KATİL VE YARALAMA
Büyük Şafiî İlmihali · s.565
Yüce İslâm dininde yılan, akrep, bit, fare ve sinek gibi insan sıhhatına veya malına zarar veren hayvanat hariç, hiçbir canlı mahluka eziyet vermek caiz değildir. Fakat maalesef cehalet ve kasvetin etkisi altında kalmak veya hata etmek neticesinde değil, hayvanları öldürmekle meydana gelen katil olayları, bu zamanda olduğu gibi geçmiş zamanda da çok vaki olmuştur. İslâm dini, bu büyük cinayeti ihmal edip cezasız bırakmaz; bırakmak da onun yüce adâletine yakışmaz. Katil olayları bir çeşit olmadığı için müeyyideleri de bir değildir. İslâm'a göre katil üçe ayrılır: 1 - Amd 2 - Şibhülamd 3 - Hata 1 - Amd'den vaki olan katil şöyledir: Bir adamın normal olarak tabanca, tüfek, kılıç ve kama gibi öldürücü bir alet ile haksız yere başkasını bilerek öldürmek veya onu zehirlemek, veya boğmak veya denize atmak gibi, kişinin ölümüne vesiyle olacak bir şey yapmasıdır. Böyle bir cinayet işleyen kimsenin cezası kesinlikle kısastır. Kur'an-ı Kerim'de beyan buyurulduğu gibi kısasta hayat vardır. Bir memlekette kısas kanunu tatbik edilecek olursa, şübhesiz katil olayları yüzde bire inecektir. Çünkü katil cinayetini işlemek isteyen kimse, dini de olmazsa, kendi kendine düşünüp; "Şu adamı öldürdüğüm takdirde kesinlikle ben de öldürüleceğim. Öyle ise en iyisi bu işi yapmamaktır." diyecek ve katilden vazgeçecektir. Böylece hem kendi hayatı, hem öldürmek istediği kimsenin hayatı kurtulmuş olacaktır. Fakat kısas kanunu tatbik edilmez; hapis gibi bir ceza uygulanır, merhamet veya siyasetin etkisinde kalınarak ara sıra böyle canileri affetmek gibi bir harekette bulunmak, batıl cinayetlerinin çoğalmasına vesiyle olur. İnsanları yaratan Allah, onların ıslâhı için hangi müeyyidenin daha uygun olacağını bilir. Ayrıca katle sebebiyet verecek bir şey yapmak da kısası gerektirir. Meselâ iki kişinin "falân adam filân adamı öldürdü" diye şahitlik yapmaları üzerine şer'î mahkeme, kâtil olarak bilinen kimseye karşı kısas cezasını tatbik ettikten sonra şahitlik yaparak, "biz yalan söyledik, o adam kâtil değildi" diye bir itirafta bulunsalar, o zaman onların idamı da gerekir. Birkaç kişi, beraberce birisini öldürseler kısas cezası birisine değil, hepsine tatbik edilecektir. Katil (öldürme işi) ne ile olmuş ise kısas da aynen onunla tatbik edilecektir. Ancak katil sihir ve livata gibi İslâm'ın yasakladığı bir şey ile olmuşsa o zaman kâtilin idamı normal bir şekilde icra edilir. Maktulün tüm vârisleri veya bir kısmı "amden katil cinayetini işleyen kimseyi öldürmeyip diyet alacağız" deseler, kısas hakkı sâkıt olur. Hattâ verese ittifakla "biz katili affettik onu ne öldürür ne de diyet alırız" deseler zimmetinde hiçbir şey kalmaz. Böyle bir halde kâtilin yapacağı şey, sadece Allah'a yalvarıp tevbe etmektir. Bir kimze Zeydi tutar, Amr da gelip onu öldürürse, kâtilin (Amr'ın) cezası idam, onu tutanın da cezası hakimin uygun gördüğü hapistir. Yani hâkimin takdirine bağlıdır. Bir kimse Zeyd'i öldürmek için birisini zorlar ve o da onu öldürürse, kısas, hem zorlayan hem de zorlanan kimsenin hakkında tatbik edilecektir. 