LUKATA
Büyük Şafiî İlmihali · s.482
Lukata, her hangi bir kimseye ait olmayan bir yerde bulunup, sahibinin kim olduğu bilinmeyen ve kendi kendini muhafaza edemeyen maldır. Kendine güvenip hiyanet etmeyeceğini bilen kimsenin, böyle yitik bir şeyi bulduğu takdirde, muhafaza etmek gayesiyle alıp bir seneye kadar tarif etmesi sünnettir. Yoksa kendi kendine güvenemeyen bir kimsenin böyle bir yitiği alması mekrûhtur. Fasık, mürted ve kâfir, bir şey bulsalar kendilerinden alınıp bir âdile teslim edilecektir. Ve bir seneye kadar tarif edilecektir. Sahibi çıkmazsa onu bulan fasık veya kâfir ise kendisine verilecektir. Zeyd bin Halid El Cüheni'den (R.A.) rivayet olunmaktadır: "Resûlüllah (S.A.V.)'a altın ve gümüşün yitiğinden soruldu. Dedi ki: Cüzdan ve kesesini bir seneye kadar tanıt. Bilinmezse (sahibi) onu harca ve senin yanında emanet olarak kalsın. Birgün sahibi gelirse kendisine ver, yoksa senindir. Suali soran kimse bu defa deve yitiğini ona sordu. Bunun üzerine buyurdu ki: Ondan ne istiyorsun, onu bırak, onun ayakkabısı ve su tuluğu onunla birliktedir. Suya gider ve ağaç yer, sahibi onu buluncaya kadar. Davarı sorduğunda dedi ki: Onu al, o ya senin, ya kardeşinin veya kurdundur." (Buhari, Müslim) Lukatanın üç rüknü vardır: 1) Almak. 2) Alınan. 3) Alan. Remli'ye göre, bir şey görüldüğü yerde bırakıldığı takdirde zayi olma ihtimali kuvvetli olursa kendine güvenen kimsenin, alıp bir seneye kadar tarif etmesi vacibdir. Hadisten de anlaşıldığı gibi deve, ceylan, güvercin gibi kendini yırtıcı hayvanlardan koruyabilen ehli hayvanları gören kimsenin muhafaza etmek gayesiyle de olsa alması caiz değildir. Ancak tehlikeli bir durumları olursa caizdir. Fakat keçi, koyun, buzağı gibi kendini muhafaza edemeyen hayvanları iltikat etmek caizdir. Lukatanın belli başlı şartları: 1 - Elden düşmek veya gaflet sebebiyle kaybolmuş olması. Şayet rüzgar birisinin evine bir şey sürüklemiş veya birisi kaçarken bir başkasının evinde bir şey düşürmüş ise, söz konusu kayıp mal bir yıl tarif edilse de temellük edilemez. O, daima emanettir. 2 - Ölü bir arazide veya bir camiide veya umumi bir caddede bulunması. Şayet her hangi bir kimsenin tarlasında bulunsa temellük gayesiyle alınamaz, o arazi kimin elinde ise ona verilecektir. 3 - İslâm diyarında veya içinde müslüman bulunan Dar-ı Harb'te bulunması, aksi takdirde ğanimettir, beşte biri humusa müstehak olan kimselere verilmek üzere, Beytülmala, kalanı ise bulana verilecektir. Lukata üzerine terettüp eden hükümler dörttür: 1 - Onu korumak için alınmış ise emanettir. Sahibi bulunmadığı takdirde bir sene sonra temellük etmek gayesiyle alınmış ise bir seneye kadar emanettir. Emanetin ahkamı üzerine terettüp eder. Hiyanet için alınmış ise gasıp sayılır. Bu takdirde ancak hakime teslim etmekle yakasını kurtarabilir. 2 - Onu tanımak ve bir seneye kadar tanıtmak. Tanıtma çarşılarda, halkın toplandığı yerde ve camiilerin kapıları önünde olacaktır. Ancak camiinin içinde lukatanın tanıtımı yapılamaz. Lukatayı tanıtan kimsenin akıllı ve güvenilir bir kimse olması gerekir, yoksa tanıtımı müteber değildir. Lukata bir iki tane üzüm olup mal sayılmayacak bir şey olursa tanıtmak gerekmez. Onu yemek caizdir. Ama mal olmakla beraber çok sayılmıyorsa sahibi ondan vaz geçmiştir zannedilinceye kadar tanıtılır. Değerli bir mal ise bir seneye kadar tanıtılır. 3 - Bir sene sonra sahibi çıkmazsa istense temellük edilecektir. 4 - Temellük ettikten sonra sahibi çıkarsa kendisine verilecektir. Lukatayı alan kimse, münasib bir sûrette ilân eder. Değeri olan bir şeyi günde bir iki sefer, sonra haftada bir iki sefer, sonra ayda bir iki sefer ilân eder. Bu, bir sene tamam oluncaya kadar devam eder. Sonra isterse onu temellük eder, isterse de yanında emanet olarak muhafaza eder. Fakat pek değerli bir şey değilse, onun sahibinin tahminen ondan vaz geçtiği bir zamana kadar ilân edilir. Sonra temlik edilir. İlânda, cinsi, yani gümüş mü, altın mı, vasfı, (meselâ elbise yerli mi, Suriye malı mı, Avrupa malı mı gibi) ve zarfı beyan edilir. Fakat miktar beyan edilmez. Onu mal edinmek gayesiyle almış ise, ilân ücreti kendisine aittir. Yoksa mal sahibine aittir. Onu temlik ettikten sonra veya temellük edip harcadıktan sonra sahibi çıkarsa, hala duruyorsa onu yoksa onun bedelini vermeğe mecburdur. Mekke Hareminde görülen şey, sadece muhafaza edilmek için alınır. Sahipsiz bir çocuğu bir yerde bulunan kimse, mutlaka onu almağa mecburdur. Birkaç kişi onu görmüşler ise onu almak farz-ı kifayedir. Onu gördüğüne dair şahit tutması lazımdır. Ekin tarlalarında veya bağ ve bahçelerde ekin veya meyveler olgunlaşıp toplandıktan sonra, başaklarının ve meyvelerinin toplanmalarına müsaade edilirse, toplanmaları caizdir.