Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

NAMAZLARA AİT NİYETLER

Büyük İslâm İlmihali · s.133

60- Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki, niyet esasen bir azimden, kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi, bir işin ne için yapıldığını bedaheten = düşünmeksizin bilmesi demektir. Namaz hususunda niyet"ALLAH Teâlâ için ihlasla namaz kılmayı dilemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir." Amellerin kıymetleri, sevapları niyetlere göredir, insanın niyeti hâlis olmalıdır, insan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı amel ile hakkın rızası gibi yüksek bir gayeyi gözetmeli, gafil bir halde bulunmamalıdır. 61- Niyet kalbe aittir. Bununla beraber niyetin kalp ile yapılıp dil ile söylenmesi daha iyidir. Meselâ bir insan, başlayacağı bir namaza kalp ile niyet edip, dil ile bir şey söylemese o namazı yine caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber"şu vaktin farz veya sünnet namazını kılmaya niyet ettim"demesi daha iyidir. Bu şekilde niyet, tercih edilen görüşe göre müstehaptır. {(): ÖNEMLİ NOT: Namaza kalp ile niyet etmeden sadece dil ile niyet etmek ise yeterli değildir.} 62- Farz namazlarda ve bayram ile vitir namazlarında bunları tayin etmek lâzımdır. Meselâ"bugünkü sabah namazına veya cuma namazına veya vitir namazına veya bayram namazına"diye niyet edilir. Sadece farz namazını kılmaya niyet yeterli değildir. Farz namazlar bununla tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu tayin edilmeksizin vakit içinde"bu vaktin farzını kılmaya"diye niyet edilmesi yeterli olur. Rekatların miktarını söylemeye gerek yoktur. Cuma namazı bundan müstesnadır. Onu vaktin farzı niyeti ile kılmak yeterli olmaz. Çünkü asıl vakit cumanın değil, öğle namazınındır. 63- Nafile namazlara gelince bunlar için, meselâ "Şu vaktin ilk sünnetini veya son sünnetini kılmaya niyet ettim" denilir. Bununla beraber bunlarda sadece namaza niyet de kâfidir, o namazın bir müekked veya gayri müekked sünnet ve benzeri olduğunu tayine lüzum yoktur. Şu kadar var ki, teravih namazı için "teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir. İhtiyat olan budur. 64- Cemaate yetişip de imamın farzı mı, yoksa teravihi mi kıldırdığını bilmeyen bir kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kıldırmakta ise onun da farzı sahih olur, eğer imam teravihi kıldırmakta bulunmuş ise onun kılacağı namaz nafile olur, yatsı namazından evvel kılınmış olacağı için teravihden sayılmaz. 65- Niyetin tekbir alma zamanına çok yakın olması daha faziletlidir. Daha evvel de niyet edilebilir. Yeter ki niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir iş bulunmuş olmasın. Meselâ bir kimse abdest alırken şu namazı kılmaya niyet etse, sonra yiyip içmek ve söylemek gibi namaza muhalif bir amelde bulunmadan namaz yerine gelip namaza başlasa, namaz sahih olur. Hatta bu esnada hatırına o niyet gelmese bile. Fakat tekbirden sonra yapılacak bir niyet ile namaz sahih olmaz. Tercih edilen görüş budur. Diğer bir görüşe göre tekbirden sonra "Sübhaneke"den veya "Eûzü"den evvel yapılacak bir niyet ile de namaz caiz olur. (İmam Şafiî'ye göre niyetin tekbir alma zamanına çok yakın olması şarttır.) 