2 - Şibhü'l-amd; Değnek, kamçı ve tokat gibi normal olarak öldürücü olmayan bir şey ile birisini vurup öldürmektir. Kâtil, öldürme gayesinde olmadığı ve öldürücü bir âlet de kullanmadığı için hakkında kısas kanunu tatbik edilmez. Ancak diyet gerekir. Diyet, 100 deveden ibarettir. Şayet deve de bulunmazsa - bu zamanda olduğu gibi, - hadiste de vârid olduğu üzere diyet, 1000 Dinar altın veya 12.000 dirhemdir. Kavl-i cedide göre 100 devenin kıymeti takdir edilip verilecektir. 3 - Hata; Tavşan, keklik veya bir hedefe, meselâ tüfek sıkmak veya kılıcın keskin olmıyan bir tarafı ile birisine vurmak isterken keskin tarafı ile vurup birisini öldürmektir. Yani adamı kastetmemek veya öldürücü olmıyan bir şeyle adamı kastetmek isterken öldürücü bir şeyle ona vurmaktır. Hatanın da cezası kısas değil, diyet'tir. Yukarda beyan edildiği gibi şübhü'l-amd ile hatanın cezası kısas değil, katil cinayeti kastedilmediği için diyettir. Yalnız her iki diyet bir tutulmaz. Şibhü'l-amd'ın diyeti 30 Hikka (3 yaşında deve), 30 Ceze'a (4 yaşında deve) ve 40 hamile deve olmak üzere 100 devedir. Bulunmazsa bedeli verilecektir. Hatanın diyeti ise 20 Bintü Mehâd (1 yaşında deve), 20 Bintü Lebûn (iki yaşında deve), 20 İbnü Lebûn (iki yaşında erkek deve), 20 Hikka ve 20 Ceza'a olmak üzere 100 devedir. Her ikisinde de diyet sadece kâtile yüklenmez, asabesi de kendisine yardım edecektir. Bazı ulemânın beyanlarına göre asabe katilin babası, dedesi, oğlu, erkek kardeşi, amcası ve amcası oğludur. Yalnız bunlardan bâliğ, âkil ve durumu müsait olmıyan kimse bu diyet ile mükellef değildir. Kendisi diyetin yarısını yüklenecektir. Durumu müsait olmazsa Beytülmâl ona yardım edecektir. Şayet akrabası olmaz, Beytülmâl de düzenli olmazsa, bütün diyet kâtile yüklenecektir. Şibhü'l-amd ile hatanın diyeti def'aten değil, üç taksit halinde üç sene zarfında ödenecektir. Kısas bütün varislerin hakkıdır. Bunun için varislerden birisi hazır olmaz, çocuk veya deli olursa, çocuk, baliğ oluncaya, deli de iyileşinceye kadar kısas tatbik edilmez. Ancak bu müddet içerisinde katil haps edilir. Tabiatiyle kısas devletin müsaadesi olmadan uygulanmaz. Onu uygulamak için birisine yetki verecekler; şayet anlaşamazlarsa aralarında kurâ çekecekler. Onlardan birisi diğerlerinden izin almadan kısası icra ederse günahkâr olur. Fakat hakkında kısas tatbik edilmez. Şayet devletin izni olmadan kısas uygulansa uygulayana tazir cezası verilecektir. Kısas ile diyetin vücubu için bazı şartlar vardır: 1 - Kâtilin, maktulün babası olmaması: Bir kimse, oğlunu ölürse hakkında kısas cezası uygulanmaz. Çünkü baba, oğlunun hayatına sebeb olduğundan oğlunun onun helakine vesiyle olması uygun değildir. 2 - Katilin mükellef (akil ve baliğ) olması: Binaenaleyh çocuk ile deli hakkında kısas cezası uygulanmaz. Fakat sarhoş olan, aklı normal değilse de sorumluluktan kurtulamaz. Öldürdüğü taktirde hakkında kısas tatbik edilir. 