Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

KADINLARIN MUHAZATI (AYNI HİZADA BULUNMASI)

Büyük İslâm İlmihali · s.164

187- Cemaat, farklı şahıslardan ibaret olunca imamın arkasında evvelâ erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra da kadınlar saf bağlarlar. Bu tertibe erkekler ile erkek çocukların riayetleri sünnettir, erkekler ile kadınların riâyetleri ise farzdır. Bu sebeple bir kadın veya büluğ çağına yaklaşmış olan bir kız çocuğu bir erkeğin önünde veya tam hizasında aynı namazı cemaatle kılacak olsa, erkeğin namazı bozulur. Buna"muhazatı nisa = kadınların erkekler ile bir hizada bulunması"meselesi denir. Bu muhazattan dolayı namazın bozulması için şöylece on şart vardır: 1. İmam olan şahıs, kadınlar için imamlığa niyet etmiş bulunmalıdır. Çünkü böyle bir niyet bulunmazsa kadınların imama uymaları sahih olmaz ki onların muhazatı erkeklerin namazlarını bozabilsin. Yalnız cenaze namazında bu niyete lüzum yoktur. Bir de bazı alimlere göre cuma veya bayram namazlarında da kadınların imama uymaları için bu niyet şart değildir. 2. Erkekten ileri veya onun tam bitişiğinde namaz kılan kadın, mahrem olsun olmasın, büluğ çağına ermiş veya yaklaşmış olmalıdır. Dokuz yaşındaki bir kız, sekiz veya yedi yaşında olup gelişmiş olan bir kız da büluğ çağına yaklaşmış sayılır. 3. Kadın veya kız, namazı anlayacak bir halde bulunmalıdır. Bu sebeple namazın ne olduğunu bilmeyip sadece cemaate uyan deli bir kadının muhazatı namazı bozmaz. 4. Muhazat kıyam veya rukû gibi bir rükün miktarı devam etmelidir. Bu, İmam Muhammed'e göredir, İmam Ebû Yûsuf'a göre böyle bir rükün bizzat eda edilmiş olmalıdır. Bu sebeple hemen muhazat bulunmakla namaz bozulmaz. 5. Muhazat, rukû ve secde ile kılınır bir namazda bulunmalıdır. Bu sebeple cenaze namazında ve tilâvet secdesindeki muhazat bunların sahih olmasına mani değildir. 6. Namaz, erkek ile onun hizasında bulunan kadın arasında iftitah tekbiri itibarıyla müşterek olmalı, yani kadın, ya hizasında bulunduğu erkeğin iftitah tekbirine, kendi iftitah tekbirini bağlayarak ona uymuş olmalı veya bu erkek ile beraber iftitah tekbirini üçüncü bir kişinin iftitah tekbirine bağlamış bulunmalıdırlar. Bu sebeple erkek ile kadın aynı namazı yan yana durarak tek başlarına kılsalar veyahut yalnız biri imama uyup diğeri tek başına kılacak olsa, namazları bozulmuş olmaz. 7. Namaz, erkek ile kadın arasında eda itibarıyla müşterek olmalıdır. Şöyle ki kadın, ya hizasında bulunmuş olduğu erkeğe veya her ikisi diğer bir erkeğe uymuş, aynı namazı beraber kılar bulunmuş olmalıdırlar. Bu sebeple erkek ile kadın, bir veya birkaç rekat kılındıktan sonra imama uyup da imamın selâmından sonra kalkarak kaçırmış oldukları rekatları kılarken aralarında muhazat meydana gelse, bununla namaz bozulmuş olmaz. Çünkü bunlara"mesbuk"denir. Mesbuk ise kendi başına kıldığı rekatlarda tek başına sayılır. 8. Erkek ile kadının yerleri bir olmalıdır. Bu sebeple bunlardan biri, meselâ mescidin zemininde, diğeri de en az bir adam boyu yüksek bir mahfilde tam birbiri hizasında bir vaziyette bulunarak cemaatle namaz kılsalar, bu muhazat, namazın sahih olmasına mani olmaz. 