Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

ŞÜKÜR SECDESİ

Büyük İslâm İlmihali · s.214

397- Şükür secdesi; yani bir nimetin elde edilmesinden veya bir bela ve musibetin bertaraf olmasından ve benzerlerinden dolayı kıbleye yönelerek ve tekbir alarak secdeye varmaktan, hamd ile tesbih ve şükürden sonra yine tekbir ile secdeden kalkmaktan ibarettir ki, tilâvet secdesi gibidir. Ancak şükür secdesi, müstehaptır. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz ile Ashab-ı Güzin'den birçokları şükür secdesinde bulunmuşlardır. Mesela Nebiyyi Zişan Efendimiz, Ebu Cehil'in başını kesilmiş görünce, beş defa şükür secdesine varmışlardı. 398- Bir nimetin yüz göstermesi, bir musibetin yok olması gibi bir sebep bulunmaksızın yapılacak şükür secdeleri, ne yapılması sünnet bir ibadettir, ne de mekruhtur. Fakat namaz bittikten sonra bu şekilde secde yapılması mekruhtur. Çünkü bunu da namazın vaciplerinden veya sünnetlerinden sanacak kimseler bulunabilir. Böyle bir inanışa sebep olabilecek her mubah ise, mekruh olmaktan uzak olamaz.