3 - Denk olması: Binaenaleyh bir müslüman bir Zimmi'yi öldürdürürse, kendisi için kısas tatbik edilemez. Fakat günahkâr olur ve kendisine (açıklanacağı üzere) diyet terettüp eder. Ama bir zimmi bir müslümanı öldürürse hakkında kısas cezası tatbik edilecektir. 4 - Maktûlün müslüman olması veya diyet için zimmî veya kendisine eman (güvence) verilmiş bir gayrı müslim olması: Binaenaleyh Kâfiri Harbi (savaşılan kâfir) ile İslâmdan irtidad etmiş olan kimse, bir müslüman tarafından öldürülürse, ne kısas ne diyet vacip olur. Zanii-muhsan (evlendiği halde zina etmiş olan kimse) bir zimmi tarafından öldürülürse o da öldürülecektir. Ama onun gibi olmayan müslüman bir kimse tarafından öldürülürse kısas hükmü tatbik edilmeyecektir. Fakir veya seviyesi düşük olan bir kimse, zengin ve halk arasında mevki sahibi olan bir kimseyi öldürdüğünde hakkında kısas tatbik edileceği gibi; zengin kişi, bir fakiri veya mevkii yüksek olan bir kimse, seviyesi düşük olan kimseyi öldürse, yine hakkında kısas tatbik edilecektir. Bir kimse, birkaç kişi öldürdüğü takdirde ilk maktül için öldürülecek, diğer maktüllerin varislerine diyet verilecektir. Bir kimse, bir müslümanı yaralar, bilahare o yaralı mürted olur ve irtidad halinde iken yaranın etkisi altında kalarak ölürse; kanı heder olur, bir şey icap etmez. Bir kimse, bir mürteddi yaralar, bilahare o mürted İslâm'a döner ve müslüman iken ölürse, yine yaralayana bir ceza uygulanmaz. Bir kimse, birisinin el, ayak, kulak, göz, dudak, dil, hısya ve diş gibi bir uzvunu keser veya oyar ve çekerse aynen kısas tatbik edilecektir. Katil üç kısım olduğu gibi başkasının el, ayak, göz ve diş gibi uzuvlarını itlaf etmek de üç kısımdır. Amden yapılırsa kısas tatbik edilir, Şibhü'l-amd ve hataen itlaf vaki olursa kısas değil diyet lazım gelir. Bu diyet cinayet işleyen kimsenin asabesine yüklenir. Fakat bu sefer taksitler halinde değil, def'aten ve peşin olarak ödenecektir. Caninin yara açmak veya kemik kırmak gibi, işlediğinin aynısını kendisine uygulamak mümkün değilse, kısasa yeltenmek caiz değildir. Ancak diyet ödetmek icabeder. Bir kimse, birisinin sağ elini keserse onun da sağ eli kesilecektir. Sol elini keserse onun da sol eli kesilecektir. Aksini yapmak caiz değildir. Hatta bir kimse, bir adamın eğri olan sağ elini keserse onun da sağ eli kesilecek; sakat olan sağ ayağını keserse onun da aynen sağ ayağı kesilecektir. Ama mefluç bir el keserse onun yerine sağ el kesilmez, diyet lazım gelir. Fıkıh kitablarında beyan edildiğine göre baş ve yüz yaraları on çeşittir. Sadece muvazzıha denilen yarada kısas tatbik edilir. Diğerlerinin zabtı mümkün olmadığından, kısas değil diyet gerekir. Muvazzıha, kemiği gösterecek kadar açılan yaradır. Muvazzıha, (yüz ve baştaki kemiği gösteren yara) ile Haşime (baş ve yüzdeki kemiği kıran yara) nın diyetleri beşer devedir. Deve bulunmazsa beş deve