HAC VE UMRE İLE ALAKALI YASAKLAR
Büyük İslâm İlmihali · s.412
59- Hac veya umre için ihrama girmiş olan şahıslar için yapılması, şer'an yasak olan şeylere (Cinâyât-ül hac) denir ki, bu hususta kast ile yanılma, hata, unutma müsavidir. (Şafiilerce hata ile unutma af olunmuştur.) 60- Hac ve umreye ait memnuât - cinayetler (yasaklar) şu beş kısma ayrılır: 1. Yapılmalarından dolayı yalnız, birer "dem", yani koyun veya keçi kurban edilmesi icap eden cinayetlerdir. Bülûğ çağına ermiş bir muhrimin, yani ihrama girmiş bir kimsenin bir uzvuna tamamen veya bir uzvu miktarı ayrı ayrı yerlerine güzel kokulu bir şey sürmesi, başına kına yakması, yağ sürünmesi, tam bir gün akşama kadar dikişli bir elbise giyinmesi veya başını örtülü bulundurması, başının en az dörtte birini tıraş ettirmesi, fazla tüylerini gidermesi, tırnaklarını kesmesi, haccın vaciplerinden birini, meselâ Mikat yerinde ihrama girmeyi terk etmesi, cünüp veya hayızlı olarak tavaf-ı kudûmda veya veda tavafında veya abdestsiz olarak tavaf-ı ziyarette bulunması gibi. Haccı kıranda bu cinayetlerden biri meydana gelirse, iki ihramın hürmetini korumak için iki "dem" icap eder. {(): ÖNEMLİ NOT: Hacc-ı kıran yapanlar sadece ihram yasaklarından birini yapacak olurlarsa, iki dem kesmeleri gerekir. Haccın veya umrenin vaciplerinden birini terk ettikleri takdirde sadece bir dem gerekir.} Böyle kişinin bizzat kendi iradesiyle yapılmalarından dolayı dem lâzım gelen şeylerden biri bir hastalık ve zaruret sebebiyle yapılsa, yapan serbest olur, dilerse haremde bir kurban keser, dilerse istediği yerde üç gün oruç tutar ve dilerse altı fakire yarımşar sa' (birer fitre)den üç sa' buğday miktarı (altı fitre) verir ki, (3120) şer'i dirhem ağırlığına eşit demektir. Bu sadaka vermenin Mekke-i mükerreme fakirlerine yapılması daha faziletlidir. Bu sadaka vermede fakire mülk yapmak caiz olduğu gibi ibaha (yemek yedirmek) de caizdir. İmam Muhammed'e göre ibaha -yemek yedirmek- caiz değildir. 2. Yapılmasından dolayı bedene, yani deve veya sığır kurban edilmesi icap eden cinayetlerdir. Bunlar; Arafat'ta vakfeden sonra daha tıraş olmadan veya saçları kestirmeden evvel yapılan cinsel ilişki ile tavaf-ı ziyareti cünüp olarak veya hayız veya nifas halinde yapmaktan ibarettir. Bununla beraber herhangi tavaf, taharet halinde iade edilirse cezası düşer. Arafat'ta vakfeden sonra tıraş olmadan veya saçları kestirmeden evvel aynı yerde cinsel ilişki tekrar edilirse, yalnız bir bedene lâzım gelir. Değişik yerlerde yapılmış olursa, birinci cinsel ilişkiden dolayı bedene, diğerleri için de "dem" lâzım gelir. Çünkü birinci cinsel ilişki ile bir tavafa noksanlık gelmiştir. Böyle bir noksan tavaf için de "dem" yeterli olur. Fakat tıraş olduktan veya saçları kestirdikten sonra tavaf-ı ziyaretin tamamından veya dört şavtından evvel cinsel ilişkide bulunsa, yalnız bir koyun kurban etmek yeterli olur. Bu halde tavaf-ı ziyaretin tamamından veya dört şavtından sonra yapılacak cinsel ilişki ile artık ne bedene, ne de "dem" lâzım gelmez. 