66- Eda niyetiyle kaza ve kaza niyetiyle eda caizdir. Mesela bir kimse daha öğle namazının vakti çıkmamıştır zannı ile öğle namazını edaya niyet edip de, daha sonra vaktin çıkmış olduğunu anlarsa, o namaz kaza mahiyetinde olarak câiz olur. 67- Bir kimse bir vakit içinde iki farz namaza niyet etse, meselâ bir öğle vakti içinde öğle namazı ile ikindi namazına niyette bulunsa bu niyeti, vakti girmiş olan namaz hakkında muteber olur, daha vakti girmemiş olan namaz buna engel olamaz. 68- Bir kimse bir vaktin farzına niyet ederek namaza başlasa da, sonra nafile kılıyormuş gibi bir zan ile tamamlasa, bu namazı o farzdan ibaret bulunmuş olur. Çünkü namazın sonuna kadar niyetin hatırlanması şart değildir. 69- Bir kimse nafileye niyet ederek tekbir aldıktan sonra, farza niyet ederek tekrar tekbir alsa, farza başlamış olur. Aksi de böyledir. Aynı şekilde bir kimse meselâ öğle namazının farzına niyet ederek bir rekat kıldıktan sonra ikindi namazının farzına veya bir nafile namaza niyet ederek tekrar tekbir alsa, öğle namazını bozmuş, ikinci niyetine göre namaza başlamış olur. 70- Cemaatle namaz halinde imama uyulduğuna da niyet edilmesi lazımdır. Meselâ "Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya niyet ettim, uydum şu imama" denilir. Böyle bir şekilde niyet edilmediği takdirde imama uymak sahih olmaz. Arapça olarak şu şekilde niyet edilir: ﻧَﻮَﻳْﺖُ َﻥْ ُﺻَﻠِّﻲَ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ ﻓَﺮْﺽَ ﺍﻟﻈُّﻬْﺮِ َﺩَﺍﺀً ﻣُﻘْﺘَﺪِﻳًﺎ ﺑِﻬٰﺬَﺍ ﺍﻟِْﻤَﺎﻡِ "Neveytü en usalliye lillahi teâlâ farze'z-zuhri edaen muktediyen bi haze'l-imami" 71- Bir kimse namaza tek başına başlamış iken imama uymaya niyet ederek dil ile tekrar tekbir alsa, evvelki namazını bozmuş, imama uymuş olur. 72- İmama uyan kimsenin kılacağı namazı tayin etmeksizin yalnız"imama uydum"veya"iktida ettim"diye niyet etmesi, tercih edilen görüşe göre kafi değildir."İmam ile beraber namaz kılmaya niyet ettim."denilmesi de böyledir. 73- Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde imam henüz namaza başlamamış bulunsa, bu uyma sahih olmamış olur. Hattâ"ALLAH"veya"Ekber"lâfzını imam daha bitirmeden kendisi bitirse, imama uymuş olamaz. Fakat ikinci defa olarak tekbir alırsa bununla imama uymuş olur. 74- Cemaatin imama uymaya niyeti, imamın"ALLAH'ü ekber"diye namaza başladığından sonra olmalıdır ki, bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan evvel tekbir alınmış olma ihtimali kalmasın. Bu İmameyn'in görüşüdür. İmam-ı A'zam'a göre cemaatin tekbirleri, imamın tekbirine çok yakın olmalıdır. Çünkü bunda ibadete sürat ve acele etme fazileti vardır. O halde niyetin evvelce olması lâzım gelir. Bununla beraber, imam daha Fatiha'yı şerife'yi bitirmeden tekbir alıp imama uyan kimse, iftitah tekbirinin sevabına kavuşmuş olur. 75- Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek lâzım değildir. Hattâ Ali sanılan imamın Veli olduğu anlaşılsa da, vaki olan uymaya zarar gelmez. Şu kadar var ki, tayin edilerek bizzat Ali'ye uymaya niyet edilmiş olduğu halde, imamın başkası olduğu anlaşılsa uyma sahih olmamış olur. Çünkü bu kayıtlanmış, belirlenmiş bir niyettir. 76- İmam olan şahsın imamlığa niyet etmesi lâzım değildir. Ancak kendisine kadınların da uymaları sahih olması için imamlığa niyet eylemesi lâzımdır. Bu sebeple bir imam"Ene îmamün limen tebiani = Ben bana uyanlara imamım"diye niyet etse, kendisine kadınlar da uyabilirler. İmamlık bahsine de müracaat!