NİKÂH'IN RÜKÜNLERİ
Büyük Şafiî İlmihali · s.527
Nikâh'ın beş rüknü vardır. 1. Koca, 2. Karı, 3. Veli, 4. İki şahit, 5. Akit sığasıdır. Akit sığası için tezvic veya inkâh veya bunların manalarını ifade eden bir kelime şarttır. Kinaye ile nikâhı akd etmek, kabul de "nikâhı kabul ettim" yerine sadece "kabul ettim" demek caiz değildir. Sığanın birkaç şartı vardır. 1 - İcap ile kabul arasında fasıla uzun olmayacak. 2 - Arasına yabancı bir söz girmeyecek. Yalnız akdin muktezası, maslahat veya sünnetlerinden bir şey girerse sakınca yoktur. 3 - İcap ve kabul birbirine tevafuk edecek. İcapta Zeynebten söz edildiği halde, kabulde Hindten söz edilirse, batıldır. 4 - Kabul, icaptan sonra olacak. 5 - Hem icap, hem kabul, nikah, tezviç veya bunların manasını ifade eden tercümesine havi olacak. 6 - Şahitler hem icabı, hem kabulü işitecekler. 7 - İcap ve kabul bitinceye kadar onlara ters düşen bir şeyin meydana gelmemesi. 8 - İcap ve kabul kesin olup muallak olmayacaklar. Meselâ birisi "falan adam buraya gelmiş ise kızımı seninle evlendirdim" denilse caiz değildir. 9 - Geçici olarak olmayacak. Binaenaleyh "Bir kimse kızımı bir seneye kadar seninle evlendirdim" dese, caiz değildir. 10 - Nikâhın gayesini ihlal eden bir şart olmayacak. Nikâh El-Şiğar (iki kadının tenasül uzuvları yani, her birinin namusu diğerinin namusuna mehir olmak üzere nikâhlarını akd etmek) caiz değildir. Fakat iki kişi, kızlarını veya hemşirelerini (kız kardeşlerini) mübadele şeklinde birbirine verip, nikâhı akd ederken mehir olacağından bahsetmezlerse veya her birisi için ayrı ayrı bir miktar malı mehir olarak tayin ederlerse (bu zamanda bir çok yerde bu adet cari olduğu gibi) beis yoktur. Hatta İbni Hacer diyor ki: Birisi birisine "kızını bana vermek üzere kızımla seni evlendirdim" "öteki de: "Kızımı sana vermek üzere senin kızının nikâhını kabûl ettim" dese, caizdir. Koca için dört şart aranır: A) İhramda olmaması: Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: "İhramda olan ne evlenebilir, ne de evlendirebilir." B) Muhtar olması: Zor kullanmak sûretiyle bir erkeği evlendirmek caiz değildir. C) Muayyen olması: Binaenaleyh, bir kimse "kızımı ikinizden birisiyle evlendirdim" dese ve her ikisi de kabul etseler, nikâh sahih değildir. D) Kadınla evlenmek için şer'î bir maniin bulunmaması: Binaenaleyh, beşinci bir kadınla akdi nikâh edilse sahih değildir. Zevce olacak için de üç şart vardır: a - İhramda olmaması. b - Muayyen olması. c - Nikâh ve iddet gibi bir maniden hali olması. Velinin de sekiz şartı vardır: 1 - Muayyen olması. 2 - İhramda olmaması. 3 - Erkek olması. 4 - Mükellef, yani akil ve baliğ olması. 5 - Adil olması. 6 - Sefih olduğundan dolayı mahcurünaleyh olmaması. 7 - Dinlerinin bir olması. (Gayri müslim bir veli, müslü-man bir kızı evlendiremez) 8 - Şuuru yerinde olması. Şahitlerin altı şartı vardır: a - Müslüman olmaları. b - Erkek olmaları. c - Hür olmaları. d - Adalet sahibi olmaları. e - İşiten kimseler olmaları. f - Kör olmaları. Bir görüşe göre nikâhda körün şehadeti kabûl olunur. Şahitlerin zahiri adaletleri kâfi geleceğinden, hakikatleri bilinmese ve zahiri görünüşe göre adil iki şahit huzurunda nikâh akd edilse kâfidir. Fakat müslüman olup olmadıkları kati olarak bilinmeyen iki kişinin huzurunda nikâh akd edilse caiz değildir. Nikâh akd edildikten sonra, karı koca her ikisi veya yalnız koca, velinin veya her iki şahidin veya birisinin fasık veya gayri mükellef olduğunu itiraf etseler nikâh batıl olduğundan fesh edilir. Bu hal duhuldan sonra olursa mehrin tamamı, yoksa yarısı kadına verilir. Yalnız kadın böyle bir iddiada bulunsa kocaya yemin ettirilir, yemin ettiği takdirde kadının sözüne itibar edilmez. Şahitlerin "biz fasık idik" demelerine de bakılmaz. Karı koca üç talâk ile birbirinden boşandıktan sonra, veli yahut şahitlere fısk veya nikâhı bozacak başka bir şeyi isnad etseler nazarı itibara alınmaz. Zevceliğe namzet olan bakirenin velisi, babası - veya dedesi ise mücbir veli olduklarından, vekâlet ve muvafakatını almadan aşağıda mezkur olan beş şart dahilinde onun nikâhını kıyabilirler: 1 - Veli ile zevce arasında düşmanlığın bulunmaması. 2 - Zevce ile koca arasında düşmanlığın bulunmaması. 3 - Hali vakti yerinde olan birisiyle evlendirmesi. Yani mehrini verebilecek birisiyle evlendirmelidir. Şayet mehrini veremeyecek bir kimse ile evlendirirse veli mecbür de olsa nikah sahih değildir. 4 - Mehri misl ile evlendirmesi. 5 - Onu denk bir kimse ile evlendirmeli. 6 - Âma veya yaşlı bir kimse ile evlendirmemelidir. Çünkü böyle bir kimse ile evlendirdiği takdirde yaşayışında zarar görecektir. Zevce bakire olmazsa, veya bakire olur da velisi babası veya dedesi olmazsa onun muvafakatını almak şarttır. İki şahit huzurunda muvafakatının alınması sünnettir. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Dul kadının; velisinin kendisinden izin almaya hakkı vardır." Bakire ise babası onu evlendirebilir. Dul, küçük olursa baliğe oluncaya kadar evlendirilemez. Veli (oğul müstesna) , Önce baba, sonra dede, sonra ana ve baba bir olan erkek kardeş, sonra baba bir olan er kardeş, sonra ana baba bir, kardeşin oğlu, sonra baba bir olan er kardeşin oğlu, sonra amca oğulları, ayni minval üzere sonra hakim, olmazsa dinin kabul ettiği şekilde olmazsa da halkın kabul ettikleri bir hakem. Oğul-oğul olarak - nikahta veli olamaz. Ama oğul hakim olursa hakim olarak başka veli olmadığı takdirde annesini evlendirebilir. Birinci sıradaki yakın veli fasık olursa veya başka bir mani olursa, velayet işi sonraki veliye intikal eder. Bir kadının yakın veya uzak bir velisi bulunmadığı takdirde müslüman yönetici veya onun yerine bakan kimse onu evlendirecektir. Yalnız büluğ çağına ermeden önce onu evlendiremeyeceği gibi büluğ çağına erdiği halde izni olmadan veya denk olmayan kimse ile de evlendiremez. Hükümdar, bir kadının velisiz olduğunu ve evlenmeğe manî bir hali bulunmadığını biliyorsa, ondan şahit istemeden onu evlendirebilir. Fakat durumunu bilmezse, ondan evliliğe mani bir hali bulunmadığına dair iki şahit isteyecektir. Ve şahitlerin şehadetine göre hareket edecektir. Denk bir kimse bir kadına talip olduğu ve istenen kadın da arzu ettiği halde velisi onu evlendirmekten imtina ederse, sorumlu sayılır ve dolayısıyla veli olmaktan düşer. Kezalik denk ve uygun bir kimse bir kadına talip olursa, kadın da onu arzu ettiği halde veli İslâmın kabul etmediği az veya çok başlık talebinde bulunursa veli olmaktan düşer. Maalesef bugün doğu ve güneydoğu illerinde başlık bir musibet haline gelmiştir. Kadın satılık bir eşya gibi pazarlık ediyor ve para ile satılıyor.