Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

CENAZE NAMAZLARI

Büyük İslâm İlmihali · s.266

555- Temizlenmiş, ön tarafta hazırlanmış müslüman bir ölü için müslümanların abdestli ve kıble tarafına yönelmiş olarak cenaze namazı kılmaları bir farz-ı kifayedir. 556- Cenaze namazının şartı niyettir. Bu niyette ölünün erkek veya kadın, oğlan veya kız çocuğu olduğu tayin edilir. İmam olan şahıs, ALLAH Teâlâ rızası için hazır olan cenaze namazını kılmaya ve o cenaze için dua etmeye niyet ederek namaza başlar, imamlığa niyet etmesi lâzım gelmez. Hatta, cemaat arasında kadınlar da bulunsa bile. Cemaattan her biri de ALLAH rızası için o cenaze namazını kılmaya ve onun için duaya ve imama uymaya niyet eder. Ölü, erkek ise "şu erkek için" kadın ise "şu kadın için" diye duaya niyet edilir. Çocuklar hakkında da o şekilde niyet edilir. Cemaattan biri, ölünün erkek mi, kadın mı, büyük mü, küçük mü olduğunu bilmediği takdirde, imamın namaz kılacağı ölüye imam ile beraber namaz kılmaya ve dua etmeye niyet eder. 557- Cenaze namazının rukûnları, kıyam ile tekbirdir. Sünnetleri de sena ile salât ve selâmdan ve ölü ile diğer müslümanlara duadan ibarettir. Duanın rükün olduğu görüşünde olanlar da vardır. Şöyle ki, cenazeye karşı ve kıbleye yönelerek saf bağlanır, niyet edilir, imam olan şahıs ellerini kaldırarak aşikare " ﺍَﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ = ALLAH'ü ekber" diye tekbir alır, ellerini namazda olduğu gibi bağlar, cemaat de gizlice tekbir alarak ellerini bağlarlar. Bu tekbir, bir yönden bir rükün, diğer bir yönden de bir şarttır. Bu tekbiri müteakip imam da cemaat da gizlice: ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻭَﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﻭَﺗَﺒَﺎﺭَﻙَ ﺍﺳْﻤُﻚَ ﻭَﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ ﺟَﺪُّﻙَ ﻭَﺟَﻞَّ ﺛَﻨَﺎُﻙَ ﻭَﻻﺎ ِﻟٰﻪَ ﻏَﻴْﺮُﻙَ "Sübhanekellahümme ve bihamdike ve tebarakesmüke veteâlâ ceddüke ve celle senaüke velâ ilahe ğayruk" diye okurlar, sonunda ellerini kaldırmaksızın, " ﺍَﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ = ALLAHü ekber" diye aşikare tekbir alır, cemaat da ellerini kaldırmaksızın gizlice tekbir alırlar. Bu defa da gizlice; "ALLAHümme salli ve barik..." okurlar, tekrar aynı şekilde " ﺍَﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ = ALLAH'ü ekber" diye tekbir alırlar. Bu defa da ölüye ve diğer müminlere gizlice dua edilir, bunu müteakip de yine " ﺍَﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ =ALLAH'ü Ekber" denilip tekbir alınır, daha sonra evvelâ sağ tarafa, sonra da sol tarafa aşikare, cemaat da gizlice selâm vererek namazı bitirmiş olurlar. Bu vacip olan selâm ile ölüye, cemaate ve imama selâm verilmesine niyet edilir. Bazı alimlere göre bu selâm ile ölüye niyet edilmez. (Cenaze namazında Fatiha'yı şerife okunması, Şafiiler'ce bir rukûndur. İlk tekbirden sonra okunması daha faziletlidir. Hanbelîler'ce de bir rukûndur, birinci tekbirden sonra okunması vaciptir. Malikîler'e göre ise tenzihen mekruhtur.) 