Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Dördüncü Bâb'ın İkinci Faslı

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.405

Ekser aktâbın ve bilhâssa Gavs-ı Geylânî'nin her sabâh virdlerinin fâtihası hükmünde beş altı satır temcîd ve ta'zîm, benim için uzun bir silsile-i tefekkürün çekirdeği hükmüne geçip, doksan dokuz mertebe-i ma'rifet ve tevhîde işâret nev'inden bir sünbül-i ma'nevî vermiş. O doksan dokuz mertebesinden yetmiş dokuz mertebesi burada zikredildi. O işârâtın herbir fıkrasında iki cihetle Zât-ı Akdes'e bakar. Biri, hâzır ve meşhûd vaz'iyetiyle şehâdet eder, ma'nâsıyla ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ta'bîriyle ifâde ediliyor ve emsâllerinin birbiri arkasından gelip geçmesinden tezâhür eden silsilenin işâretine ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ diye delâlet eder ma'nâsında ifâde edilmiştir. İşte ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ ﺍَﺻْﺒَﺤْﻨَﺎ ﴾٩١﴿ ﻭَ ﺍَﺻْﺒَﺢَ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻜِﺒْﺮِﻳَﺎﺀُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ 19 ﺍَﺻْﺒَﺤْﻨَﺎ Biz sabâha girdik. Bu sabâhın mülkü de Allâh'a şâhiddir. Bu bâbda iki nükte var. Birinci Nükte şudur ki:Her şey hâl-i hâzır vücûduyla Cenâb-ı Hakk'ın vücûduna ve vahdetine şehâdet ettikleri gibi muntazaman tebeddül edip arkalarındaki emsâllerine yer vermek için gitmesiyle bir teceddüd sûreti altında azîm bir silsileyi göstermekle Cenâb-ı Hakk'ın vücûb ve vahdâniyetine delîl demektir. Elhâsıl:ﺷَﻬِﻴﺪٌ fıkrasıyla hâl-i hâzır vücûdunu ve ﺩَﻟِﻴﻞٌ cümlesiyle de gelip geçen emsâllerinin terkîbinden teşekkül eden silsilesini gösterir. İkinci Nükte:Kâide-i nahviye ile ﺍﻻﺎٰﻻﺎﺀُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪَﺓٌ demek lâzım gelirken, ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ deniliyor. Çünki herbir ﺍٰﻻﺎﺀ tek başıyla bir şâhiddir. ﺷَﻬِﻴﺪٌ müzekker lafzıyla herbir ferd şehâdet eder ma'nâsını ifâde ediyor. Eğer ﺷَﻬِﻴﺪَﺓٌ dese idi, cemâatin ma'nâsını ifâde ederdi. Meselâ: ﻭَﺍﻟﺮُّﺑُﻮﺑِﻴَّﺔُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ deniliyor. Çünki, rubûbiyetten murâd Cenâb-ı Hakk'ın rubûbiyetiyle ettiği terbiyeler ve tedbîrler şehâdet ediyor demektir. Nefs-i rubûbiyet görünmüyor. Fakat onun eseri olan terbiyeler ve tedbîrler görünüyor ki görünen şeyleri şâhid yapmak için ﺷَﻬِﻴﺪٌ denilmiş. Eğer ﺷَﻬِﻴﺪَﺓٌ denilse idi, doğrudan doğruya rubûbiyete râci' olurdu. ﺍ ﺍِﻥَّ ﺭَﺣْﻤَﺖَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻗَﺮِﻳﺐٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﺤْﺴِﻨِﻴﻦَ âyetinin dahi ﺭَﺣْﻤَﺖَ müennes iken ﻗَﺮِﻳﺒَﺔٌ denmeyip ﻗَﺮِﻳﺐٌ denmesinin nüktesi, güneş hükmündeki âlî, küllî rahmetin yakınlığını ifâde etmekten ziyâde, o güneşin şuâ'ları olan husûsî ihsânlar murâd edildiğinden herbir muhsine yakın bir ihsân görülür. İhsân lafzı ise