3. Herbirinin yapılmasından dolayı yarım sa', yani beş yüz yirmi dirhem (bir fitre) miktarı sadaka verilmesi lâzım gelen cinayetlerdir. Bunlar, bir ihramlının uzuvlarından birinin az bir miktarına güzel kokulu bir şey sürmesi, bir günden az dikişli bir şey giyinmesi veya başını örtmesi, başının dörtte birinden azını tıraş etmesi, yalnız bir tırnağını kesmesi, başkasını tıraş etmesi, başkasının tırnağını kesmesi, abdestsiz olarak tavaf-ı kudûm'da veya veda tavafında bulunması gibi şeylerdir. Tedavi içintîyb= güzel kokulu şey kullanılması, cezayı gerektiriyorsa da yağ kullanılması, meselâ bir yaraya zeytin yağı sürülmesi cezayı gerektirici değildir. Kırık bir tırnağı koparmak da caizdir. Çünkü bunda büyüme özelliği kalmamıştır. 4. Herbirinin yapılmasından dolayı yarım sa' dan = beş yüz yirmi dirhem buğday (bir fitre) miktarından eksik sadaka verilmesi lâzım gelen cinayetlerdir. Bunlar, ihramlının çekirge öldürmesi, üzerindeki biti öldürmesi veya öleceği yere atması, başkasının üzerindeki biti öldürmesi için göstermesinden ibarettir. Bunlardan birini yapan bir ihramlı, dilediği miktar bir şey sadaka olarak verir. Öldürülen bitler, üçten fazla olursa, yarım sa' buğday (bir fitre) miktarı sadaka verilir. Dışarıda, mesela yolda görülen bir biti öldürmek yasak değildir. Bundan dolayı cezayı gerektirici olmaz. Çünkü bu, eziyet veren bir hayvan olduğundan esasen öldürülmesi caizdir. Bir ihramlının ihramdan çıkıncaya kadar hazin, perişan, mütevazi bir vaziyet ile Hak Teâla'ya ihtiyacını arz etmesi lâzım geldiğinden bu halde üste başa çeki düzen verilmemesi, bir kulluk ve bir muhtaçlık nişanesi bulunmuştur. 5. Her birinin yapılmasından dolayı zaman = bedelinin ödenmesi gerekli olan cinayetlerdir. Bunlar da ihramlının av hayvanlarını öldürmesinden veya Mekke-i mükerreme'nin haremindeki yaş ağaçları, yeşil otları kesip koparmasından ibarettir. Bundan dolayı ihramlı olan bir kimse, gerek Harem-i şerif'te ve gerek Harem dışında hiçbir av hayvanını öldüremez ve öldürene yerini gösteremez. Aynı şekilde bir ihramlı Mekke-i mükerreme'nin haremindeki yaş ağaçları ve yeşil otları kesemez. Aksine hareket ederse, bunların kıymetlerini ödemesi gerekir. Şöyle ki, öldürülen hayvan, eti yenilmez hayvanlardan ise cezası, bir koyun veya keçi kurban etmekten fazla olmaz. Fakat eti yenilir hayvanlardan ise, öldürüldüğü yerdeki kıymeti iki âdil kişi tarafından tayin edilerek tamamen sadaka olarak verilir. Eğer bu kıymet bir fitre miktarından az ise, karşılığında ihramlı için bir gün oruç tutmak da yeterli olur. Bununla beraber bu kıymet, bir kurban kıymetine müsavi olursa, ihramlı serbesttir, dilerse bununla bir kurban alır, Harem dahilinde keser, fakirlere dağıtır, dilerse bununla satın alıp dilediği fakirlere yarımşar sa' buğday veya birer sa' arpa veya hurma (birer fitre) dağıtır, yahut yarımşar sa' buğday (bir fitre) karşılığında ayrı ayrı günlerde olsa bile birer gün oruç tutar. Öldürülen hayvan, doğan, köpek gibi eğitilmiş bir şey ise, sahibine eğitilmiş olduğuna göre kıymeti, fakirlere de eğitilmemiş olduğuna göre kıymeti verilmek lâzım gelir. Ağaçlara, otlara gelince bunlar, kendi kendine bitmiş, kimseye ait değilse Harem-i şerif'in hakkını korumak için kıymetleri sadaka olarak verilir. Fakat bir kimsenin mülküne dahil ise, birer kıymetleri de sahiplerine verilmesi lâzım gelir. Harem-i şerif'teki bir ağacın yalnız yapraklarını almak, ağaca zarar vermezse câizdir, bundan dolayı ceza olarak bir bedel ödemek lâzım gelmez.