NAMAZ VAKİTLERİ
Büyük Şafiî İlmihali · s.102
Güneş doğduktan sonra gölgenin kısaldığı süre zeval öncesidir. Durup ne eksilir ne artarsa istiva zamanıdır. Uzamaya başladığında zeval vaktidir. Öğle namazının ilk vakti, güneşin zevalından itibaren başlar. Yani doğuş, yeri ile batış yerinin arasındaki noktayı geçerek her gölge sahibinin, gölgesi uzanmaya başladığı andan itibaren başlar. Vaktin sonu, istiva gölgesinden başka herşeyin gölgesi kendisinin misline baliğ olduğu vakittir. Zevalin vaktini öğrenmek için şöyle yapılır; Düz bir yerde, bir şey dikilir, gölgesi kısalmaya devam ettiği müddet zevalden öncedir, duraklarsa istiva zamanıdır, gölge uzamaya başladığında ise zeval vakti başlamış demektir. Ulemanın çoğu demişler ki; öğlenin üç vakti vardır. 1- Fazilet vakti: İlk vakittir. 2- İhtiyar vakti: Sonuna kadar uzanır. 3- Mazeret vakti: Seferde veya yağmurda öğle namazını ikindi namazına bırakıp "cem'i tehir" olarak kılan kimse içindir ki; bu da ikindi namazının vaktidir. Beş vakit namaz mirac gecesinde farz kılındı. İlk kılınan namaz da öğle namazıdır. Çünkü Peygamber (S.A.V.) her ne kadar gece vaktinde dönmüş ise de sabah namazını kılmadı, nasıl kılacağını bilmediği için. Sonra Cebrail geldi ve Kabe kapısının yanında Peygambere öğretti. İkindi namazının ilk vakti, öğle namazının son noktasından başlar. Yani istiva gölgesinden başka her şeyin gölgesi bir misli olunca başlar, güneş batıncaya kadar devam eder. Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor: ﻣَﻦْ ﺍَﺩْﺭَﻙَ ﺭَﻛْﻌَﺔً ﻣِﻦَ ﺍﻟﺼُّﺒْﺢِ ﻗَﺒْﻞَ ﺍَﻥْ ﺗَﻄْﻠُﻊَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻓَﻘَﺪْ ﺍَﺩْﺭَﻙَ ﺍﻟﺼُّﺒْﺢَ ﻭَﻣَﻦْ ﺍَﺩْﺭَﻙَ ﺭَﻛْﻌَﺔً ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻌَﺼْﺮِ ﻗَﺒْﻞَ ﺍَﻥْ ﺗَﻐْﺮُﺏَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻓَﻘَﺪْ ﺍَﺩْﺭَﻙَ ﺍﻟْﻌَﺼْﺮَ "Bir kimse güneş doğmadan evvel sabah namazının ilk rek'atına yetişirse sabah namazına yetişmiş sayılır. Bir kimse güneş batmadan evvel de ikindi namazının bir rek'atına yetişirse ikindi namazına yetişmiş olur." İkindi namazının vakitleri hakkında ihtilaf vardır, meşhurları üçtür. Fazilet vakti ilk vakittir. İhtiyar vakti, istiva gölgesinden başka her şeyin, gölgesinin iki mislini aşmadığı vakittir. Mazeret vakti sefer gibi hallerde öğle vaktidir. Cem'an kılınır. Akşam namazının vakti, güneşin batışı tahakkuk ettiği andan başlar, kırmızı şafakın batışına kadar devam eder. Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor: ﻭَﻗْﺖُ ﺍﻟْﻤَﻐْﺮِﺏِ ﻣَﺎ ﻟَﻢْ ﻳَﻐِﺐِ ﺍﻟﺸَّﻔَﻖُ "Akşam namazının vakti, şafakın batmadığı zamandır." Sarı veya beyaz şafakın zamanı akşam namazının zamanından sayılmaz. Bir kimse namaz vaktinde namaza başlar, vakit çıkıncaya kadar devam ederse namazı sahih olup, eda etmiş sayılır. Akşam namazının da üç vakti vardır. Fazilet vakti: İlk vakittir. İhtiyar vakdi de ilk vakittir. Mazeret vakti: Sefer gibi hallerde yatsı vaktidir. Yatsı namazının vakti, kırmızı şafak'ın batmasıyla başlar, fecr-i sadıka kadar devam eder. İmam-ı Nevevî, "Mecmu" adlı kitabında, Tetimme kitabından naklen şöyle demektedir: Doğu memleketlerinin bazı yerlerinde şafak hiç batmaz. Onlar için yatsının ilk vakti, şafağın