Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

KAMET

Büyük Şafiî İlmihali · s.113

Kamet, her hususta ezan gibi olup, sünnettir. Ancak aşağıdaki hususlarda birbirinden ayrılırlar: 1- Kametin kelimeleri, başındaki (ALLAHÜ-EKBER) lâfzı müstesna, birer defa okunur. 2- Kamette (HAYYE-ALEL-FELÂH) dendikten sonra (KAD KAMETÜSSELÂT-Ü) demek sünnettir. Fakat ezanda sünnet değildir. 3- Kamet, kadın cemaatı için de sünnettir. Fakat ezan sünnet değildir. 4- Kameti süratle, ezanı ise yavaş yavaş okumak sünnettir. 5- Tercî, seslice iki şehadeti söylemeden evvel, gizlice söylemek ezanda sünnettir, fakat kamette sünnet değildir. 6- Fecirden evvel ezan okunur, fakat kamet yapılmaz. Hem ezanın hem kametin akabinde salât getirdikten sonra; ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺭَﺏَّ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺪَّﻋْﻮَﺓِ ﺍﻟﺘَّﺎﻣَّﺔِ ﻭَﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓِ ﺍﻟْﻘَﺎﺋِﻤَﺔِ ﺍٰﺕِ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ۨﺍﻟْﻮَﺳِﻴﻠَﺔَ ﻭَﺍﻟْﻔَﻀِﻴﻠَﺔَ ﻭَﺍﺑْﻌَﺜْﻪُ ﻣَﻘَﺎﻣًﺎ ﻣَﺤْﻤُﻮﺩًﺍ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻭَﻋَﺪْﺗَﻪُ duasını okumak sünnettir. Şafii mezhebinin salikleri bu gün her namaz için sünnet olduğu gibi cuma namazı için de okunması sünnet olan bu duayı okumuyorlar ve mesnedsiz olarak bu sünneti terkediyorlar. Zan edersem bu adet Hanefilerden gelmiştir. Cemaatle kılınan bayram, hüsûf, küsûf gibi nafile namazlar için kamet sünnet değildir. Kamet yerine (ESSELAT CAMİA) denilir. Kameti ayakta getirmek sünnettir. Cemaat, kamet bittikten sonra ayağa kalkmalıdır. Kamete başladıktan sonra nafileye başlamak mekruhtur. Nafilede iken kamete başlanırsa ve cemaatın kaçırılmasından korkulmazsa nafile tamamlanmalıdır. Hareket halinde bulunan taksi ve otobüs gibi vasıtalar içinde veya at üzerinde ezan okumakta beis yoktur. Yerini bulmuş sayılır. Yalnız misafir olmayan bir kimsenin böyle bir ezan okuması, ciddiyet dışı olduğundan caiz değildir. Müezzinle kamet getiren kimsenin bir olması sünnettir. Çünkü Resulüllah'ın zamanında böyle uygulanıyordu. Hz. Bilal-i Habeşi, hem ezan okur hem de kamet getirirdi. Daha önce beyan ettiğimiz gibi ezanı duyan kimsenin müezzinin dediğini tekrar edip onu takip etmesi sünnettir. Ama sağırlık veya uzaklık sebebiyle müezzinin sesini duymayan kimsenin onu takip etmesi sünnet değildir. Maverdi diyor ki: Bir kimse ezanı (mesela) Farsça okursa bakılır: Cemaat için ezan okuyor ise, arapça bilsin bilmesin okunan ezan muteber değildir. Ama kendi nefsi için ezan okuyor ve arapça bilmiyor ise caizdir. Arapça bilmesi halinde kendi nefsi için okuması caiz değildir. Vakit gece olup hava yağmurlu, çok karanlık veya şiddetli rüzgar bulunsa, müezzinin ezanın akabinde "Elâ sallû fi rihâliküm", yani evlerinizde namaz kılınız, demesi sünnettir. Ezan vakti gelince imamdan izin almadan müezzin ezan okuyabilir, fakat imamın izni olmadan kamet getirmek mekruhtur. Ezan ile kamet arasındaki süre, halkın camiye gelip farzdan önceki sünnetleri eda edecek kadardır. Namaz için uykuda olan kimseyi uyandırmak sünnet olduğu gibi namaz kılan cemaatın önünde veya birinci safta yatan kimse ile mihrapta ve yüz üstü yatan kimseleri uyandırmak da sünnettir. Cenab-ı Allah'ın sevmediği şeylerden biri yüz üstü yatmaktır.