Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

MADDESİ NECİS OLAN ÜÇ ŞEY TAHİR OLUR

Büyük Şafiî İlmihali · s.94

1- Üzümden yapılan içki. Kendi kendine, içine her hangi bir şey atılmadan sirkeye inkilâb eden içki, küpü ile beraber tahir olur. Çünkü necis olmanın illeti, haram olması ve sekr vermesidir. Sirkeye inkilâb ettikten sonra her ikisi de zail oluyor. Fakat içine bir şey atılır da sirkeye inkilâb ederse tahir olmaz. İçkinin içine bir şey atılır sirkeye inkilab etmeden evvel çıkarılırsa, bakılır; içine atılan şey necis ise sirkeye inkilâb etse de necistir. Yoksa tahirdir. Müskir olmadan evvel şıraya, bal, şeker, gül suyu ve benzeri bir şey katılırsa müskir olduktan sonra sirkeye inkilâb ettiği takdirde tahir olur. Arpa ve hurmadan yapılan içki, sirkeye inkilâb etse hakkında ihtilaf vardır. Kadı Ebû Tayyib gibi zatlar, sirkeye inkilâb etse de tahir olmaz, çünkü içine katılmış olan su, onu murdar eder derler. Bağavî ve Sibki de, tahirdir diyorlar. Ma aleyhil fetva budur. 2- Köpek, domuz ve her birisinin başka bir hayvanla birleşmesi neticesinde hasıl olan hayvanın derileri müstesna, eti yensin, yenmesin şer'î bir kesme olmadan ölen her hayvanın derisi, dabağat ile tahir olur. Ancak dabağlandıktan sonra su ile yıkamak lazımdır. Eti yenmeyen hayvanın kılı ve tüyü ile, eti yenipte şer'î bir kesim ile kesilmeden ölen hayvanın kılı ve tüyü dabağat ile tahir olmaz. 3- Kan pıhtısı, et parçası ve yumurtanın kanı canlı bir mahlûka dönüşmekle tahir olur.

HAYIZ, İSTİHAZE VE NİFAS

Hayız, lügatta akmak demektir. İstilahda ise, belli zamanlarda kadının büluğ çağına erdikten sonra hastalık veya çocuk doğurmak sebebiyle olmayıp da, rahminden gelen tabii kandır ki, türkçede buna âdet hali veya ay başı denir. Kadını en az dokuz yaşını tamamlaması gerekir ki âdet görebilsin. Ekseriyetle kadın altmış yaşına geldiği zaman âdeti kesilir. Dokuz yaşından evvel gelen kan, tabiî olmayıp hastalık neticesinden gelir ki, buna istihaze kanı denilir. İstihaze kanı rahimden değil bir damardan gelir. Müstehaza olan kadın tahir sayılır. Ne namaza, ne oruca, ne de başka bir ibadete mâni değildir. Müstehaza kadın, fercini yıkayıp bir bezle bağlar ve namaz vakti abdest alıp ara vermeden namaz kılar. Ancak cemaatle namaz kılmak için bekleyişinde beis yoktur. Ve her vakit için abdest alması lâzımdır. Hayzın en azı, bir gün bir gecedir. Çoğu on beş gündür. Bu iki müddet arasında görülen kan, âdet kanıdır. Bu müddet zarfında kanın devamlı surette gelmesi gerekmez. Bir gün veya daha fazla ara verebilir. Kadınların çoğunun âdetleri altı veya yedi gündür. İki hayız arasında geçecek temizlik müddeti, en az on beş gündür. Fakat çoğu için mahdut bir zaman yoktur. Kan kesilirse yıkanmadan evvel, yalnız oruç ile boşanma mübah olur. Bir kimse, hayız halinde bulunan karısını boşarsa boşanması sahihdir, fakat boşanması yasak olan bir zamanda vâki olduğundan günâhkar olur. Hayız halinde bulunan veya hayız kanı kesilip henüz yıkanmayan zevce ile cinsi münasebette bulunmak caiz değildir. Bunu yapan kimsenin tevbe etmek ile beraber bir sadaka vermesi sünnettir. Dokuz yaşını tamamlamış bir kadın, bir gün bir geceden aşağı, onbeş günden fazla olmaksızın rengi ne olursa olsun kan görürse hayızdır. Onbeş günden fazla devam eden kan ise, dört halden hâli değildir: 1- Âdet, görmeye yeni başlayıp kuvvetli ve zayıf kanı gören kadının halidir. Siyah kan kuvvetli, kırmızı kan zaiftir. Kuvvetli kan, bir gün bir geceden az olmamak ve onbeş günü geçmemek, zayıf kan ise onbeş günden az olmamak şartıyla görülen kandır. Kuvvetli kan hayız, zayıf kan ise istihaza alametidir. Bu durumdaki kadına mümeyyize denilir. 2- Âdet görmeye yeni başlayıp kuvvetli ve zayıf kanı gömeyen kadının halidir. Yani ya daima kuvvetli veya zayıf görür veya gördüğü kuvvetli kan bir günden az veya on beş günden fazladır. Veya gördüğü zayıf kan, onbeş günden azdır. Racih kavle göre adeti bir gün bir gecedir, tuhruda yirmi dokuz gündür. 3- Âdet görüp kuvvetli ve zayıf kanı gören kadının halidir. Böyle bir kadın için âdeti değil, temyizi esas kabul edilir. Meselâ, bir kadın her ayın başında beş günü hayız mütebakisini tuhr olarak âdet etmişti. Sonra istihaze hastalığına mübtela olsa, her ayda on gün kuvvetli, meselâ siyah kan, yirmi gün de zayıf, meselâ kırmızı kan görürse, gördüğü siyah kan hayız, kırmızı kan istihaza kanıdır ve tahir sayılır. Allah'ın Resûlü buyuruyor: "Hayız kanı siyah olur, bilinir." 4- Âdet görüp âdetinin vakit veya miktarını unutan kuvvetli ve zayıf kanı görmeyen kadının halidir. Bu kadına mütehayyire (şaşırmış) denilir. Mütehayyire kadın, ihtiyatlı davranmak zorundadır. Temiz kadın gibi namaz, oruç vesair ibadetlerini eda eder. Hayızlı kadın gibi de cinsi münasebette bulunmaz. Ayrıca her farz namaz için vakit girdikten sonra yıkanır. Yalnız İmam Nevevî, "Tahkik" de ifade ettiğine göre: "Âdetinin hangi vakitte, meselâ sabahleyin kesildiğini hatırlarsa yalnız her gün sabahları yıkanır" diyor. Mütehayyire kadının kanı kesik geliyorsa temiz olduğu zamanlarda gusül etmesi icab etmez. Cumhuru Ulemaya göre, mütehayyire olup geceleri kanı kesilmeyen kadın, Ramazan ayında Ramazan-ı şerif orucunu tutar, sonra da tam bir ay tutar, her birisinden kesinlikle en az ondört gün elde edilir. Toplam yirmi sekiz gün olur. Sonra kalan iki gün için, onsekizden ilk ve son üç günleri tutar. Mütehayyire kadın, her ayda hayzı beş gün devam ettiği ve gece vakti devam etmeye başladığını hatırlıyorsa, oruç tuttuğu bir aydan kendisi için yirmi dört gün sayılır.