558- Erkek cenaze namazında şöyle dua edilmesi rivayet edilmiştir: َﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْ ﻟِﺤَﻴِّﻨَﺎ ﻭَﻣَﻴِّﺘِﻨَﺎ ﻭَﺷَﺎﻫِﺪِﻧَﺎ ﻭَﻏَﺎﺋِﺒِﻨَﺎ ﻭَﺫَﻛَﺮِﻧَﺎ ﻭَُﻧْﺜَﺎﻧَﺎ ﻭَﺻَﻐِﻴﺮِﻧَﺎ ﻭَﻛَﺒِﻴﺮِﻧَﺎ َﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻣَﻦْ َﺣْﻴَﻴْﺘَﻪُ ﻣِﻨَّﺎ ﻓََﺤْﻴِﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟِْﺴْﻼﺎﻡِ ﻭَﻣَﻦْ ﺗَﻮَﻓَّﻴْﺘَﻪُ ﻣِﻨَّﺎ ﻓَﺘَﻮَﻓَّﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟِْﻴﻤَﺎﻥِ ﻭَﺧُﺺَّ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟْﻤَﻴِّﺖَ ﺑِﺎﻟﺮَّﻭْﺡِ ﻭﺍﻟﺮَّﺍﺣَﺔِ ﻭَﺍﻟْﻤَﻐْﻔِﺮَﺓِ ﻭَﺍﻟﺮَّﺿْﻮَﺍﻥِ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺤْﺴِﻨًﺎ ﻓَﺰِﺩْ ﻓِﻰ ِﺣْﺴَﺎﻧِﻪِ ﻭَﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺴِﻴﺌًﺎ ﻓَﺘَﺠَﺎﻭَﺯْ ﻋَﻨْﻪُ ﻭَﻟَﻘِّﻪِ ﺍﻟَْﻤْﻦَ ﻭَﺍﻟْﺒُﺸْﺮٰﻯ ﻭَﺍﻟْﻜَﺮَﺍﻣَﺔَ ﻭَﺍﻟﺰُّﻟْﻔٰﻰ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَﺎ َﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ "ALLAHümme'ğfir li-hayyina ve meyyitina ve şahidina ve gaibina ve zekerina ve ünsânâ ve sağîrina ve kebîrina. ALLAHümme men ahyeytehû minna fe ahyihî ale'l-İslâm ve men teveffeytehu minna fe teveffehû ale'l-iman ve husse hâze'l-meyyite bir'revhi ver'rahati vel'mağfireti verrıdvan, ALLAHümme in kâne muhsinen fezid fî ihsanihî ve in kâne müsîen fe tecavez anhü ve lakkıhil'emne ve'l-büşra ve'l-keramete vez'zülfa bi rahmetike yâ erhamerrahimîn" "ALLAH'ım! Bizim dirilerimizi ölülerimizi, burada hazır bulunanları ve bulunmayanları, erkeklerimizi, kadınlarımızı, küçük ve büyük günahlarımızı af ve mağfiret buyur. Ey ALLAHım! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat, bizden öldürdüklerini iman üzere öldür. Bilhassa bu ölüyü kolaylığa, rahata, mağfirete ve rızana erdir. Ya Rabbi! Eğer bu ölü, iyi kimse ise iyiliğini artır ve eğer yaramaz bulunmuş ise affet, kendisine emniyet, müjde, iyilik ve yakınlık nasip buyur, rahmetinle ey erhamerrahimin." 559- Ölü, erkek çocuk veya doğuştan deli ise: ﻭَﻣَﻦْ ﺗَﻮَﻓَّﻴْﺘَﻪُ ﻣِﻨَّﺎ ﻓَﺘَﻮَﻓَّﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟِْﻴﻤَﺎﻥِ "Ve men teveffeytehu minna fe teveffehû ale'l-iman" cümlesinden sonra: َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻪُ ﻟَﻨَﺎ ﻓَﺮَﻃًﺎ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻪُ ﻟَﻨَﺎ َﺟْﺮًﺍ ﻭَﺫُﺧْﺮًﺍ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻪُ ﻟَﻨَﺎ ﺷَﺎﻓِﻌًﺎ ﻣُﺸَﻔَّﻌًﺎ "ALLAHümmec'alhü lena ferata, ALLAHümmec'alhü lena ecren ve zuhrâ. ALLAHümmec'alhü lena şâfian müşeffeâ." "Ey ALLAHım! Onu bize önden gönderilmiş bir ecir kıl. Ya Rabbi! Onu bize bir sevab, bir ahiret azığı kıl, onu bizlere şefaatçi ve şefaati kabul edilmiş kıl." diye dua edilir. 