9. Erkek ile kadının yönleri bir olmalıdır. Bu sebeple Kâ'be-i Mükerreme'nin içerisinde her biri başka bir yöne yönelerek cemaatle namaz kılarken aynı hizada bulunsalar, bu namazı bozmaz. 10. Erkek ile kadının arasında, araya giren herhangi bir şey bulunmamalıdır. Bu sebeple aralarında direk gibi bir şey veya bir insan sığacak kadar bir açıklık bulunursa muhazat, namazı bozmaz. Kısacası, bu on şart toplanınca muhazat erkeklerin namazını bozar. Şöyle ki imama uyan kadınlar, erkeklerin safı önünde bir saf teşkil etseler, bütün bu erkeklerin namazları bozulur. Erkeklerin arasında üç kadın bulunsa, bunların hem sağ ve hem sol yanlarındaki birer erkeğin, hem de arka taraflarındaki her saftan üç erkeğin namazları bozulur. Aradaki kadınlar iki olursa yanlarındaki birer erkek ile arka taraflarındaki yalnız iki erkeğin namazı bozulur. Daha arkadakilerin namazlarına bir şey olmaz. Aradaki kadın, bir tane olunca sağ ve sol tarafındaki birer erkek ile arka tarafındaki saftan bir erkeğin namazı bozulur, başkalarının namazları bozulmaz. Namazları bozulan erkekler, kadınlar ile diğer erkekler arasında birer engel mesabesinde bulunmuş olacaklarından, artık bu bozulma başkalarının namazlarına tesir etmez. Erkeklerin namazlarını böyle bozan, huzurlarını kaçıran kadınlar ise şüphe yok ki bundan dolayı günahkâr olmuş, Hak Teâlâ'nın azabına lâyık bulunmuş olacaklardır. {(): ÖNEMLİ NOT: Bu muhazat-ı nisa meselesine nerede olursa olsun mutlaka son derece dikkat etmek gerekir. Maalesef Ka'be'de kadınlar erkekler bu hususa hiç dikkat etmiyorlar. Bu mesele kendilerine hatırlatıldığında "Burası Beytullah" diyorlar. Böyle şey olamaz, çok yanlıştır.} Bu sebeple böyle namazın bozulmasına sebebiyet vermekten kaçınmalı, İslâm terbiyesine riayet etmeli, yalnız yaşlı kadınlar, cemaate devam edecek olurlarsa mescitlerde, kendilerine tahsis edilecek yerlerden ileri geçmemelidirler. Yoksa bekledikleri sevap, kazanacakları günahı karşılayamaz. Zaten aslında kadınların cemaate devam etmeleri mekruh olmaktan uzak görülmemektedir. Kadınların mescitleri, evlerinin içerisidir. Bir hadis-i şerifte: ﺧَﻴْﺮُ ﺻَﻼﺎﺓِ ﺍﻟﻨِّﺴَﺎﺀِ ﻓِﻰ ﻗَﻌْﺮِ ﺑُﻴُﻮﺗِﻬِﻦَّ "Kadınların namazlarının en faziletlisi, evlerinin içinde kıldıkları namazlardır" {(): A. b. Hanbel; No:26030; 6/301} buyrulmuştur. Kadınların namazları ile evlerini nurlandırmaları, kendileri için pek büyük bir şereftir. Nitekim bir hadîs-i şerifte de şöyle buyrulmuştur: ﻧَﻮِّﺭُﻭﺍ ﻣَﻨَﺎﺯِﻟَﻜُﻢْ ﺑِﺎﻟﺼَّﻼﺎﺓِ ﻭَﻗِﺮَﺍﺋَﺔِ ﺍﻟْﻘُﺮْﻥِ "Oturduğunuz yerleri, evlerinizi namaz ile, Kur'an-ı Kerim okumakla nurlandırınız." {(): Beyhaki Şuabu'l-İman: Fi Tazimi'l-Kur'an: No:2033; 2/358 Deylemi Firdevs; Nun: No:6726; 4/245}

NAMAZLARIN SURET-İ TATBİKİYESİ, YALNIZCA NASIL KILINACAĞI

