CENAZE NAMAZI VE ONUNLA İLGİLİ HÜKÜMLER
Büyük Şafiî İlmihali · s.237
Ölüm her canlı mahluk için mukadderdir. Mutlaka onu tadacaktır. Ondan kurtulmak mümkün değildir. Ancak ölüm yokluk ve ademden ibaret değildir. O, ruhun yer değiştirmesi, fani alemden ebedi aleme intikal etmesidir. Bunun için her insan ölüm ve ölümün ötesi için hazırlanmalı, İslâmın emirlerine imtisal edip nehiylerinden ictinab etmelidir. Zimmetinde kimin hakkı varsa imkân dahilinde onu iade etmeli, yoksa gönlünü alıp onunla helalleşmelidir. Şayet hak sahibini veya varislerini tanımıyorsa amme hizmetinde bulunan hayırlı bir müesseseye onu vermelidir. Yalnız bu hususta dikkat edilmesi gereken bir mesele vardır. Hayırlı bir müessese dediğimiz zaman ondan maksad İslâma uygun bir müessesedir. Şayet bir müeseseye hayırlı bir müessese denilirse, ama kendisi için toplanan gelirin bir kısmı içki ve balo gibi dinen mübah olmayan, bilakis haram olan şeyler için harcansa o müessese hayırlı bir müessese sayılmaz. Allah'ın Resûlü buyuruyor: ﺍَﻛْﺜِﺮُﻭﺍ ﻣِﻦْ ﺫِﻛْﺮِ ﻫَﺎﺩِﻡِ ﺍﻟﻠَّﺬَّﺍﺕِ "Lezzet ve tadları kaçıran ölümü çok anınız." Hasta olan kimsenin buna daha çok dikkat etmesi gerektiği gibi, hastalığından dolayı inilti ve şikâyet yapmamalıdır. Çünkü şikâyet bir yönden Allah'ın hükmünü reddetmeyi tazammum ediyor. Yalnız doktor veya hastanın bir dostu hâlini sorarsa, hastalığın şiddetini ve çektiği sıkıntıyı dile getirip söyleyebilir. Hastanın akrabası kendisine karşı son derece şefkat ve merhametli davranmalıdır. Akraba olmayan da hastanın akrabalarına şefkat ve merhameti tavsiye etmelidirler. Hasta olan kimse öfkelenmemeli, kimse ile münakaşa etmemeli, kiminle münasebeti varsa gönlünü almalıdır. Hasta olanı ziyaret etmek sünnettir. Enes'ten rivayet olunmuştur. ﻛَﺎﻥَ ﻏُﻼﺎﻡٌ ﻳَﻬُﻮﺩِﻯٌّ ﻳَﺨْﺪُﻡُ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰَّ ﴾ﺹ﴿ ﻣَﺮِﺽَ ﻓَﺎَﺗَﺎﻩُ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ ﴾ﺹ﴿ ﻳَﻌُﻮﺩُﻩُ ﻓَﻘَﻌَﺪَ ﻋِﻨْﺪَ ﺭَﺍْﺳِﻪِ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﻟَﻪُ ﺍَﺳْﻠِﻢْ ﻓَﻨَﻈَﺮَ ﺍِﻟِﻰ ﺍَﺑِﻴﻪِ ﻭَﻫُﻮَ ﻋِﻨْﺪَﻩُ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﺍَﻃِﻊْ ﺍَﺑَﺎ ﺍﻟْﻘَﺎﺳِﻢِ ﻓَﺎﺳْﻠَﻢَ ﻓَﺨَﺮَﺝَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ ﴾ﺹ﴿ ﻭَﻫُﻮَ ﻳَﻘُﻮﻝُ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺍَﻧْﻘَﺬَﻩُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ "Allah'ın Resûlüne hizmet eden bir yahudi genç vardı. Hastalandı. Bunun üzerine Resûlüllah (S.A.V.) gidip yanı başında oturdu. Ondan sonra müslüman ol dedi. Çocuk da (yanında bulunan) babasına baktı. Babası Ebel-Kasım'a (Allah'ın Resûlüne) itaat et dedi ve o genç müslüman oldu. Peygamber (S.A.V.) oradan çıkarken şöyle dedi. Onu ateşten kurtaran Allah'a hamd olsun." (Buhari) Hastanın yanında fazla oturmamak, durumu iyi ise kendisi için şifa talebinde bulunmak, iyi değilse tevbe ve sabrı tavsiye etmek, kendisine nasihatta bulunmak ve ondan dua istemek sünnettir. Ölüm derecesinde olan kimse kıbleye doğru sağ yanına, yer müsaid olmazsa, yüzü kıbleye doğru, sırt üstü yatırılır. Yanında Kelime-i Şehadet söylemek de Yasîn sûresini okumak sünnettir. Allah Resûlü buyuruyor: "Ölülerinize Yasîn okuyunuz." Hasta olan kimse Allah'ın rahmetinden ümidi kesmemelidir. Hayızlı ve nifaslı kadınların, ölüm döşeğinde (haleti nezi'de) bulunan kimsenin yanına gitmeleri mekruhdur. Hasta vefat ederse gözleri kapatılarak, alt çenesi üst çenesine bağlanmalı, mafsalları yumuşatılarak, bütün vücudu ince bir örtü ile örtülerek, bekletilmesini gerektiren bir durum varsa şişmemesi için ağırca bir şey karnı üzerine konulup yüksek bir yere bırakılmalı ve üzerinde kalın bir şey varsa, vücudunun ısınıp bozulmaması için üzerinden çıkarılmalıdır. Bekletilmesini gerektiren bir durum olmazsa, hemen yıkanmalı ve defnedilmelidir. Ayrıca borçlu ise bir an önce borcunu kapatmalı, vasiyet etmiş ise vasiyetini yerine getirmelidir. Mali durumu müsaid olmadığı takdirde, alacaklıya meyyiti af etmesi için müracaat edip rica edilmelidir. Allah'ın Resûlü buyuruyor: ﻧَﻔْﺲُ ﺍﻟْﻤُﻮْۭﻣِﻦِ ﻣُﻌَﻠَّﻘَﺔٌ ﻣِﻦْ ﻣَﻘَﺎﻣِﻬَﺎ ﺍﻟْﻜَﺮِﻳﻢِ ﺑِﺪَﻳْﻨِﻪِ ﺣَﺘَّﻰ ﻳُﻘْﻀَﻰ ﻋَﻨْﻪُ "Borcu ödeninceye kadar mü'minin ruhu güzel makamından alıkonur." Vefat vaki olunca dört şey vacib olur: