Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

İSTİKBAL-İ KIBLE

Büyük İslâm İlmihali · s.126

31- Namazlarda Kâbe-i Muazzama'ya yönelmek de bir şarttır. Şöyle ki,"Kâbe-i Muazzama",Mekke-i Mükerreme'deki malûm binadan ibaret değildir. Bilakis bu binanın yerinden ibarettir. Bu mübarek yerin göklere kadar üst tarafı ve en derinliklerine kadar alt tarafı bütün kıble yönüdür. Bu sebeple Kâbe-i Muazzama'nın yanında veya içinde bulunanlar, bunun herhangi bir tarafına yönelerek namazlarını kılabilirler. Hâttâ cemaatle namaz kılsalar imam ile cemaatin bir tarafta bulunmaları icap etmez. İmam, Kâbe'nin bir tarafına, cemaat de diğer tarafına yönelebilirler. Yeter ki imamın bulunduğu tarafa duran cemaat, imamdan daha ileri bulunmuş olmasın. Diğer cemaatin imamdan ileri durmuş bulunmaları, imama uymalarına mâni olmaz. İmam ile yüz yüze gelmemeleri kâfidir. Fakat Kâbe-i Muazzama'nın dışında, uzakta bulunan kimselerin tam Kâbe'ye yönelerek namaz kılmaları farz değildir. Bilakis Kâbe tarafına yönelmeleri farzdır, bu yeterli olur. 32- Kâbe yönü, trigonometri ilmi ile tayin edilir, mescitlerin, camilerin mihrapları Kâbe yönünü göstermektedir. Seleften kalma eski bir mihrap mevcut olunca Kâbe yönünü araştırmaya ihtiyaç kalmaz. Çünkü bu mihraplar, usulü dairesinde yapılmıştır. {(): Yine de bu konuda teknolojik imkânlarla araştırma yapmakta fayda vardır. Çünkü eskiler hata yapmış veya zaman zaman vaki olan zelzele veya başka sebeplerle kaymalar, sapmalar olabilir.} Doğu ahalisinin kıble tarafı, Hanefilerce tam batı yönüdür. 33- Namaz için kıble tarafına dönülünce Kâbe'ye niyet edilmesi, meselâ"döndüm Kâbe'ye"denilmesi -sahih olan bir görüşe göre- lâzım gelmez. Yeter ki kıblenin Kâbe olduğu bilinsin. Diğer bir görüşe göre lâzım gelir. 34- Bir kimse namazda bir özür bulunmaksızın göğsünü kıbleden çevirse namazı ittifakla bozulur. Yüzünü çevirecek olsa, derhal kıbleye dönmesi icap eder. Bununla namazı bozulmaz. Fakat tahrimen mekruh olmuş olur. 35- Bir kimse hasta olup da kıble tarafına dönemediği ve kendisini döndürecek kimse de bulunmadığı veya hasta olmadığı halde bir düşman veya yırtıcı bir hayvan sebebi ile kıble tarafına dönmekten korktuğu takdirde gücü yettiği tarafa doğru namazını kılar. Çünkü mükellef olmak, güç ve imkana göredir. 36- Yerin çamurundan dolayı hayvan üzerinde namaz kılan kimse, arkadaşlarından ayrılmak korkusu bulunmayınca hayvanını durdurup kıbleye yüz tutarak namazını kılar. Fakat yer çamurlu olmayıp da yalnız ıslanmış bulunsa hayvan üzerinde farz namaz kılınamaz, yere inilmesi lâzım gelir. Ancak arkadaşlarından uzak kalmak gibi bir tehlike bulunursa, o halde yere inilmesi gerekmez. 37- Bir kimse farz bir namazı bir özür sebebi ile yere inemeyip hayvan üzerinde kıldığı takdirde, gücü yettiği tarafa yönelerek kılabilir. Fakat kıble tarafına doğru yürüyen bir hayvanın üzerindeki kimsenin namazı, o hayvanın kıble tarafından bir rükün eda edilecek kadar dönmesi ile bozulur. 38- Kıble tarafında şüphe edip de yanında soracak kimse bulunmayan bir kimse, araştırma yapar. Yani bazı delillere, işaretlere, yıldızlara bakarak kıble tarafını araştırır. Kendi kanaatine göre tayin edeceği tarafa doğru namazını kılar. Namazını bitirdikten sonra kıble tarafında hata ettiğini anlasa da, artık o namazı iade etmez. Fakat daha namaz içinde iken kıble tarafını bilecek olsa, o tarafa döner, namazını tamamlar, yeniden kılması lâzım gelmez. Bu şüphe, gerek şehir içinde ve gerek kırda ve gerek karanlık gecede ve gerek gündüzün olsun müsavidir. Böyle bir şahıs için kapıları çalıp kıble tarafını sormak icap etmez. 