HUL'
Büyük Şafiî İlmihali · s.546
Hul' (kocaya verilmek üzere) bedel mukabilinde koca ile karı arasındaki zevciyet münasebetini izale etmektir. Hul'un beş rüknü vardır. 1 - Bedeli veren. 2 - Bedel. 3 - Zevce. 4 - Akit sığası. 5 - Koca. Kocanın hul' edebilmesi için, karısını boşayabilecek niteliği sahip olması şarttır. Binaenaleyh çocuk, deli ve hul' için kendisine bir baskı ve zorlamanın olmaması lazımdır. Bedeli veren şahsın zevce olması şart değildir. Bir kimse yabancı da olsa birisine, "hanımını hul' edecek olursan sana şu kadar para vereceğim" der o da "bu kadarla hul' ettim" derse hul' hasıl olmuş olur. Bedel, peşin olabileceği gibi vadeli de olur. Sığada icap ve kabul şarttır. Hul' hakkında ihtilaf vardır. Kimi talâktır. Bir defa söylense bir talâk gider, iki defa söylerse iki, üç defa söylense üç talâk gider. Kimi, "nikâhı fesh etmekten ibarettir. Talâkın sayılarını eksiltmez. Kaç defa hul etse de istediği zaman yeni bir nikâh ile onunla evlenebilir." diyor. Şafiî mezhebinde mutemed olan da budur. Bunun için bir kimse üç talâkını, bir şeye talik ederse, meselâ "babanın evine gidersen üç talâk ile benden boşsun" dese, bu işin altından çıkmak için hanımını bir bedel mukabilinde hul eder. Sonra kadın bu arada babasının evine gider, sonra iddette de olsa, yeni bir nikâh ile onunla evlenir. İslâm dini yıkıcı değil, yapıcı olduğundan kurulmuş yuvanın bozulmasını istemiyor ve talâkı - boşamayı - sevmiyor, Peygamber (S.A.V.) şöyle buyuruyor: "Cenab-ı Allah'ın en sevmediği şey talâktır." Ama Cenab-ı Allah talâkı sevmediği halde onun kapısını açtı; eğer onun kapısını açmasaydı bir arada yaşamak istemeyen karı-koca ölüme kadar birlikte yaşamak zorunda kalacaktır. Böylece nice gayrı meşru işler, nice kin ve adavetler terettüp edecekti. Birbirine buğz eden karı kocanın aynı evde ve bir arada yaşamalarının ne kadar işkenceli bir hayat olduğunu ve bir çok fuhûşa davetiye çıkardığını Hıristiyan aleminden sormak lazımdır. İşte insanları yaratan ve maslahatlarını bilen Allah talâka müsaade etti ve olur olmaz şeyler için talâkın vaki olmaması için hissi daha gelip olan kadına değil, istikbalini ve evlenmek için harcadığı malı düşünen ve aklı hissiyatına galip olan erkeğe bıraktı.