GAYRI MÜSLİMLERİN DURUMU VE CİZYE
Büyük Şafiî İlmihali · s.571
Allah, (C.C.) İslâmın hakim olduğu ülkelerde yaşayan gayrı müslim olan kimseleri müslüman kimseler gibi himayesi altına alıp şefkat ve merhamet ile canlarını mallarını koruyup, düşmanların tecavüzünden de muhafaza edip, kendilerine iyilik ve ihsan edilmesini de emir buyurur. Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "Din için sizinle savaş etmeyen ve yurtlarınızdan sizleri çıkarmayan kimselere iyilik ve ihsan etmenizden onlara karşı adaletli davranmanızdan Allah (C.C.) sizleri men et-mez. Şüphesiz Allah adil davrananları sever."(Mumtehine, 8) Peygamber (S.A.V.) de şöyle buyurur: "Üç çeşit komşu vardır; Bir hakkı olan komşu, iki hakkı olan komşu ve üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan komşu, müslüman olmayan komşudur. İki hakkı olan komşu, müslüman olan komşudur. Biri İslâmlığın, diğeri de komşuluğun hakkıdır. Üç hakkı olan komşu ise, müslüman ve akraba olan kimsedir. Bir hak İslâmın, diğer hak komşuluğun, öteki ise akrabalık hakkıdır." (Bezzar) Görüldüğü gibi müslüman olmayan kimse muhterem olup hakkına tecavüz etmek şöyle dursun, kendisine yardım edip iyilik etmek ve kalbini rencide edecek söz ve davranışlardan son derece uzak kalmak gerekir. Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "Ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin" (Ankebut: 46) İslâm dini hakimiyeti altında yaşayan gayr-i müslimlere büyük hak ve geniş bir hürriyet veriyor, şöyle ki: 1 - İnanç ve ibadetlerinde hürdürler, diledikleri gibi ibadet edebilirler. Mabedlerine dokunulmaz. Peygamber (S.A.V.) bu hususta şöyle buyuruyor: "Onları ibadetleriyle başbaşa bırakınız." 2 - Dinimiz, domuz eti gibi haram olan bir şeyi, kendilerince helal ise onlara yasaklamamızı caiz görmez. 3 - Evlenmek, boşanmak ve nafaka gibi ehvali şahsiye meselerinde serbesttirler. 4 - İslâm dini akıl ve mantık çerçevesi dahilinde onlara münazara hakkını veriyor. Münazara ederken onları rencide edecek söz ve davranışlardan sakınmak gerekir. 5 - Onların ziyaretlerine gitmek ve hastalarının halini sormak mübahtır. 6 - Müslümanlarla alış-veriş yapmak mübah olduğu gibi gayrı müslimlerle yapmak da mübahtır. 7 - Kurban kesilirse müslüman komşulara ikram etmek sünnet olduğu gibi, gayrı müslim komşulara da ikram etmek sünnettir. 8 - Onlara hediye vermek mübahtır. Yalnız İslâm dini muhtaç olan kimselerin ihtiyacını karşılamak için maddi durumu iyi olan müslümanları mallarından belirli bir nisbette zekât vermekle mükellef kıldığı gibi, İslâm hakimiyeti altında yaşamayı kabullenen gayrı müslimleri de cizye denen bir miktar vergi vermekle mükellef kılmıştır. Bu, senede bir defa verilir. Cizye verme hususunda bütün zimmiler müsavidir. Cizyenin durumu zaman ve mekana göre ayarlanır. Eskiden zenginden dört dinar, orta halliden iki dinar, daha aşağı olan kimselerden bir dinar alınırdı. Cizyenin beş rüknü vardır. 1 - Akid siğası: Devlet başkanı veya onun vekili, gayrı müslimlerin ileri gelenlerine der ki: "İslâm devletinin hükümlerine itaat etmek şartiyle devlete şu kadar para vermek üzere İslâm diyarında kalmanıza müsaade ettim." Müslüman olmayan kimselerin İslâm ahkâmına itâat etmekle mükellef oldukları şeyler; insan haklariyle ilgili müâmelât, cinayet, zina, ve hırsızlık gibi kendilerinde de yasak olan şeylerdir. Onlara göre mübah olan içki gibi şeylere devlet müdahale edemez. 2 - Âkit (âkit sığasını söyleyen): Yukarda beyan edildiği gibi âkid, ya halifedir veya halifenin tayin ettiği kimsedir. 3 - Mâ'kudüleh. 4 - Mekke, Medine ve çevreleri hariç, İslâm diyarının her hangi bir yerinde gayrı müslim ikametine müsaade edildiği takdirde caizdir. 5 - Maldır: İslâm devletine verilecek malın ne kadar olacağının belirtilmesi gerekir. Kadın, çocuk ve deli olan kimselerden cizye alınmaz. Bir gayrı müslimin Mekke'ye girmesine müsaade edilmez. Cizyenin azı her yıl bir miskaldir. Daha fazlası anlaşmaya bağlıdır. Zimmilere hiçbir suretle hakaret edilmez. İslâm devleti, zimmîlerin haklarını müdafaa etmekle yükümlüdür. Halkı, kendiliklerinden müslüman olmuş olan Medine ve Yemen gibi şehirler ile Bağdad, Kufe, Basra, Kahire ve Fustat gibi inşa ettiğimiz beldelerde zimmîlerin kilise, yapmalarına müsaade edilmez. Müslüman olmayan kimselerin müslümanlardan ayrılmaları için elbiseleri üzerine Zünnar bağlamaları emredilir. Bir gayrı müslim, Kur'an veya Peygamber (S.A.V.) veyahut İslâmın aleyhinde bulunup zemmederlerse bakılır; akid esnasında bunların aleyhinde konuşmamak şartı varsa onlarla yapılmış olan zimmet akdi bozulmuş olur. Yoksa akid yerindedir. Şayet erkekler akdi bozarlarsa çocuk ile kadınlarınki bakidir. Ehli zimmet için mübah veya ibadet sayılan domuz yemek, içki içmek, çan çalmak ve Bayram yapmak gibi şeylerden men'edilmezler. () Gayri müslimlerin binaları, müslümanların binalarından yüksek olamıyacağı gibi seviyesinden de aşağı olacaktır. Biribirinden tanınmaları için zünnarı kuşatmaları da gerekir. İslâm hakimiyeti altında yaşamayan gayrı müslimlerin geçici olarak pasaport veya anlaşmaya dayanarak nüfus cüzdanıyla müslüman bir ülkeye girmesinde bir sakınca yoktur. İslâmın hak bir din olduğunu anlayabilmesi için kendisine karşı iyi davranmak ve yardımcı olmak gerekir. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: "Müşriklerden biri aman dileyerek sana gelirse ona aman ver ki Allah'ın sözünü dinleyebilsin." (Tevbe: 6) İslâm toprağına girdikten sonra canı, malı ve her şeyi korunacaktır. Ancak İslâm hududunu aşarsa gereği ne ise yapılacaktır.