188. Malum olduğu üzere namazlar farz, vacip, sünnet, müstehap kısımlarına ayrılmakta ve ikişer, üçer, dörder rekatlı bulunmaktadır. Bu namazlar evvelce yazdığımız farzlarına, vaciplerine, sünnetlerine adabına riayet edilmek üzere şu şekilde kılınır. 1. Sabah namazları Sabah namazının iki rekat sünnetini kılmak için "Niyet ettim bugünkü sabah namazının sünnetini kılmaya" diye niyet edilir ve hemen eller yukarıya kaldırılıp " ﺍَﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ = ALLAH'ü Ekber" diye tekbir alınır. Daha sonra eller bağlanır " ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﺍﻟﻠّٰﻬُﻢَّ = Sübhanekellahümme ve bihamdik ve tebareke'smük ve teâlâ ceddük ve la ilahe gayrük" ile: َﻋُﻮﺫُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﺍﻟﺮَّﺟِﻴﻢِ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ = Eüzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim. Bismillahirrahmanirrahim" ve Fatiha'yı şerife okunur, sonra "Amin" denir ve"bir miktar"daha Kur'an okunur. Bu"miktar"danmaksat, en az bir sûre veya en az üç kısa âyet veya üç kısa âyet uzunluğunda bir âyettir. Bu"bir miktar"tabiri yazılarımızda tekrarlanacaktır. Akabinde "ALLAH'ü ekber" diye rükûya varılır, bu halde en az üç kere " ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺭَﺑِّﻲَ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ = Sübhane rabbiye'l-azîm" denir. Sonra " ﺳَﻤِﻊَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻤَﻦْ ﺣَﻤِﺪَﻩُ = SemiALLAH'ü limen hamideh" denilerek ayağa kalkılır, ayakta; " َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻭَﻟَﻚَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ = Allâhümme rabbena ve leke'l-hamd" denir. Rüku ile secde arasındaki bu kıyama"kavme"denir ki, bunda eller yanlara salıverilir. Daha sonra " ALLAH'ü ekber" diye secdeye varılır, secdede de üç kere " ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺭَﺑِّﻲَ ﺍَﻟَْﻌْﻠٰﻰ = Sübhane rabbiye'l-a'lâ" denir, sonra "ALLAH'ü ekber" denilerek kalkılır, bir tesbih miktarı oturulup yine "ALLAH'ü ekber" diye ikinci secdeye varılır, bunda da üç kere "Sübhane rabbiye'l-a'lâ" denir. Bununla bir rekat bitmiş olur. Bu ikinci secdeyi müteakip "ALLAH'ü ekber" denilerek ikinci rekata kalkılır, tam ayakta yalnız besmele-i şerife ile Fatiha'yı şerif'e ve bir miktar daha Kur'an okunur, birinci rekatta olduğu gibi rükûya ve secdeye varılır, ikinci secdeden sonra oturulur ki bu bir ka'dedir. Bunda " ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﻟِﻠّٰﻪِ = Ettahiyyatü lil'lahi" ve " ﻟﻠَّﻬﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَﺑَﺎﺭِﻙْ = ALLAHümme salli... ve bârik..." ve " ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﺗِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺣَﺴَﻨَﺔً = Rabbena Âtina fiddünya haseneten..." mübarek kelimeleri sonuna kadar okunur, sonra ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠﻴْﻜُﻢْ ﻭَﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ = Esselamü aleyküm ve rahmetüllâh" diye sağ tarafa, sonra da "Esselamü aleyküm ve rahmetüllâh" diye sol tarafa yüz çevirerek selâm verilir. Bununla da iki rekatlı namaz bitmiş olur. {(): Bu mübarek kelimeler için 131, 142 inci maddelere önemle bakınız!