560- Ölü, kadın olunca müennes (dişilik) zamiri ile dua edilir, meselâ: ﻭَﺧُﺺَّ ﻫٰﺬﺍ ﺍﻟْﻤَﻴِّﺖَ = ve hussahaza'lmeyyite" yerine " ﻭَﺧُﺺَّ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟْﻤَﻴِّﺘَﺔَ " = ve hussahazihi'lmeyyitete" denir. َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺤْﺴِﻨًﺎ = ALLAHümme in kâne muhsinen..." yerine " َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻥْ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﻣُﺤْﺴِﻨَﺔٌ ﻓَﺰِﺩْ ﻓِﻰ ِﺣْﺴَﺎﻧِﻬَﺎ ALLAHümme in kânet muhsineten fezid fî ihsaniha..." denir. Kız çocuğu ise " َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻪُ " = ALLAHümmec'alhü... yerine: َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻬَﺎ ﻟَﻨَﺎ ﻓَﺮَﻃًﺎ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻬَﺎ ﻟَﻨَﺎ َﺟْﺮًﺍ ﻭَﺫُﺧْﺮًﺍ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻬَﺎ ﻟَﻨَﺎ ﺷَﺎﻓِﻌَﺔٌ ﻣُﺸَﻔَّﻌَﺔٌ "ALLAHümmec'alha lena ferata. ALLAHümmec'alha lena ecran ve zuhra. ALLAHümmec'alha lena şafiaten müşeffeaten." denir. 561- Cenaze hakkında rivayet edilen bu duaları bilmeyenler, kolaylarına gelen başka münasip duaları okuyabilirler. Meselâ: " ﺭَﺑَّﻨَٓﺎ ﺍٰﺗِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺣَﺴَﻨَﺔً " = Rabbena âtina fi'd-dünya haseneten..." ayet-i kerimesini okusalar yeterli olur. َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْ ﻟِﻲ ﻭَﻟِﻠْﻤَﻴِّﺖِ ﻭَﻟِﺴَﺎﺋِﺮِ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨِﻴﻦَ ﻭَﺍﻟْﻤُْﻤِﻨَﺎﺕِ "ALLAHümme'ğfirli ve li'l-meyyiti ve li-sâiri'l-müminine ve'l-mü'minat." "Ey ALLAH'ım! Beni ve bu ölüyü ve diğer kadın erkek bütün müminleri mağfiret eyle." diye de dua edebilirler. 562- Cenaze namazının asıl rüknü olan tekbirler -tarif edildiği şekilde- üçtür. İlk tekbir ile beraber toplamı dört etmiş olur. İmam bir beşinci tekbir daha alacak olsa, cemaat buna iştirak etmez. 563- Cenaze namazında cemaat şart değildir. Yalnız bir müslüman erkeğin veya bir kadının kılması ile de bu farz yerine getirilmiş olur. Cemaat ile kılındığı halde imamlığa öncelikli olan, idareci durumunda olan şahıslardır. Bunlardan sonra Cuma namazını kıldıran imam, sonra da iyi hal sahibi olan mahalle veya kabile imamı, daha sonra da ölünün varislerinin sırası üzere velisi bulunan kimselerdir. 564- Bir veli, namaz kıldırmak için sıra kendisine gelmiş olunca, başkasına izin verebilir. Dereceleri önce olan şahıslardan başkası velinin izni olmadıkça namazı kıldıramaz, kıldıracak olsa, veli de yeniden namazı kılar ve başka bir cemaata kıldırabilir. Fakat başkası yeniden kıldıramaz ve dereceleri müsavi velilerden biri kıldırınca veya kıldırmasına izin verince diğerlerinin artık kıldırmaya salâhiyetleri kalmaz, çünkü bu velayet, her birine tam, müstakil olarak sabit bulunmuştur. Vefat eden bir kadının velisi bulunmazsa, namazını kıldırmaya kocası, sonra da komşuları daha layıktır. İmam-ı A'zam'dan bir görüşe ve İmam Ebu Yusuf'a göre ölünün namazını kıldırmak hususunda velisi herkesten öncedir. (İmam Şafiî'nin görüşü de İmam Ebu Yusuf'un görüşü gibidir.) 