EZANIN SÜNNETLERİ
Büyük Şafiî İlmihali · s.110
Ezanın sünnetleri şunlardır: 1- Küçük ve büyük hadesten temiz olmak. Abdesti olmayan veya cünüp olan kimsenin ezan okuması mekruhtur. 2- Tertil. Yani yavaş yavaş okumak. 3- Tercî etmek. Yani, Kelime-i şehadeti yüksek sesle söylemeden evvel, kendi kendine önce gizli söylemek, sonra yüksek sesle okumak. 4- Tesvib etmek. Yani sabah ezanında, "Hayye alassa-lâh" kelimesini söyledikten sonra, "Essalâtü hayrün minen-nevm" kelimesini iki sefer söylemek. 5- Ayakta okumak. 6- Kıbleye dönmek. Yalnız ihtiyaç olduğu zaman, memleketin ortasında bulunan minarenin etrafında dolaşmak daha iyidir. 7- "Hayye alassalah" derken sağa, "Hayye alel felâh" derken sol tarafa başıyla dönmek. Vücut ile dönmek mekruhtur. 8- Müezzinin âdil olması. Binaenaleyh fasıkın ezanı mekruhtur. 9- Gür sesli olması. 10- Yüksek bir yerde ezan okuması. Buhari ile Müslim şöyle rivayette bulunmuşlardır: Peygamber (S.A.V.)'in iki müezzini vardı; biri Bilâl-i Habeşî, diğeri ise İbnü Ümmi Mektûm idi. İki müezzinin ezanları arasında fazla zaman yoktu. Birisi iner, diğeri akabinde çıkıp ezan okurdu. Ezanın yüksek yerde okunması sünnettir, ancak kâmet böyle değildir. Yalnız cami çok büyük olur da cemaat çoksa, cemaatın işitmesi için yüksek yerde okunması sünnet olur. Cemâatın toplanıp ilk sünnetlerini ifa edebilmesi için ezan okuduktan sonra bir ara vermeli, bilahere kamet getirmelidir. Ücret almadan sırf Allah için ezan okumak sünnettir. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyuruyor. "Sırf Allah için yedi sene ezan okuyan kimseye berâat yazılır." Başka bir hadiste de şöyle buyuruyor: "Allah'a imân edip mükafatını ondan umarak beş vakit namaz için ezan okuyan kimsenin tüm geçmiş günahları affolunur." Ücretsiz ezan okuyacak kimse bulunmazsa, ücret mukabilinde bir müezzinin tayin edilmesi gerekir. Bu ücreti müslümanlar ödeyebildikleri gibi Beytül-Mal da ödeyebilir. Bir köyde veya bir şehirde birkaç cami bulunsa, birbirine yakın da olsalar her cami içni ayrı ayrı ezan okumak sünnettir. Ezan okunduktan sonra namaz kılmadan mazeretsiz camiden çıkmak mekruhtur. Ezan da bir ibadettir. Peygamber (S.A.V.)'in emrettiği şekilde eda edilmesi gerekir. Binaenaleyh Arapça'dan başka bir dil ile okunması caiz değildir. Yalnız Arapça olarak okuyabilecek bir kimse bulunmazsa, öğreninceye kadar bilinen bir dil ile okunması sahihtir. Ezan ile kâmet arasında dua etmek sünnettir. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Ezan ile kâmet arasında yapılan dua reddolunmaz. Dua ediniz." Bir köyde veya bir şehirde ezan okunmazsa, ikaz edildikleri halde aynı durum devam ederse onlara karşı savaş açılır. 11- Sesi güzel olması. 12- Şehadet parmaklarını kulaklarının deliklerine sokması. Fasıkın, çocuğun, yalnız olarak bulunan â'manın, abdesti olmayan ve cünüb olan kimselerin ezan okumaları mekrûhdur. Her cami için iki müezzinin bulunması sünnettir. Onlardan biri fecirden evvel, diğeri de fecirden sonra ezan okur. Birbirine yakın olan her cami için ayrı birer ezan okumak müstehab olup etrafa ses gitse de bir ezan ile iktifa edilmemelidir. Ezanı duyan kimsenin, müezzinin dediğini tekrar etmesi sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyuruyor: ﺍِﺫَﺍ ﺳَﻤِﻌْﺘُﻢُ ﺍﻟْﻤَﻮَۭﺫِّﻥَ ﻓَﻘُﻮﻟُﻮﺍ ﻣِﺜْﻞَ ﻣَﺎ ﻳَﻘُﻮﻝُ ﺛُﻢَّ ﺻَﻠُّﻮﺍ ﻋَﻠَﻰَّ "Müezzin sesini duyduğunuz zaman onun dediğini tekrar ediniz, sonra da bana salavat getiriniz." Yalnız ﺣَﻰَّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓِ İle ﺣَﻰَّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻔَﻼﺎﺡِ kelimesi söylendiği zaman, ﻻﺎ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَﻻﺎ ﻗُﻮَّﺓَ ﺍِﻻَﺎ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ demek ve ﺍَﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﺧَﻴْﺮٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﻮْﻡِ dendiği zaman da ﺻَﺪَﻗْﺖَ ﻭَﺑَﺮَﺭْﺕَ ﻭَﺑِﺎﻟْﺨَﻴْﺮِ ﻧَﻄَﻘْﺖَ demek sünnettir. Bir caminin birkaç müezzini bulunsa hepsi de ezan okuyacaklardır, ancak bir ağızla değil, birbirini takip edeceklerdir. Bir çok yerlerde ezandan sonra müezzin yüksek bir sesle salâvatı şerife getirir. Bu hususta bir çok münakaşalar vaki olduğundan bu konuyu açıklığa kavuşturmak gerekir. Şöyle ki; Ezani Muhammedî'den sonra yukarda durumu beyan ettiğimiz gibi salâvatı şerife getirmek sünnettir. Yalnız ne Asrı Saadette ne de Hulefai Rarişîn zamanında yüksek sesle ezan okunduktan sonra salâvat okunduğu vaki olmamıştır. Ancak Mısır'ın Alevî bir hükümdarı öldürüldükten sonra, hemşiresi, müezzinlere ezandan sonra maktulun oğluna selâm getirilmesini emretmiş, müezzinler de bunu tatbik etmişlerdir. Salahaddin Eyyubi başa geçince, bu bid'atı kaldırıp yerine salâvatı şerifenin okunmasını emretmiştir. Demek oluyor ki, bu güzel âdeti icad eden Salâhaddin Eyyubî olmuştur. Fakat minarede beyit veya gazel söylemek doğru değildir. Daha önce açıkladığımız gibi cemaatle imam, kametin bitiminde ayağa kalkmalıdır. Daha evvel kalkmak mekruhtur. Yalnız, yaşlı veya hasta olan kimse "kad kâmet es-salâ" denildiğinde tekbiretü'l-ihram'ın faziletine nail olabilmek gayesiyle ayağa kalkmaya teşebbüs etmelidir. 0Müezzin kamet'e başladıktan sonra camiye giren kimse tehiyyetü'l-mescid namazını kılmadan cemaatle namazını eda etmek için ayakta beklemelidir. Bir camide ezan okunup namaz kılındıktan sonra bir adam veya bir cemaat gelirse tekrar ezanın okunması sünnettir, ancak sessizce olması lâzımdır.