} Bütün bu tekbirler, tesmi'ler, kıraatlar, hafiyyen, yani yalnız namazı kılan kimsenin kendisi işitebileceği bir sesle gizlice yapılır. Namazda erkekler ile kadınların ellerini nasıl kaldıracakları, nasıl bağlayacakları, rukû ile secdede ve ka'delerde nasıl bir vaziyet alacakları ise"Namazın sünnetleri ve adabı"bahsinde bildirilmiştir. Sabah namazının iki rekat farzına gelince, bunun için evvelâ erkeklere mahsus olmak üzere ikamet alınır, sonra "bugünkü sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir ve eller kaldırılarak " ﺍَﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ = ALLAH'ü Ekber" diye namaza başlanır ve sünnetinde bildirildiği üzere kılınıp tamamlanır. Şu kadar var ki, sabah namazlarının farzlarında Fatiha'dan sonra biraz fazla Kur'an okunması sünnettir. Bu sünnetin en az mertebesi, kırk âyettir. Bununla beraber üç kısa âyet miktarı okunması da caizdir. Vaktin çıkmasından korkulduğu takdirde az âyet okunur, hattâ yalnız Fatiha ile veya birkaç âyet ile de yetinilebilir. Tek başına namaz kılan, bu farzı kılarken tekbirler ile "Semiallâhülimen hamideh" cümlesini ve Fatiha ile Fatiha'dan sonra okuyacağı âyetleri sesli de okuyabilir. 2. Öğle namazları Öğle namazının ilk dört rekat sünnetinin evvelki iki rekatı tam sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Şu kadar var ki bunda "bugünkü öğle namazının ilk sünnetine" diye niyet edilir ve bunda ikinci rekattan sonraki oturuş, son ka'de değil, birinci ka'de olduğundan bu ka'dede yalnız "Ettehiyyatü lillâhi..." okunur, sonra "ALLAH'ü ekber" denilerek ayağa kalkılır. Sübhaneke okunmaksızın yalnız besmele ile Fatiha'yı şerife ve bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okunarak yine yukarıdaki tarif üzere rükûya, secdelere gidilir, daha sonra dördüncü rekat için "ALLAH'ü ekber" denilerek ayağa kalkılır, bunda da yalnız besmele ile Fatiha'yı şerife ve bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okunarak yine tarif üzere rükûya secdelere varılır, daha sonra oturulur ki bu son ka'dedir. Bunda da "Ettehiyyatü lillâhi..." ile "ALLAHümme salli... ve barik..." ve "Rabbena Âtîna..." duası tamamen okunup iki tarafa -yazdığımız şekilde- selâm verilir. Ve böylece bu dört rekat sünnet kılınmış olur. Öğle namazının dört rekat farzına gelince, sünnetten sonra namaza muhalif bir şey ile uğraşmadan ayağa kalkılır, ikamet alınır, o günkü öğle namazının farzını edaya niyet edilir ve eller yukarıya kaldırılarak "ALLAH'ü Ekber" diye tekbir alınır, ilk iki rekatı, sabah namazının iki rekat farzı gibi kılınır. Şu kadar var ki bu iki rekattan sonraki oturuş, birinci ka'de olduğundan bunda yalnız "Ettehiyyatü lillâhi..." okunur, daha sonra "ALLAH'ü Ekber" denilerek üçüncü rekata kalkılır, yalnız besmele ile Fatiha'yı şerife okunarak -tarif edildiği şekilde- rükûya, secdelere varılır, sonra "ALLAH'ü Ekber" denilerek dördüncü rekat için ayağa kalkılır, yine besmele ile Fatiha sûresi okunarak rükûya, secdelere gidilir, daha sonra oturulur ki bu son ka'dedir. Bunda "Ettehiyyatü..." ile "ALLAHümme sallî... ve barik..." ve "Rabbena Âtina..." duası okunup iki tarafa selam verilir. Artık farz da kılınmış olur. Öğlenin farzında okunacak âyetler, sabah namazında okunacak miktardan çoğunlukla az olur. Öğlenin son iki rekat sünnetine gelince bu da "bugünkü öğle namazının son sünnetini kılmaya" diye niyet edilip tamamen sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Bu son sünneti, dört rekat kılmak müstehaptır. {(): Peygamberimiz (S.A.V.)in eşi Ümmü Habibe anamız (R.Anha)dan rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.): "Kim