565- Bir ölünün namazını yalnız kadınlar kılacak olsalar, caiz olup bununla bu farz eda edilmiş olur. Kadınların cenaze namazını cemaat ile kılmaları da caizdir. Fakat tek tek kılmaları müstehaptır. 566- Birden fazla cenaze toplansa, her birine ayrı ayrı namaz kılmak daha iyidir. Hangisi evvel getirilmiş ise onun namazı önce kılınır. Hep beraber getirilmiş ise, en faziletli olanınki önce kılınır. Bununla beraber hepsine bir namaz da yeterli olur. Bu halde imamın önünde erkek olan ölü bulundurulur, diğer ölüler de saf halinde veya biribiri hizasında göğüsleri imama karşı olarak sıraya konur. Şöyle ki, imama karşı evvelâ erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra kadınlar, daha sonra da kız çocukları konulmuş olur. 567- İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemaat da hiç olmazsa üç saf bağlar. Bu safların en faziletlisi en geride bulunandır. 568- Cenaze musallaya yanlış konulup baş tarafı imamın sol tarafına gelmiş bulunsa namaz caiz olur. Şu kadar var ki bunun kasden yapılması bir günahtır. 569- Cenaze namazına başlanmış olduktan sonra gelip cemaate katılan kimse, derhal tekbir alır, noksan kalan tekbirleri de selâmdan sonra dua okumaksızın birbiri peşine alıp, daha cenaze musalladan kaldırılmadan tamamlar. Aynı şekilde imamın dördüncü tekbirinden sonra cemâate katılan kimse, hemen tekbir alır, imamın selâmından sonra da üç tekbiri kaza eder. Fetva bu şekildedir. Diğer bir görüşe göre birinci tekbirde imama yetişemeyen kimse, imamın diğer tekbirini bekler, imam tekbir almadıkça cemâate katılmaz. (Bu görüşe göre dördüncü rekattan sonra gelen kimse, cenaze namazına yetişmiş olmaz.) 570- Şiddetli yağmur gibi bir özür, bir zaruret bulunmadıkça cenazeyi cami-i şerif içine alarak namazını orada kılmak tenzihen mekruhtur. Cenaze mescidin ön tarafına konularak imam ile cemâatın bir kısmı cenaze ile beraber, bir kısmı da mescidin içinde durur, saflar da bitişik bulunursa, kılınacak namaz mekruh olmaz. Nitekim bir çok büyük camilerde âdet bu şekildedir. Bundan Mescid-i Haram, müstesnadır. Onun içinde her türlü namaz kılınır. Cenaze namazını kabristanda kılmak da münasip görülmemektedir. 571- Cenaze namazında kadınlar, erkeklerin arkasında saf bağlarlar. Çünkü kadınlar için safların hayırlısı en geride bulunan saftır. Bununla beraber bir kadın, erkeğin yanında durarak cenaze namazını kılsalar, namazları bozulmaz. Zira bu mutlak bir namaz değildir. 572- Kıble tarafı araştırılıp ona göre cenaze namazı kılındıktan sonra hata edilmiş olduğu anlaşılırsa, namazı iade lazım gelir. 573- Cenaze namazı kılındıktan sonra imamın abdestsiz olduğu anlaşılırsa, namaz iade edilir. Fakat cemâatın abdestsiz bulunmuş olduğu anlaşılırsa, namaz iade edilmez. Çünkü imamın namazı sahih olunca, bununla bu namaz farzı yerine getirilmiş olur. 574- Güneşin doğması, batması ve zevale (öğleye) yaklaşması zamanında cenaze namazını kılmak mekruhtur. Bununla beraber kılınsa, iadesi lâzım gelmez, bu vakitlerde defnetnek ise, mekruh değildir. 