kıymetidir. Munakkıla (kemiği bir yerden başka bir yere nakleden yara) nın diyeti onbeş devedir. Me'mune (beyin torbasına kadar ulaşan yara) nın diyeti tam diyetin üçte biridir. Baş ve yüzdeki başka yaralarda hükümet vardır. Yani münasip bir şekilde ehli vukuf tarafından takdir edilir. Ehli vukufun takdiri şöyle olur: Yara alan kimse, bir köle farzedilir; yaralı ve yarasız olarak kıymeti tahmin edilir; aradaki farkın, kıymetin kaçta biri nisbetinde olduğu tesbit edilir. Şayet kıymetin altıda biri ise hükümet de diyetin altıda biridir, yedide bir ise hükümet te diyetin yedide biridir... Göğüs ve karın gibi yerlerde meydana gelen yara, içeriye kadar nüfuz etmişse diyeti, tam diyetin üçte biridir. Kulak ile gözün diyeti, tam diyetin yarısıdır. Burun ile dilin diyetleri tam birer diyettir. Dudak, el ve ayağın diyetleri yarımşar diyettir. Parmağın diyeti on devedir. Kadının her bir memesi yarımşar diyettir. Erkeğinki ise hükümettir. Yani ehlivukuf tarafından takdir edilecektir. Tenasül aletiyle iki hısyenin diyetleri tam diyettir. Aklın diyeti de tam diyettir. Yahudi ile Hıristiyanın diyeti, müslümanın üçte biri nisbetindedir. Mecusinin diyeti de müslümanın onda birinin üçte ikisidir. Bir kimse, başkasına, aklını izale veya konuşma kabiliyetini veya duyularından birisini ibtal eden bir darbe indirirse diyet lazım gelir. Diyeti takdir edilmemiş başka şeyler için hükümet vardır. Katil cinayetini işleyen hamile kadın hakkında hemen ceza tatbik edilmez. Doğum yapmasına ve çocuğun süt ihtiyacını karşılamak için çare bulununcaya kadar bekletilir, sonra kısas tatbik edilir. Birisi, damın kenarında bulunan mümeyyiz bir çocuğa bağırır, çocuk da korkudan düşüp ölürse, bağırışıyla çocuğun ölümüne sebebiyyet verdiğinden kendisine diyet düşer. Fakat yerde olan çocuğa, veya damın kenarında bulunan bir baliğe bağırır o da düşüp ölürse diyet lazım gelmez. Bir kimse, birisini kovalar, o da kendini denize veya bir kuyuya atarsa, bir şey lazım gelmez. Fakat karanlık ve kovalanan kimse ama olduğundan denize veya kuyuya düşerse diyet lazım gelir. Yüzmeye alıştırmak için bir çocuk birisine teslim edilir ve alıştırılırken boğulursa diyet lazım gelir. Bir kimse, izinsiz olarak başkasının mülkünde veya amme maslahatı için fakat dar bir sokakta veyahut geniş bir caddede fakat kendi menfaatına bir kuyu kazar ve birisi ona düşüp ölürse diyet lazım gelir. Bir hayvan da içine düşüp ölürse kıymeti ödenecektir. Fakat kendi mülkünde kuyu kazar ve yukarda zikredilen olaylardan birisi meydana gelirse sorumlu değildir. Yalnız mülkünde de olsa ağzını açık bırakır ve bir a'ma ona düşüp ölürse diyeti lazım gelir. Bir kimse, bir duvar inşa eder ve bu inşaat normal olduğu halde yıkılır ve birisi altında kalıp ölürse zâmin değildir. Fakat normal değil, maili inhidam olarak bina edilmiş ise zamindir. Bir kimse, karpuz ve kavun gibi şeylerin kabuğunu yola atar, gelen gidenlerden biri ona basıp kayar ve düşüp ölürse zamin olur.