Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

DÂR-I İSLÂM İLE DAR-I HARB

Büyük Şafiî İlmihali · s.574

Dâr-ı İslâm, Müslümanların fethettikleri veya ahâlisi kendiliklerinden müslüman olmuş bir ülkedir. Bu iki şekilden birisiyle İslâmın hükmü altına giren bir ülke artık hiçbir surette Dâr-ı Harbe dönemez; ebediyyen Dâr-ı İslâm kalır.()Buna binaen Endülüs, Filistin, ve gaddar, insan kassabı olan Rus ve Çin istilasına uğramış İslâm diyarı, böyle kaldığı müddetçe bütün müslümanlar Allah'ın indinde sorumludur. Dâr-ı harb ise hiçbir zamanda İslâm hakimiyeti altına girmeyen ülkedir. Hanefi ulemasından İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'e göre ise Dâr-ı harb ile Dâr-ı İslâm'ın durumu değişiktir. Onlara göre Dâr-ı İslâm, içinde İslâm ehkâmı tatbik edilen yerdir. Dâr-ı harb de bunun aksidir. Yani içinde İslâm ehkamı tatbik edilmeyen yerdir. Onlara göre Dâr-ı İslâm Dâr-ı Harb'e dönebilir. İmam-ı A'zam'a göre ise Dâr-ı Harbe komşu olup içinde İslâm ahkâmı icra edilmeyen ve içinde ne müslüman ne de zimmî olan kimse, emin olarak kalmayan ülke, Dâr-ı Harb'e döner. Bu kavle göre ancak Endülüs, Bulgaristan ve Yunanistan gibi yerler Dâr-ı İslâm'dan çıkıp Dâr-ı Harbe dönmüş olur.