575- Gıyabi cenaze namazı kılmak caiz değildir. Çünkü kıble tarafında sapma meydana gelir. Meselâ ölü, doğu tarafında olsa, namaz da kıbleye yönelince ölü, arka tarafta kalır, ölü tarafına dönülünce de kıble, arka tarafta kalmış olur. (Mâlikilere göre de gıyabi cenaze namazı kılınmaz. Fakat Şafiilere göre gıyabi cenaze namazı kılınabilir. Nitekim Resûl-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V), Necaşi'nin namazını bu şekilde kılmıştı. Buna cevaben deniliyor ki: Bu, Resul-ü Efham Hazretleri'ne mahsustur, onun için (bir mucize eseri olarak) yerler derlenip toplanarak Necaşi'nin Peygamber Efendimiz (S.A.V)in huzuruna gelmiş olması mümkündür. (Hanbelîlere göre de aradan bir aydan fazla bir müddet geçmemiş olunca, gıyabi cenaze namazı kılınabilir.) 576- Namazı kılınmadan defnedilip üzerine toprak atılmış olan bir cenazenin şişip dağılmamış olduğuna dair kuvvetli bir kanaat mevcut olunca, hakkını ödemek için kabri üzerine namazı kılınır. Hatta yıkanmadan defnedilmiş olsa bile. Fakat dağıldığına dair kuvvetli bir zan mevcut olunca, artık namazı kılınamaz. Dağılıp dağılmama hususunda kuvvetli zanna itibar olunur. (Cenaze namazını kılmanın farz olmasıicmaile sabittir. Bu icmanın senedi de Kur'an'ın Kerim'in " ﻭَﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ = ve onlara dua et (cenaze namazını kıl)" {(): Tevbe suresi: 103} emri ile Rasulullah (S.A.V)'infiilî sünneti,yani bizzat cenaze namazını kılması ve kıldırmasıdır. Mâlikî fıkıh alimlerinden Aliy-y'ül-Âdevî, haşiyesinde diyor ki: "Cenaze namazının Mekke-i Mükerreme'de mi, yoksa Medine-i Münevvere'de mi meşru kılınmış olduğunda bazı fıkıh alimleri tereddüt etmiştir. Bazı hâdis-i şeriflere göre Medine-i Münevvere'de meşru kılındığı anlaşılmaktadır." Gerçi Resulü Ekrem (S.A.V)'in Medine-i Münevvere'de Ber'a ibn-i Ma'rur (R.Anh)'ın kabrini ziyaret ederek üzerine ilk cenaze namazını kılmış olduğu rivayet olunmaktadır.) 577- Diri olarak doğduğu bilinen veya ekserisi diri olarak çıkan bir çocuk yıkanıp namazı kılınır. Böyle olmayınca yalnız yıkanır, üzerine namaz kılınmaz. 578- Bir ölü yıkanmadan veya unutularak yalnız bir uzvu yıkanmadan kefene sarılacak olsa, kefen açılır, yıkanması tamamlanır, üzerine namaz kılınmış ise, iade edilir. Kabre konulup da üzerine henüz toprak atılmamış olduğu takdirde de hüküm böyledir. Fakat toprak atılmış bulunursa, artık kabirden çıkarılması haramdır. Yıkanılması düşer, yalnız kabri üzerine tekrar namaz kılınır. En sahih olan budur. Kefensiz olarak kabre konulmuş olduğu halde de artık kabri açılmaz. 579- İntihar edenin cenaze namazı kılınır. İmam Ebu Yusuf'a göre intihar hata ile veya şiddetli bir ağrıdan dolayı olmadıkça, intihar edenin cenaze namazı kılınmaz. 580- Anasını veya babasını haksız yere kasten öldüren kimsenin cenaze namazı kılınmaz. 