39- Bir kimse kıble tarafında şüphe edip de yanında kıble tarafını bilir bir şahıs bulunduğu halde ondan sormaksızın kendi incelemesine, araştırmasına göre bir tarafa yönelerek namaz kılsa bakılır: Eğer kıble tarafına isabet etmiş ise namazı caiz olur, etmemişse olmaz. Kör hakkında da hüküm böyledir. Bu hususta güvenilir bir şahsın sözü kendi kanaatine uymasa da onu tutmak icap eder. Çünkü güvenilir bir şahsın kıble tarafını bildirmesi, araştırmadan daha iyidir. 40- Kıble tarafında şüphe eden kimse, araştırmada bulunmaksızın namaza başlayıp namaz esnasında kıbleye isabet etmiş olduğunu anlasa namazını iade eder. Tam bir kanaatle kılacağı geri kalan rekatları, şüpheli olarak kıldığı rekatlar üzerine bina etmez. Kuvvetli, zayıf üzerine bina edilemez. Fakat namazını bitirdikten sonra anlarsa, artık iade lâzım gelmez. Hepsi bir halde kılınmış olur. İmam Ebû Yûsuf'a göre her iki takdirde de iade lâzım gelmez. 41- Kıble tarafında şüphe eden kimse, araştırdığı halde kanaatine muhalif bir tarafa yönelerek namazını kılsa sahih olmaz. Hatta kıbleye isabet etmiş olsa bile. Bu sebeple bu namazı iade etmesi lâzım gelir. İmam Ebu Yûsuf'a göre eğer isabet etmiş ise iade lâzım gelmez. 42- Kıble tarafında ihtilâf eden kimseler, namazlarını tek tek kılarlar. Cemaatle kıldıkları takdirde imamına muhalif kanaatte bulunanın namazı sahih olmaz. 43- Gemi içinde namaz kılan kimse, mümkünse kıbleye yönelir, dilediği tarafa namaz kılamaz ve gemi her döndükçe kendisinin kıble tarafına yönelmesi lâzım gelir. 44- Bir kimse abdestsiz olduğunu zannedip namazdan ayrıldıktan sonra abdestli olduğunu hatırlasa da namazı bozulmuş olur. Hatta mescitten henüz çıkmamış olsa bile. Fakat bir kimse, mescitte namaz kılarken kendisinin abdestinin bozulduğu zannı ile kıbleden ayrılıp da daha mescitten çıkmadan abdestinin bozulmadığını anlasa, İmam-ı A'zam'a göre namazı bozulmuş olmaz. Ama mescitten çıktıktan sonra anlasa namazı ittifakla bozulmuş olur. Çünkü mekânın değişmesi, bir özür sebebi ile olmayınca namazı bozar. 45- Nafile namazlara gelince, bir kimse nafile bir namazı şehir dışında bir özür sebebi ile olmasa da, hayvan üzerinde istediği tarafa doğru kılabilir. İmam Ebû Yûsuf'a göre nafile namaz, şehir içinde de mekruh olmaksızın hayvan üzerinde bu şekilde kılınabilir. İmam Muhammed'e göre ise şehir içinde böyle istenilen tarafa kılınması mekruhtur. Şehir dışından maksat, seferi olan kimsenin namazını iki rekat kılmaya başlayacağı yerden ibarettir. (Müsafirler bahsine müracaat!) 46- Bir kimse kıble'den başka bir tarafa bir rekat namaz kılmış olan bir körü kıble tarafına çevirip de kendisine uyacak olsa, bakılır: Eğer âmâ (kör), kıble'yi soracak bir kimse bulunduğu halde sormaksızın namaza başlamış ise ikisinin de namazı sahih olmaz. Eğer soracak kimse yoktu ise, o kimsenin namazı sahîh olmazsa da âmânın namazı sahîh olur. Müslümanların namaz kılarken yer yüzündeki mabetlerin en eskisi ve en mukaddesi olan Kâ'be-i Muazzama'ya yönelmeleri; aralarındaki birliği canlandırmak, intizamı korumak, gönüllerini müşterek bir ibadetin ilâhî neşeleriyle, nurlarıyla aydınlatmak gibi hikmetlere dayanmaktadır.