Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Hutbe-i Şâmiye

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.999

Bu Hutbe-i Şâmiye eseri, 1911 yılı baharında Üstad Bediüzzaman Said-i Nursî Hazretleri otuzbeş yaşlarında iken Şam'da, Şam ülemasının ısrarı üzerine Câmi-i Emevî'de irad ettiği bir hutbedir. Aynı sene içinde İstanbul'da 1. baskısı, 2. tab'ı da 1912'de yapılmıştır. Bilâhere müellifi Bediüzzaman Said-i Nursî tarafından 1951'de Türkçeye tercüme edilerek neşredilmiştir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 265) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbirşey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَٓﺍﺋِﻤًﺎ Allah'ın selâmı rahmeti ve bereketi ebediyyen üzerinize olsun. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 266) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﻻﺎ ﺗَﻘْﻨَﻄُﻮﺍ ﻣِﻦْ ﺭَﺣْﻤَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Yani, "Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz." Hem hadsiz salât ve selâm ol Peygamberimiz Muhammed Mustafa Aleyhissalâtü Vesselâm üzerine olsun ki, demiş: ﺟِﺌْﺖُ ِﻻﺎﺗَﻤِّﻢَ ﻣَﻜَﺎﺭِﻡَ ﺍﻻﺎَﺧْﻼﺎﻕِ Yani, "Benim insanlara Cenâb-ı Hak tarafından bi'setim ve gelmemin ehemmiyetli bir hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır." (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 376) ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﻛﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ﺧَﻠَﻘَﻪُ O (Allah) ki, yarattığı herşeyi çok güzel yaptı. (Secde Sûresi, 32:7) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 379) ﻻﺎ ﺗَﻘْﻨَﻄُﻮﺍ ﻣِﻦْ ﺭَﺣْﻤَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz. (Zümer Sûresi, 39:53) ﻣَﺎ ﻻﺎ ﻳُﺪْﺭَﻙُ ﻛُﻠُّﻪُ ﻻﺎ ﻳُﺘْﺮَﻙُ ﻛُﻠُّﻪُ Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez. ﺍَﻧَﺎ ﻋِﻨْﺪَ ﻇَﻦِّ ﻋَﺒْﺪِﻯ ﺑِﻰ Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim). (Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 380) ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﻭَ ﺍﻟﺴِّﻴَﺎﺳَﺔِ Şeytan ve siyasetten Allah'a sığınırım. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 382) ﺍِﻣَّﺎ ﺍﻟﺼِّﺪْﻕُ ﻭَﺍِﻣَّﺎ ﺍﻟﺴُّﻜُﻮﺕُ Ya doğruyu söylemek, ya da sükût etmek. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 386) ﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻫِﻤَّﺘُﻪُ ﻧَﻔْﺴُﻪُ ﻓَﻠَﻴْﺲَ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥِ ِﻻﺎﻧَّﻪُ ﻣَﺪَﻧِﻰٌّ ﺑِﺎﻟﻄَّﺒْﻊِ Yani, "Kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil. Çünkü, insanın fıtratı medenîdir." (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 387) ﻭَ ﺍَﻣْﺮُﻫُﻢْ ﺷُﻮﺭٰﻯ ﺑَﻴْﻨَﻬُﻢْ Onların yönetimi, aralarında yaptıkları istişare iledir. (Şûrâ Sûresi, 42: 38) ﺍَﻥْ ﻻﺎ ﻳُﺬَﻟِّﻞَ ﻭَ ﻻﺎ ﻳَﺘَﺬَﻟَّﻞَ ﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﺒْﺪًﺍ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻻﺎ ﻳَﻜُﻮﻥُ ﻋَﺒْﺪًﺍ ﻟِﻠْﻌِﺒَﺎﺩِ ﻻﺎ ﻳَﺠْﻌَﻞْ ﺑَﻌْﻀُﻜُﻢْ ﺑَﻌْﻀًﺎ ﺍَﺭْﺑَﺎﺑًﺎ ﻣِﻦْ ﺩُﻭﻥِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻧَﻌَﻢْ ﺍَﻟْﺤُﺮِّﻳَّﺔُ ﺍﻟﺸَّﺮْﻋِﻴَّﺔُ ﻋَﻄِﻴَّﺔُ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ "Yani: İman bunu iktiza ediyor ki; tahakküm ve istibdad ile başkasını tezlil etmemek, zillete düşürmemek; ve zalimlere tezellül etmemek. Allah'a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz. Birbirinize -Allah'tan başka- kendinize Rab yapmayınız!... Yani Allah'ı tanımayan; her şeye, herkese nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder. Evet hürriyet-i şer'iye; Cenab-ı Hakk'ın Rahman, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır." ﻓَﻠْﻴَﺤْﻴَﺎ ﺍﻟﺼِّﺪْﻕُ ﻭَﻻﺎ ﻋَﺎﺵَ ﺍﻟْﻴَﺎْﺱُ ﻓَﻠْﺘَﺪُﻭﻡِ ﺍﻟْﻤُﺤَﺒَّﺔُ ﻭَﻟْﺘَﻘْﻮَﻯ ﺍﻟﺸُّﻮﺭٰﻯ ﻭَﺍﻟْﻤَﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﻦِ ﺍﺗَّﺒَﻊَ ﺍﻟْﻬَﻮٰﻯ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﻦِ ﺍﺗَّﺒَﻊَ ﺍﻟْﻬُﺪٰﻯ Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itâb ve nefret, hevâ hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, hüdâya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 389) ﺗﺸﺨﻴﺺ ﺍﻟﻌﻠّﺔ