581- Savaş halinde öldürülmüş olan isyancılar ve yol kesiciler yıkanmaz ve üzerlerine namaz kılınmaz. Fakat savaş bertaraf olduktan sonra öldürüldükleri takdirde yıkanırlar, namazları da kılınır.Recm{(): Evli veya dul kimsenin zina yapması halinde kendilerine uygulanan dini ceza.} veyakısasyolu ile öldürülenlerin de yıkanıp namazları kılınır. 582- İrtidat ettiği (dinden çıktığı)ndan dolayı öldürülen bir şahsın namazı kılınamayacağı gibi, cesedi de ne İslâm kabristanına, ne de döndüğü din kabristanına defnedilir. Bilakis boş bir yerde kazılacak bir çukura gömülür. 583- Bir müslümanın nikâhında bulunan ehli kitap bir kadın, gebe olduğu halde vefat etse, namazı kılınmaz, bunda icma vardır. Kabrine gelince onun için ayrıca bir kabir yapmak daha ihtiyatlıdır. Bir görüşe göre çocuğa tabi olarak İslâm kabristanına defnedilir. Diğer bir görüşe göre de çocuk henüz ondan bir parça bulunduğu için, ona tâbi olmayıp kendi dinine ait bir kabristana defnedilir. 584- Müslümanlar ile gayrimüslimlerin cenazeleri birbirine karışık bir halde bulunsa bakılır; eğer müslümanlara mahsus bir alâmet var ise, ona göre amel olunur. Bir alâmet bulunmadığı takdirde ise, hepsi yıkanır ve müslümanlara niyet edilerek hepsinin üzerine namaz kılınır. Fakat gayrimüslimler çok bulunursa yalnız yıkanırlar, hiçbirinin üzerine namaz kılınmaz. Çünkü çoğunluk için verilen hüküm hepsi için geçerli olur. Müsavi görüldükleri takdirde ise, bir görüşe göre üzerlerine namaz kılınır, bir görüşe göre kılınmaz. Defnedilmelerine gelince, bunda da ihtilâf vardır, bir rivayete göre bunlar ayrıca bir kabristana defnedilirler, kabirleri yükseltilmez, düzletilir. 585- Meçhul bir kimse, İslâm yurdunda öldürülmüş bir halde bulunsa bakılır; eğer bir alâmet var ise, ona göre amel olunur, yok ise, sahih olan bir görüşe göre İslâm yurduna tabi kılınmakla yıkanıp üzerine namaz kılınır. Nitekim dar-ı harpte bulunan bir ölü de İslâmiyet'ine dair bir alâmet bulunmayınca, bulunduğu yere tabi olarak gayrimüslim sayılır. 586- Cenaze namazını kıldıracak imamın, akıllı olması şarttır. Diğer namazları bozan şeyler, cenaze namazını da bozar. 587- "Ölünün alnına veya sargısına veya kefenine ahidname, yani kendisinin iman üzerine, ahdi ezelî üzerine sabit bulunmuş olduğuna dair bazı mukaddes kelimeler yazılması takdirinde ALLAH Teâlâ'nın mağfiretine nail olacağı umulur" denilmiştir. Fakat bu mübarek kelimelerin, meselâ Kelime-i Tevhid'in kabir içinde kalıp daha sonra çiğnenmesi veya cenazeden akacak sıvılar içinde kalması muhtemeldir. Bu sebeple bunun sakıncalı olduğu dikkate alınmaktadır. Ölünün yıkanmasından sonra, kefenlenmesinden evvel alnına mürekkeple değil, yalnız şahadet parmağı ile: ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ = Bismillahirrahmanirahim" göğsü üzerine de: " ﻻﺎ ِﻟٰﻪَ ِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ = La ilahe illALLAH" yazılması daha uygun görülmüştür.