Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

NAMAZLARDA RÜKÛ

Büyük İslâm İlmihali · s.139

108- Namazlarda rukû da bir rükün olduğundan farzdır. Kıraattan sonra eğilerek rükûya varılır, baş ile arka düz bir istikamette bulunur. Eller dizlere kadar varır. Şöyle ki, ayakta namaz kılan kimsenin rukû için yalnız başını eğmesi yeterli olmaz, arkasını da eğerek başı ile arkası düz bir çizgi gibi doğru bir şekil almış bulunur. Bu tam bir rükûdur. Bununla beraber namaz kılan, rükûya vardığında tam bu şekilde bulunmazsa bakılır, eğer kıyama daha yakın görülürse rükûsu sahih olmaz. Fakat rukû şekline yakın görülürse sahih olur. 109- Oturduğu halde namaz kılan kimse, rukû ederken alnı dizleri hizasında olacak derecede arkasını eğmelidir. Rukû şeklinde kambur olan kimsenin rukû için başını biraz eğmesi lâzımdır. Kamburluğu rukû sayılmaz. 110- İmama rukû halinde yetişen kimse, ayakta tekbir alıp daha sonra rükûya gider. Bu tekbiri rükûya yakın bir şekilde alsa, namazı bozulur, imama uymuş olamaz. 111- İmama henüz rükûda iken yetişip uyarak rükûya varan kimse, o rekatı imam ile kılmış sayılır. Fakat imam rükûda iken tekbir alıp da imam rükûdan kalktıktan sonra rükûya giden kimse, o rekata yetişmiş olamaz. Bilakismesbuk(imama birinci rekattan sonra uyan kimse) olur. O rekatı namazın sonunda tek başına kılar. 112- İmama uyan kimse, imamdan evvel rükûya gidip daha imam rükûya gitmeden başını kaldırsa bu rükûsu yeterli olmaz. Bu sebeple bunu imamın rükûsu esnasında iade etmezse namazı bozulmuş olur. İmama uyan bir kimse imamdan evvel rükûdan, secdeden başını kaldırırsa, hemen rukû veya secdeye dönmesi gerekir ki, imama muhalefeti ortadan kalksın. 113- İmama rükûda yetişen kimse, iki tekbire muhtaç değildir. "ALLAH'ü ekber" diye namaza başlar ve hemen rükûya gider. Bu bir tekbir ile hem iftitah, hem de rukû tekbirini almış olur. İmamlık bahsine de müracaat!