öğlen(in farzın)dan önce ve sonra dört rekat namaz kılmaya devam ederse (o kimse) Cehennem ateşine haram kılınır." buyurmuşlardır. Ebu Davud, Tatavvu: 7; Tirmizi, Mevakit: 198,200; Nesâi, Kıyamu'l-leyl: 56,67; İbn-i Mace, İkame: 105, 108; A. b. Hanbel: 5/418,420 6/63,148,326} O halde ya her iki rekatta bir selâm verilir yahut dört rekatın sonunda selam verilir. Bu takdirde birinci oturuşta yalnız "Rabbena âtina..." duası okunmaz. Üçüncü rekat için tekbir alınarak ayağa kalkınca yine "Sübhaneke'llahümme..." okunur. Ve bu son iki rekat da evvelki iki rekat gibi kılınır. Tek başına namaz kılan, öğle namazının gerek sünnetlerinde ve gerek farzında tekbirler ile tesmi' ve tahmidi ve kıraat ile diğer hususları sessizce yapar. 3. İkindi namazları İkindi namazının dört rekat sünnetinin her iki rekatı, bir şef', yani müstakillen bir namaz gibidir. Bu sebeple bu dört rekatın her şef'i, tamamen sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Şöyle ki evvelâ o günkü ikindi namazının sünnetini kılmaya niyet edilir, bu namazın ilk iki rekatı -tarif edildiği şekilde- kılınınca oturulur, bu bir son ka'de demektir. Bunda "Ettehiyyatü..." ile beraber "ALLAHümme salli... ve barik..." okunur, yalnız "Rebbena Atina..." duası okunmaz, sonra "ALLAH'ü Ekber" denilerek üçüncü rekata kalkılır, "Sübhanekellahümme.." ile "Euzü" ve "Besmele-i şerife"den sonra Fatiha'yı şerife ve bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okunarak rükûya ve secdelere varılır. Daha sonra tekbir ile dördüncü rekata kalkılarak yalnız Besmele-i şerife ile Fatiha ve bir miktar daha Kur'an-ı Azim okunur. Sonra yine rükûya, secdelere varılır, daha sonra oturulur ki bu da son ka'dedir. Bunda "Ettehiyyatü..." ile "ALLAHümme salli... ve ALLAHümme barik..." ve "Rabbena Atina..." duası okunarak iki tarafa selâm verilir. İkindi namazının farzına gelince, bu da tamamen öğle namazının farzı gibi kılınır. Yalnız niyet değişir, yani o günkü ikindi namazının farzını edaya niyet edilir. Tek başına namaz kılan, ikindi namazının sünnetini de, farzını da öğle namazı gibi sessizce eda eder. 4. Akşam namazları: Akşam namazının üç rekat farzı, öğle, ikindi namazlarının ilk üç rekat farzları gibi kılınır. Şöyle ki o günkü akşam namazının farzını edaya niyet edilip namaza tekbir ile başlanır, yukarıdaki tarif üzere ilk iki rekatı kılınarak oturulur. Bu, birinci ka'dedir. Bunda yalnız "Ettehiyyatü lillâhi..." okunur. Daha sonra üçüncü rekata kalkılarak yalnız Besmele ile Fatiha'yı şerife okunur, sonra "ALLAH'ü Ekber" denilerek rükûya secdelere varılır, daha sonra oturulur ki, bu da son ka'dedir. Bunda "Ettehiyyatü..." ile "ALLAHümme salli... ve barik..." ve "Rabbena Atina..." duası okunarak iki tarafa selâm verilir. Akşam namazının farzında vaktin darlığı sebebi ile kısa sureler okunur. Akşam namazının sünnetine gelince, bu da "bu akşam namazının sünnetini kılmaya" diye niyet edilip tam sabah namazının sünneti gibi kılınır, bu sünneti altı rekat olarak kılmak ise müstehaptır. Bu halde her iki rekatta bir selâm vermeli ve aynı şekilde kılmalıdır. Bununla beraber dört rekatında bir selâm verilip ikindi namazının sünneti gibi de