battığı en yakın memlekete göre kıyas edilir. Yani, o komşu memlekette güneşin batışıyla şafağın batışı arasında geçen zaman ölçü alınır; şafağın batmadığı memlekette güneş battıktan sonra o zaman kadar geçtiğinde bunlar için yatsı namazının vakti girmiş olur. Sabah namazının dört vakti vardır: a- Fazilet vakti: Tam fecir doğduğu zamandır. b- İhtiyar vakti: Ortalık aydınlanıncaya kadar olan zamandır. c- Cevaz vakti: Kırmızılık doğduğu zamandır. d- Tahrim vakti: Namazın, içine sığmayacak kadar az olan zamandır. Yatsı namazından evvel uyumak, yatsı namazından sonra dinî olmayan sohbet yapmak ve fuzuli konuşmak mekrûhdur. Çünkü teheccüd ve sabah namazının geçmesine sebeb olur. Namazın vakti girer girmez, vakit geçirmeden namaz kılmak sünnettir. Yalnız sıcak memleketlerde uzaktan gelen bir cami cemaatinin camiye zorluk çekmeden gelebilmesi için gölgelerin uzanacağı bir zamana kadar öğle namazını tehir etmek sünnettir. Namazın bir kısmı, bir rek'atı veya daha fazlası kendi vakti içinde kılınırsa edadır. Yoksa bir rek'attan az vaktinin içinde kılınırsa kazadır. Bunun sebebi, bir rek'at namaz, namaz içinde okunan ve yapılan söz ve fiillerin çoğunu ihtiva ettiğinden, mütebaki rek'atlar tekrardan ibarettirler. Bir kimse namazın vaktini bilmezse, namaz için herhangi bir alâmet ile vakti bulmak için ictihad eder, araştırır ve namazını kılar. İçtihad ile kıldığı namazı, vakitten evvel kıldığını öğrenir ve henüz vakit çıkmamış olursa tekrar eda eder. Vakit çıkmış ise kaza eder. Uykuya dalarak veya namazını hatırlamayarak kazaya bırakırsa bir an evvel kaza etmesi sünnettir. Bilerek bir çok namazını kazaya bırakan kimse, yemek, içmek, ticaret işi ve uyku gibi insan için zaruri olan şeylerin zamanı müstesna, kazaya kalmış namazları kaza edebilmek için bütün zamanlarını kazaya tahsis etmekle mükellefdir. Hatta nafile namazını kılması haramdır. Nafile namazı yerine kaza kılacaktır. Binaenaleyh zimmetinde kaza bulunan kimsenin teravih, vitir ve bayram namazını kılması haramdır. Bunların yerine imamla birlikte kazasını kılar. Namaz vakti girince uykuda olan kimseyi uyandırmak sünnettir. Ebu Davud, şöyle rivayet ediyor: "Bir gün Peygamber (S.A.V.) namaza çıktı. Uykuda olanlardan kime rastladıysa onu uyandırdı." Yine namaz kılmakta olan kimsenin önünde uyuyan ile saf'ta veya mihrab'ta veya açık damda veya güneşte veya yatsı namazından önce veya fecirden sonra ve güneşten evvel ve Arafat'ta Vakfe zamanında uyumakta olan kimseleri uyandırmak da sünnettir. Namazın vakti girince farziyet terettüp eder. Peygamber (S.A.V.)'e hangi amel daha iyidir,diye sorulduğunda namazı ilk vaktinde kılmaktır, şeklinde cevap verdi. Yalnız namazı vaktin sonuna doğru tehir etmek de caizdir. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurur: Namazı ilk vaktinde kılmak Allahın rızasını, sonunda kılmak da Allahın affını gerektirir. Namaz bir kimseye farz olursa terk ettiği takdirde sorumludur. Yalnız, uykuda kalır veya unutur veya namaz kılmamak için zorlanır ve kılmaya imkan bulamazsa o zaman mesul sayılmaz. Bir kimse namazını kılar sonra kıldığı namazın vakitten evvel olduğunun farkına varırsa tekrar kılması gerekir.