ın indinde sorumlu olacağını bilmelidir. Fakat Hz. Şuayb (S.A.V.)'in kızı için Hz. Musa'ya, Hz. Ömer'in de Peygamberlerden önce Hafsa için Osman ve Ebubekir'e teklifte bulunduğu gibi, ilim ve takva sahibi bir kimse olursa sıhriyet münasebetini kurmak için teklif etmek sünnettir. ()