kılınabilir. Bu fazla olan dört rekata"Evvabîn namazı"adı verilir ki, pek sevaptır. {(): Ebu Hureyre (R.A)den rivayet edildiğine göre Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: "Her kim akşam(ın farzın)dan sonra altı rekat kılar ve arasında kötü söz konuşmazsa, o altı rekat o kimse için 12 senenin ibadetine muadil (denk) kılınır." Tirmizi, Salât: 321, No: 435} Tek başına namaz kılan kimse, akşam namazının farzını da sabah namazının farzı gibi sesli kılabilir. 5. Yatsı namazları Yatsı namazının ilk dört rekat sünneti, tamamen ikindi namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Dört rekat farzı da tamamen öğle, ikindi namazlarının farzları gibi eda olunur, iki rekat son sünnetine gelince bu da tamamen sabah ve akşam namazlarının iki rekat sünnetleri gibi kılınır. Yalnız niyetler değişmiş, yatsı namazının farzına, sünnetlerine niyet edilmiş olur. Yatsı namazının son sünneti de dört rekat olarak kılınabilir. Bu halde tamamen ilk dört rekatı gibi kılınır. Bununla beraber iki rekatta bir selâm vermek suretiyle de kılınabilir. Bu takdirde her iki rekatın ka'desinde "Tahiyyat" ile "ALLAH'ümme salli... ve barik..." ve "Rabbena Atina..." duası da okunur. Geceleyin kılınan nafile namazlarda daha faziletli olan da böyle iki rekatta bir selam vermektir. Tek başına namaz kılan kimse, yatsı namazının farzını, sabah namazı gibi sesli de kılabilir. 6. Vitir namazı Üç rekattan ibaret olan vitir namazı da şöylece kılınır; evvelâ o günün vitir namazını kılmaya niyet edilir. Sonra "ALLAH'ü Ekber" denilerek namaza başlanır, "Sübhanekellahümme..." ve "Euzü" ile "Besmele-i şerife"den sonra Fatiha sûresi ve bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okunarak -tarif edildiği şekilde- rükûya, secdelere varılır, sonra ikinci rekata kalkılıp yalnız Besmele ile Fatiha'yı şerife ve bir miktar daha Kur'an-ı Azim okunarak yine rükûya, secdelere varılır, daha sonra oturulur ki bu, birinci ka'dedir. Bunda yalnız "Ettehiyyatü lillâhi..." okunur, daha sonra "ALLAH'ü Ekber" denilerek üçüncü rekata kalkılır, bunda da yalnız Besmele ile Fatiha'yı şerife ve bir miktar daha Kur'an-ı Kerim okunarak daha ayakta iken eller kaldırılıp "ALLAH'ü Ekber" diye tekbir alınır, tekrar eller bağlanıp ayakta kunut duası okunur, sonra "ALLAH'ü Ekber" diye rükûya, secdelere gidilir, daha sonra oturulur ki, bu da son ka'dedir. Bunda da bildiğimiz şekilde "tahiyyat" ile "ALLAH'ümme salli... ve barik..." ve "Rabbena Atina..." duası okunarak iki tarafa selam verilir. Sünnet olan kunut duası şudur: َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻧَّﺎ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻨُﻚَ ﻭَﻧَﺴْﺘَﻐْﻔِﺮُﻙَ ﻭَ ﻧَﺴْﺘَﻬْﺪِﻳﻚَ ﻭَﻧُْﻤِﻦُ ﺑِﻚَ ﻭَﻧَﺘُﻮﺏُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻭَﻧَﺘَﻮَﻛَّﻞُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻭَﻧُﺜْﻨِﻰ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮَ ﻛُﻠَّﻪُ ﻧَﺸْﻜُﺮُﻙَ ﻭَﻻﺎ ﻧَﻜْﻔُﺮُﻙَ ﻭَﻧَﺨْﻠَﻊُ ﻭَﻧَﺘْﺮُﻙُ ﻣَﻦْ ﻳَﻔْﺠُﺮُﻙَ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَﻟَﻚَ ﻧُﺼَﻠِّﻰ ﻭَﻧَﺴْﺠُﺪُ ﻭَﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻧَﺴْﻌٰﻰ ﻭَﻧَﺤْﻔِﺪُ ﻧَﺮْﺟُﻮ ﺭَﺣْﻤَﺘَﻚَ ﻭَﻧَﺨْﺸٰﻰ ﻋَﺬَﺍﺑَﻚَ ِﻥَّ ﻋَﺬَﺍﺑَﻚَ ﺑِﺎﻟْﻜُﻔَّﺎﺭِ ﻣُﻠْﺤِﻖٌ ALLAHümme inna nesteinüke ve nestağfirüke ve nestehdike ve nü'minü bike ve netübü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsni aleykel hayra küllehü neşkürüke ve lâ nekfürüke ve nahleü ve netrükü men yefcürük. ALLAHümme iyyake na'büdü ve leke nüsalli ve nescüdü ve ileyke nes'a ve nahfidü, nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffari mülhik İlahi! Biz muhakkak senden yardım diler, senden mağfiret diler, senden hidayet isteriz. Seni tasdik eder, sana tövbe eder, sana itimat eyleriz. Ve seni bütün hayır ile senada, zikirde bulunur, nimetlerini itiraf ile sana şükür ederiz, seni inkâr etmeyiz, sana isyan edip duranları alaşağı ederiz, terk ederiz. Kendilerinden irtibatımızı keseriz. Ya İlahi! Biz ancak sana ibadet ederiz ve senin manevi yakınlığına nail olmak için çalışır, koşarız. Senin rahmetini umar, azabından da korkarız, şüphe yok ki senin azabın kafirlere erişicidir. (İmam Şafiî'ye göre, vitirde kunut, Ramazan-ı şerifin son yarısına mahsustur. Rükûdan kalkınca okunur. Şafiilerce vitir namazının en azı bir rekat, en çoğu da on bir rekattır.) 189- Vitir namazlarına dair bazı meseleler 1. Vitir namazı, yalnız Ramazan-ı şerif'te cemaatle kılınır. Ve imam olan zat, üç rekatta da tekbirleri, tesmi'leri, kıraatı seslice yapar. Kunut duasını ise tercih edilen görüşe göre hem imam, hem de cemaat sessizce okurlar. Ramazan-ı şerif'ten başka günlerde ise vitri cemaatle kılmak mekruhtur. 2. Mesbuk (imama birinci rekat kılındıktan sonra uyan) kimse, imam ile beraber kunutu okur. Yetişememiş olduğu rekatları kaza edince artık kunut duasını okumaz. Mesbuk için ileride malûmat verilecektir. 3. Bir kimse, vitir namazında şüphe edip üçüncü rekatta mı yoksa ikinci rekat da mı olduğunu kestiremese bulunduğu rekatta kunutu okur, rükûdan ve secdelerden sonra kalkar, bir rekat daha kılar, tekrar kunutu okur. Rükûdan, secdelerden sonra teşehhütte bulunur, selam ile namazını tamamlar. Şayet birinci rekatta iken böyle şüphe etse, üçüncü rekat olması muhtemel olan her rekatta kunut duasını okur. 4. Vitirden başka namazlarda kunut duası okunmaz. Yalnız bir fitne, bir bela-musibet vaki olduğu sıralarında sabah namazlarının farzında kunut okunabilir. (İmam Malik ve İmam Şafiî'ye göre her vakit sabah namazlarının farzında rükûdan sonra kavme halinde kunut duası okunur. Bu kunut, Malikiler'e göre müstehap, Şafiiler'e göre sünnettir.) 5. Sabah namazlarında kunut duasını okuyan bir Maliki veya Şafiî'ye uyan bir Hanefî, susar, kunutu okumaz. En kuvvetli olan görüş budur. Şayet okuyacak olursa gizlice okur. 6. Kunut duasını bilmeyen yalnız "Rabbena Âtina..." âyeti kerimesini okuyabilir. Üç kere " ﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟِﻰ = ALLAHümmağfirli -Ey ALLAH'ım! Beni mağfiret eyle!" de diyebilir. Üç kere " ﻳَﺎ ﺭَﺏِّ = Yarab!" demesi de caizdir. {(): ÖNEMLİ NOT: Vitir namazı kılınırken üçüncü rekatta kunut için tekbir alındıktan sonra kunut (dua) yapmak vaciptir. Yoksa kunut duası diye bilinen duayı okumak vacip değil, sünnettir. Bu sebeple kunut duasını bilmeyen yukarıdaki metinde yazılı olanları okumakla da, bu vacibi yerine getirmiş olur.}