Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

KARI İLE KOCANIN KARŞILIKLI HAKLARI

Büyük Şafiî İlmihali · s.545

Nikah mevzuunun başında açıkladığımız gibi evlenmek sünnetir. Bir kadınla evlenmek caiz olduğu gibi adaletten ayrılmamak şartiyle birden fazlasıyla, dörde kadar evlenmek de caizdir. Yalnız zaruret olmadan birden fazlasıyla evlenmek makbul iş sayılmaz. Çünkü kadınlar arasında adalete riayet kolay bir iş değildir. Ama zevce hasta olur ve âkire (çocuk getirmeyen) olmak gibi bir zaruret varsa, hakkı gözetmekle beraber ihtiyaç nisbetine göre ikinci ve üçüncüsü ile evlenmekte beis yoktur. Birden fazla kadınla evli olan kimse, her kadının yanında bir veya ikişer veya üçer gece gecelemeğe mecburdur. Daha fazla kalması caiz değildir. Peygamber (S.A.V.): "Kişi iki kadınla evli olur ve aralarında adeletli olmazsa kıyamet günü bir tarafı eğik olarak gelecektir." buyuruyor. Zevceleri bir odada bulundurmak ve yanlarında yatmak caiz değildir. Ama bir evde birkaç oda bulunur ve her odanın kapısı ve kilidi varsa aynı evde, ayrı ayrı odalarda oturmalarında beis yoktur. Birisinin evinde oturup diğer kumaları oraya davet etmesi caiz değildir. Yalnız ikinci defa evlenen kimse, ilk evlendiğinde bakire için yedi, dul için üç gün ayıracaktır. Ondan sonra onlarla birlikte adilane bir şekilde yaşamalıdır. Yalnız sevgi hususunda adalet yapmak mümkün değildir. Zira o insanın elinde değildir. Bunun için bir kimse evlendiği kadınlardan birisini diğerinden fazla severse sorumlu olmayacaktır. Peygamber (S.A.V.) dahi Hz. Aişeyi ötekilerden daha fazla sevdiğinden sorumlu tutulmaması için Allah'a yalvarıp şöyle buyurmuştur: "Allahım gücüm yeten hususta taksimatım budur, gücüm yetmeyen hususta beni sorumlu tutma." Bundan anlaşılıyor ki, Peygamber (S.A.V.) Hz. Aişe (R.A.) gibi bazı hanımlarını fazla seviyordu. Daha önce açıkladığımız gibi iki ve daha fazla kadınla evli olan kimsenin adalet ve eşitliğe riayet etmesi gerekir. Kadın, İslâmın kabul ettiği hususlarda kocasına itaat etmekle mükelleftir. Kocasının izni olmaksızın yola çıkması caiz olmadığı gibi mahalle veya şehri gezmesi de caiz değildir. Kadın İslâm dininde değerli bir varlıktır. Onu tezyif edip zulmetmek caiz değildir. Maalesef İslâmın kadına yüklemediği bir çok vazife kendisine yüklenmektedir. Cahiliyyette olduğu gibi hala İslâmı bilmeyen cahillerin zulmünden kurtulamamaktadır. Kocasına itaat etmeyen kadına önce va'z ve nasihat edilir; yola gelmezse bir müddet terkedilir. Yine yola gelmezse hafifçe dövülür. Şayet bir kadına zulmedilip hakkına tecavüz edilirse mahkemeye baş vurup durumu beyan etmesi ve gereğinin yapılması için kendi kendini savunması tabii bir hakkı'dır.