Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

KÜSUF VE HUSUF NAMAZLARI

Büyük Şafiî İlmihali · s.216

Küsuf (Güneş tutulması) ile husuf (Ay tutulması) namazları sünneti müekkededir. Küsuf ve husuf namazı, ayet, hadis ve icmai ümmet ile sabit olmuştur. Cenab-ı Hak buyuruyor: ﻻﺎﺗَﺴْﺠُﺪُﻭﺍ ﻟِﻠﺸَّﻤْﺲِ ﻭَﻻﺎ ﻟِﻠْﻘَﻤَﺮِ ﻭَﺍﺳْﺠُﺪُﻭﺍ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺧَﻠَﻘَﻬُﻦَّ "Güneş ve ay için secde yapmayın. (Tutulduklarında) Onları halk eden Allah için secde edin." Fussilet 37 Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﻥَّ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲَ ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮَ ﺍٰﻳَﺘَﺎﻥِ ﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺕِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻻﺎ ﻳَﻨْﻜَﺴِﻔَﺎﻥِ ﻟِﻤَﻮْﺕِ ﺍَﺣَﺪٍ ﻭَﻻﺎ ﻟِﺤَﻴَﺎﺗِﻪِ ﻓَﺎِﺫَﺍ ﺭَﺍَﻳْﺘُﻢْ ﺫَﺍﻟِﻚَ ﻓَﺼَﻠُّﻮﺍ ﻭَﺍﺩْﻋُﻮﺍ ﺣَﺘَّﻰ ﻳَﻨْﻜَﺸِﻒَ ﻣَﺎ ﺑِﻜُﻢْ "Güneş ve ay Allah'ın ayetlerinden iki ayettirler. Her hangi bir kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Bunu gördüğünüzde namaz kılınız. İçinde bulunduğunuz şey zail oluncaya kadar dua ediniz." Küsuf ve husuf namazları için ezan ve kamet yoktur. Herbiri en az normal iki rek'attır. Ekmeli ise iki rek'attır, fakat her rek'atta iki kıyam, iki kıraat ve iki rükû yapmaktır. Birinci kıyamda, fatihadan sonra Bakara sûresi, bu güzelce bilinmezse onun miktarı, ikinci kıyamda Ali İmran sûresi veya onun miktarı, üçüncü kıyamda Nisa sûresi veya miktarı, dördüncü kıyamda Maide sûresi veya onun miktarı kadar okunur. Birinci rükûda Bakara sûresinden yüz ayet kadar, ikinci rükûda seksen ayet kadar, üçüncü rükûda yetmiş ayet kadar, dördüncü rükûda elli ayet kadar tesbih yapılır. Hem küsuf hem husuf namazlarının cemaat halinde kılınması ve halka haber verilmesi sünnettir, münferiden de kılınabilir. Küsuf namazı, gündüz eda edildiği için, gündüz namazlarında olduğu gibi fatiha ve zammı sure gizlice okunur. Husuf namazı ise gece vaktinde kılınacağından gece namazları gibi fatiha ve sûrenin cehren okunması müstehabdır. Küsuf ve husuf namazları sonunda, cuma namazı gibi iki hutbe okunur. Hutbede, tevbe yapmak, iyi şeyler işlemek ve kötülükten sakınmak için tavsiyede bulunmak lâzımdır. Münferiden küsuf ve husuf namazını kılan kimse için hutbe okumak sünnet değildir. Birinci rükûda, imama yetişen kimse, rek'ata yetişmiş olur. Yoksa yetişmiş sayılmaz. Güneş küsuf halinde batarsa veya güneş açılırsa, küsuf namazı kılınmaz. Fakat güneşin bir kısmı açılırsa, yine kılınır. Keza ay açılır veya güneş doğarsa husuf namazı kılınmaz. Fakat fecir çıkar veya açılmadan ay batarsa, husuf namazı kılınır. Küsuf namazı ile vakit namazı bir araya gelseler, zaman dar olmazsa önce küsuf namazı, sonra vakit namazı kılınır. Vakit dar ise, yani vakit namazının fevtinden korkuluyorsa, önce vakit namazı, sonra küsuf namazı kılınır. Küsuf ile cenaze veya bayram ile cenaze namazı bir araya gelseler önce cenaze namazı kılınır. Zelzele, devamlı yağmur ve şiddetli rüzgâr gibi musibetlerin ref'i için dua edip Allah'a yalvarmak ve münferiden namaz kılmak, sünnettir. Cemaat halinde namazı kılıp dua etmek bid'attır. Küsuf ve husuf gibi hadiseler, Allah'ın kudret ve azametine delâlet eden alâmetlerdir. İnsanları korkutup masiyetten sakındırmak için Allah Azimüşşan, böyle hadiseleri yaratır. Bu hadiseler her hangi bir kimsenin doğumu veya ölümü için meydana gelmezler. Allah'ın Resûlu (S.A.V.)'nün sevimli oğlu İbrahim'in vefat ettiği günde güneş tutulmuştu. Bir çok kimse bu hadiseyi İbrahimin vefatına atfetti. Bunun üzerine Allah'ın Resûlu (S.A.V.) buyurdu ki: ﺍِﻥَّ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲَ ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮَ ﺍٰﻳَﺘَﺎﻥِ ﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺕِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻻﺎ ﻳَﻨْﻜَﺴِﻔَﺎﻥِ ﻟِﻤَﻮْﺕِ ﺍَﺣَﺪٍ ﻭَﻻﺎ ﻟِﺤَﻴَﺎﺗِﻪِ "Güneş ile ay, Allah'ın ayetlerinden iki ayettirler. Her hangi bir kimsenin ölümü ve hayatı için tutulmazlar."