Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

NAMAZLARDA SECDE

Büyük İslâm İlmihali · s.140

114- Secde de namazın bir rüknü olduğundan farzdır. Namaz kılan kimse, rükûdan sonra secdeye varır, rukû halinden daha fazla eğilir, cephesini - alnını, yüzünü, iki ayağını ve iki eli ile iki dizini yere veya yere bitişik bir şey üzerine koyar. Hak Teâlâ Hazretlerine tazimde bulunur. Bu secde her rekatta birbiri ardınca iki defa yapılır. 115- Namazda secde için yere alın konulduğu halde, burun konulmasa secde yine caiz olur. Şu kadar var ki böyle bir secde, bir özür bulunmayınca mekruhtur. Bilâkis burun konulduğu halde alın konulmasa bakılır, eğer bir özür sebebiyle ise secde ittifakla caiz olur. Bir özürden dolayı değilse İmam-ı A'zam'a göre mekruh olmakla beraber caiz olur. İmameyn'e göre caiz olmaz. 116- Bir özür sebebiyle olsa da, yanak veya çene ile secde yapılamaz. Alında veya burunda secdeye mâni bir özür bulunsa imâ ile secde yapılır. 117- Secdede elleri, dizleri yere koymak mutlaka farz değildir, bilakis sünnettir. Ancak İmam Züfer'e ve İmam Şafiî ile İmam Ahmed'e göre farzdır. 118- İki ayağın veya bir ayağın parmakları yere konulmadıkça secde caiz olmaz. Tercih edilen görüş, budur. Bir ayağın yalnız bir parmağını veya ayağın yalnız üstünü yere koymak yeterli olmaz. 119- Secde edilecek yer, ayakların konulduğu yerden yüksek olunca bakılır, eğer yükseklik yarım arşın, yani on iki parmak (yaklaşık 34 cm) miktarı ise secde caiz olur, bundan fazla ise câiz olmaz. 120- Kalabalık veya başka bir özür sebebi ile dizler üzerine secde caizdir. Aynı şekilde kalabalık sebebi ile aynı namazı kılanların birbiri arkasına secde etmeleri de caizdir. 121- Bir kimse, başındaki sarığının bir büklümü veya sırtındaki bir elbisenin fazla miktarı üzerine secde edecek olsa, bakılır; eğer bunlar, temiz bir şey üzerine konulmuş olur ve sarığının büklümü de alnına bitişik bulunursa secde caiz olur, yoksa olmaz. Mutlaka yerin sertliğini duymak da lâzımdır. Bu sertliğin hissedilmesine mani olacak pamuk ve benzeri bir şey üzerine secde edilemez. 122- Atılmış yün, pamuk, saman, kar gibi bir şey üzerine secde edildiği takdirde bakılır; eğer bunlar sık ve sert olup hacimleri anlaşılırsa secde caiz olur. Fakat bunların içinde yüz kaybolup, hacimleri anlaşılmazsa ve böyle bir şeyin üzerinde yüz aşağıya tam yerleşerek karar bulacak olmazsa, secde caiz olmaz. 123- Çuval içinde bulunan buğday, arpa, pirinç, darı gibi hububat üzerine secde yapılabilir. Fakat çuval içinde bulunmayan buğday ve arpa üzerine secde yapılabilirse de, darı gibi kaypak şeyler üzerine secde yapılamaz. 124- Ufak bir taş üzerine secde edilemez. Fakat alnın çoğu bu taş ile beraber yere temas edecek olursa secde caiz olur. 125- Yere serilmiş olan herhangi temiz bir şey üzerine secde edilebilir, hatta bir özür sebebiyle olmasa veya serilmiş bulunduğu yer temiz bulunmasa bile. Yeter ki o yerin pis kokusu veya rengi gibi bir eseri belirmesin. Şu kadar var ki böyle bir şeyin yere serilmesi ya sıcaktan veya soğuktan korunmak veya elbiseyi tozdan, topraktan korumak için olmalıdır. Yoksa sırf alnı topraktan korumak için olursa mekruh olmaktan beri olamaz. (İmam Mâlik'e göre kilim, keçe, posteki gibi yer cinsinden olmayan bir şey üzerine secde edilmesi mekruhtur.) 126- Sıcaktan veya soğuktan korunmak gibi bir özür sebebi ile temiz yere konulacak iki el üzerine secde edilebilir. 127- Üzerinde namaz kılınacak sergi, temiz bir elbise ise yukarı tarafını aşağıya getirip etekleri üzerine secde etmelidir. Çünkü bu, tevazuya daha yakındır. 128- Rukû ve sücud rukûnlarının yerine getirilmiş olması için rukû ve sücud denilebilecek kadar bu vaziyetlerde durmak kâfidir. Mutlaka üçer defa tesbih okunacak miktar durmak farz değildir. Fakat bunlarda sünnet miktarının en azı üçer kere tesbih okumaktır. Ortası beş, en güzeli de yedişer tesbih okumaktır. Tek başına namaz kılan, daha çok tesbihde bulunabilir. Fakat imam olan şahıs, cemaatin rızası bulunmadıkça üçten fazla tesbihde bulunamaz. Cemaati usandırmak, kaçırmak uygun değildir. Rükûda tesbih: " ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺭَﺑِّﻲَ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ = Sübhane rabbiye'l-azîm." "Pek büyük olan Rabbim! Her türlü noksanlardan beridir, münezzehtir." Secdedeki tesbih de: " ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺭَﺑِّﻲَ ﺍَﻟَْﻌْﻠٰﻰ = Sübhane rabbiyel-a'lâ"dır. "Pek yüce kudret ve azametle vasıflanmış olan Rabbimi, bütün noksanlardan tenzih ederim, beri kılarım." 129- Her rekatta iki secde yapılır. Bunlardan biri kasten terk edilse namaz bozulmuş olur. Yanılarak terk edilse selâmdan sonra da hatırlansa namaza aykırı bir şey bulunmamış ise secdeye varılır. Daha sonra son ka'de (oturuş), iade edilerek sehiv secdeleri yapılır. Sehiv secdesi bahsine müracaat! 130- Secde, namazın en mühim bir ruknüdür. Secde, ALLAH Teâlâ'ya gösterilen tevazunun, tazimlerin en mükemmel nişanesidir. Bir hadis-i şerifte: َﻗْﺮَﺏُ ﻣَﺎ ﻳَﻜُﻮﻥُ ﺍﻟْﻌَﺒْﺪُ ﻣِﻦْ ﺭَﺑِّﻪِ ﻭَﻫُﻮَ ﺳَﺎﺟِﺪٌ ﻓََﻜْﺜِﺮُﻭﺍ ﺍﻟﺪُّﻋَﺎﺀَ "Kulun Rabbi'sine -yani onun rahmetine- en yakın olduğu hal, secdeye varmış olduğu haldir. Artık -secdede- duayı çokça yapınız." {(): Müslim: Salat;42 No;215, 1/350, Ebu Davud; Salat;152.No;875. 1/294. Nesâî; Tatbik;78, No:1137; 2/226}buyrulmuştur. Çünkü secde hali, en fazla bir mütevazilik ve ALLAH'ü Teâlâ'ya son derece yakın olma hali olduğundan, bu duaların kabul edilmesi kuvvetle ümit edilir. Secdesiz bir namaz, namaz değildir. Mabud'umuzun manevî huzurunda yerlere kapanarak tazimlerini arz etmek istemeyen bir insan, kulluk vazifesini terk etmiş, Hak Teâlâ'ya manevi yakınlık şerefinden mahrum kalmış olur.