müzekkerdir. Onun hakkı ﻗَﺮِﻳﺐٌ dür. Hem Cenâb-ı Hakk'ın muhsinlere rahmetiyle karîb olduğunu ifâde içindir ki ﻗَﺮِﻳﺒَﺔٌ denilmedi. ﻭَ ﺍﻟْﻌَﻈَﻤَﺔُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻬَﻴْﺒَﺔُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻘُﻮَّﺓُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻘُﺪْﺭَﺓُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻻﺎٰﻻﺎﺀُ ﴾٠٢﴿ ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ﴾١٢﴿ ٭ ﻭَ ﺍﻻﺎِﻧْﻌَﺎﻡُ ﺍﻟﺪَّﺍﺋِﻢُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻬَﺎﺀُ ﴾٢٢﴿ ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻝُ ﺍﻟﺴَّﺮْﻣَﺪُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻝُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﻈَﻤُﻮﺕُ ﴾٣٢﴿ ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﺒَﺮُﻭﺕُ ﴾٤٢﴿ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺮُّﺑُﻮﺑِﻴَّﺔُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻻﺎُﻟُﻮﻫِﻴَّﺔُ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻠْﻄَﻨَﺔُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺟُﻨُﻮﺩُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻗْﻀِﻴَﺔُ ﴾٥٢﴿ ﺣﻜﻴﻢ ﻭﺟﻮﺩﻳﻨﻪ ﺷﻬﺎﺩﺕ ﺍﻳﺘﺪﻛﻠﺮﻯ ﺑﻰ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻘْﺪِﻳﺮُ ﴾٦٢﴿ 20 ﺍﻻﺎٰﻻﺎﺀُ Ni'met. 21 Bunun emsâlinde ﺷَﻬِﻴﺪَﺓٌ lâzım gelirken müzekker lafzı bulunması, ﺍِﻥَّ ﺭَﺣْﻤَﺖَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻗَﺮِﻳﺐٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﺤْﺴِﻨِﻴﻦَ deki ﻗَﺮِﻳﺒَﺔٌ yerine ﻗَﺮِﻳﺐٌ deki nükte içindir. Bazı yerde cemâat gelse de ﻛﻞِّ ﻭﺍﺣﺪ murâd olduğundan müzekker lafzı olan ﺷَﻬِﻴﺪٌ zikredilmiştir. 22 ﺍَﻟْﺒَﻬَﺎﺀُ Hüsün demektir. 23 ﻭَﺍﻟْﻌَﻈَﻤُﻮﺕُ Mübâlağalı azamet. 24 ﺍَﻟْﺠَﺒَﺮُﻭﺕُ Azamûtun daha bâtını ve daha dâimîsi 25 ﺍﻻﺎَ ﻗْﻀِﻴَﺔُ ﺓ Hâl-i hâzır ve cüz'iyâtın mahsûs ve muntazam mikdârları Fâtır-ı Hakîm'in vücûduna şehâdet ettikleri gibi.. 26 ﺍَﻟﺘَّﻘْﺪِﻳﺮُ Küllî şeylerin ve cüz'iyâtın zevâliyle başka bir takdîrin ve muntazam bir mikdârın tezâhürü yine o Fâtır-ı Hakîm'in vücûduna delâlet eder. Âdetâ hayâttaki intizâmât-ı kazâiye şehâdet ve hayât ve mevtin münâvebeleri içinde tecellî-i kader ve muntazamâne takdîr, ihyâ ve imâteye delâlet ediyor, demektir. Meselâ terbiye: Vücûdunu şerâiti dâhilinde idâre etmek ve tedbîr onu değiştirmek olup herbiri ayrı ayrı delâlet eder. Sair fıkralar buna kıyas edilsin.. ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺮْﺑِﻴَﺔُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﺑِﻴﺮُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺼْﻮِﻳﺮُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻨْﻈِﻴﻢُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺰْﻳِﻴﻦُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻮْﺯِﻳﻦُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻻﺎِﺗِّﻘَﺎﻥُ ﴾٧٢﴿ ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺠُﻮﺩُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻻﺎِﻳﺠَﺎﺩُ ﺍﻟﺪَّﺍﺋِﻢُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﺤُﻜْﻢُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻣْﺮُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺤَﺎﺳِﻦُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﻠَّﻄَﺎﺋِﻒُ ﴾٨٢﴿ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺤَﺎﻣِﺪُ ﴾٩٢﴿ ﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺪَﺍﺋِﺢُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻌِﺒَﺎﺩَﺍﺕُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻻﺎﺕُ ﴾٠٣﴿ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﴾١٣﴿ 27 ﺍﻻﺎِﺗِّﻘَﺎﻥُ Ehemmiyetli ve san'atlı yapılmasıdır. 28 Görünen mehâsinin zevâliyle ma'nevî ve misâlî sûretlerinin letâifi irâde edilmiştir. Veyâhûd o gelip geçen silsilenin mehâsini murâddır. 29 ﻣَﺤَﺎﻣِﺪْ Hâzır hamdleri murâd edip, medâih-i dâimiye ve sâbit senâlardır ki, gûyâ hâzır hamdlerin mâzî ve müstakbeli ihâta eden silsile-i emsâlinden tezâhür eden senâlardır. 30 Kemâlât; ma'bûdiyeti iktizâ eden kemâlât demektir. Yani âbidler ibâdetleriyle gitse de ma'bûdiyeti istilzâm eden kemâlât bâkîdirler. Bütün gelen silsileleri geçenlerin yerlerine ibâdete sevk eder. 31 ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ Yani bütün zîhayâtlar âsâr-ı hayâtlarını muntazaman murâd-ı İlâhî dâiresinde gösterdikleri cihetle Sâni'-i Zülcelâllerinin san'atını alkışlıyorlar. Nasıl ki bir zât hârika bir makine yapsa o makinenin başında bir fonoğraf bir fotoğraf gibi ayrı ayrı kendi kendine işler, konuşur, yazar, muhâbere eder cihâzât bulunsa, o adamın istediği tarzda işlese, netîcelerini güzelce verse, o makineye bakan nasılki o zâtı mâşâallâhlarla ve bârekallâhlarla alkışlar, ma'nevî hediyeler verir. Aynen o makine de ondan maksûd olan netîceleri, eserleri mükemmel izhâr etmekle o cihâzâtın lisân-ı hâliyle san'atkârını takdîrler ve tahsînlerle ve ma'nen mâşâallâhlarla tebrîk edip alkışlar ve tahiyyeler ve hediyeler verir. İşte bütün zîhayâtın herbirisi başında pek çok muhtelif fonoğraflar ve fotoğraflar ve telgraf ve telefon makineleri gibi çok makineler var. Onlar hilkatlerindeki netâici ve maksadları nihâyet derecede mükemmel gösterdiklerinden hayâtlarının tezâhürâtıyla tahiyyât ta'bîr edilen ma'nevî alkışlar hediyeler, tebrîkler ve tahsînlerle Sâni'-i Zülcelâl'in tesbîhâtını hem kemâlât-ı san'atını i'lân ediyorlar, demektir. Biz ise ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎ ﺕُ demekle kendi lisânımızla o tahiyyâtları yâd edip kendi hesâbımıza dergâh-ı İlâhîyeye takdîm ederiz. Zâten lisân o makinelerden birisidir ve ondan matlûb netîcelerden birincisi bu tercümânlıktır. ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﺮَﻛَﺎﺕُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺕُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺨَﻮَﺍﺭِﻕُ ﺍﻟْﻤَﺎﺿِﻴَﺔُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻌْﺠِﺰَﺍﺕُ ﺍﻻﺎٰﺗِﻴَﺔُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺸُّﻤُﻮﺱُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻗْﻤَﺎﺭُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻴَّﺎﺭَﺍﺕُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻮُّ ﺑِﺘَﺼَﺮُّﻓَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺍَﻣْﻄَﺎﺭِﻩِ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻳﻌﻨﻰ ﴾ﻭَ ﺍﻟْﻘُﺪْﺭَﺓُ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮَﺓُ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔُ ﺍﻟْﺒَﺎﻫِﺮَﺓُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَﺍﻟﺼَّﻨْﻌَﺔُ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﺍﻟﺼِّﺒْﻐَﺔُ ﺍﻟْﻤُﺘَﺰَﻳِّﻨَﺔُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﺍﻟﻨِّﻌْﻤَﺔُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﻮِّﻋَﺔُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻌَﺔُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ﴿ ﻭَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺑِﺎُﻟُﻮﻑِ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﻣُﺤَﻤَّﺪٌ ﺑِﺎٰﻻﺎﻑِ ﻣُﻌْﺠِﺰَﺍﺗِﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟْﺒِﺤَﺎﺭُ ﺑِﻌَﺠَﺎﺋِﺒِﻬَﺎ ﻭَ ﻏَﺮَﺍﺋِﺒِﻬَﺎ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎﺗَﺎﺕُ ﺑِﺎَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﺑِﺎَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﺑِﺎَﺛْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻳﻌﻨﻰ ﴾ﻓَﺎﻟﻨَّﺒَﺎﺗَﺎﺕُ ﺍﻟْﻤُﺘَﺰَﻳِّﻨَﺎﺕُ ﺍﻟْﻤُﺘَﺰَﻫِّﺮَﺍﺕُ ﺍﻟْﻤُﺜْﻤِﺮَﺍﺕُ ﺍﻟْﻤُﺴَﺒِّﺤَﺎﺕُ ﺑِﺎَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﺎﻣِﺪَﺍﺕُ ﺑِﺎَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻜَﺒِّﺮَﺍﺕُ ﺑِﺎَﺛْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ﴿ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺷْﺠَﺎﺭُ ﺑِﺎَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺴَﺒِّﺤَﺎﺕِ ﻭَ ﺍَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﺤَﺎﻣِﺪَﺍﺕِ ﻭَ ﺍَﺛْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﻤُﻜَﺒِّﺮَﺍﺕِ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻴْﻮَﺍﻧَﺎﺕُ ﺍﻟْﻤُﻜَﺒِّﺮَﺍﺕُ ﻭَ ﺍﻟْﺤُﻮَﻳْﻨَﺎﺕُ ﺍﻟْﻤُﺴَﺒِّﺤَﺎﺕُ ﻭَ ﺍﻟﻄُّﻮَﻳْﺮَﺍﺕُ ﺍﻟْﺤَﺎﻣِﺪَﺍﺕُ ﻭَ ﺍﻟﻄُّﻴُﻮﺭَﺍﺕُ ﺍﻟﺼَّﺎﻓَّﺔُ ﺍﻟْﻤُﻬَﻠِّﻼﺎﺕُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻻﺎِﻧﺲُ ﻭَ ﺍﻟْﺠِﻦُّ ﺑِﻌِﺒَﺎﺩَﺍﺗِﻬِﻢْ ﻭَ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗِﻬِﻢْ ﻓِﻰ ﻣَﺴْﺠِﺪِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬِﻴﺪٌ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻠَﻚُ ﻭَ ﺍﻟﺮُّﻭﺡُ ﻓِﻰ ﻣَﺴْﺠِﺪِ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻢِ ﺑِﺘَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺗِﻬِﻢْ ﻭَ ﻋِﺒَﺎﺩَﺍﺗِﻬِﻢْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺩَﻟِﻴﻞٌ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﻨْﻌَﺔ ُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺎﻟْﻤَﺪْﺡُ ﻟﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺼِّﺒْﻐَﺔ ُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺎﻟﺜَّﻨَﺎﺀُ ﻟﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟﻨِّﻌْﻤَﺔُ ﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺎﻟﺸُّﻜْﺮُ ﻟﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺔُ ﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺎﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ٭ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla Biz sabâha girdik. Mülk Allâh'a şâhid ve Kibriyâ Allâh'a delîldir. Azamet Allâh'a şâhid ve heybet Allâh'a delîldir. Kuvvet Allâh'a şâhid ve Kudret Allâh'a delîldir. Ni'metler Allâh'a şâhid ve dâimî in'âmlar Allâh'a delîldir. Güzellik Allâh'a şâhid ve Cemâl-i sermedî Allâh'a delîldir. Celâl Allâh'a şâhid ve Kemâl Allâh'a delîldir. Azamût Allâh'a şâhid ve Ceberût Allâh'a delîldir. Rubûbiyet Allâh'a şâhid ve Ulûhiyet-i Mutlaka Allâh'a delîldir. Saltanat Allâh'a şâhid ve Göklerin ve yerin orduları Allâh'a delîldir. Kazâlar Allâh'a şâhid ve Takdîr Allâh'a delîldir. Terbiye Allâh'a şâhid ve Tedbîr Allâh'a delîldir. Tasvîr Allâh'a şâhid ve Tanzîm Allâh'a delîldir. Tezyîn Allâh'a şâhid ve Tevzîn Allâh'a delîldir. İtkân Allâh'a şâhid ve Vücûd Allâh'a delîldir. Halk Allâh'a şâhid ve Dâimî Îcâd Allâh'a delîldir. Hüküm Allâh'a şâhid ve Emir Allâh'a delîldir. Mehâsin Allâh'a şâhid ve Letâif Allâh'a delîldir. Mehâmid Allâh'a şâhid ve Medâih Allâh'a delîldir. İbâdât Allâh'a şâhid ve Kemâlât Allâh'a delîldir. Tahiyyât Allâh'a şâhid ve Berekât Allâh'a delîldir. Salavât Allâh'a şâhid ve Tayyibât Allâh'a delîldir. Mahlûkât Allâh'a şâhid ve Geçmiş hârikalar Allâh'a delîldir. Mevcûdât Allâh'a şâhid ve Gelecek mu'cizeler Allâh'a delîldir. Gökler Allâh'a şâhid ve Arş Allâh'a delîldir. Güneşler Allâh'a şâhid ve Aylar Allâh'a delîldir. Yıldızlar Allâh'a şâhid ve Seyyâreler Allâh'a delîldir. Cev, tasarrûfâtı ve yağmurlarıyla Allâh'a şâhid ve yer Allâh'a delîldir. Yani, yerde zâhir olan kudret ve onda bâhir olan hikmet ve ondaki mükemmel san'at ve ondaki müzeyyen renk ve ondaki mütenevvi' ni'met ve ondaki vâsi' rahmet Allâh'a delîldir. Binler âyâtıyla Kur'ân Allâh'a şâhid ve binler mu'cizâtıyla Muhammed (asm) Allâh'a delîldir. Acâibi ve garâibiyle denizler Allâh'a şâhid ve yaprakları ve çiçekleri ve meyveleriyle nebâtât Allâh'a delîldir. Yani, yapraklarıyla tesbîh eden, çiçekleriyle hamd eden, meyveleriyle tekbîr getiren o süslü, çiçekli ve meyveli nebâtât Allâh'a delîldir. Tesbîh eden yaprakları ve hamd eden çiçekleri ve tekbîr getiren meyveleriyle ağaçlar Allâh'a şâhid ve tekbîr getiren hayvânât ve tesbîh eden huveynât ve hamd eden kuşçuklar ve saf tutup tehlîl eden kuşlar Allâh'a delîldir. Kâinât mescidindeki ibâdetleri ve salâvâtlarıyla ins ve cin Allâh'a şâhid ve tesbîhâtları ve ibâdetleriyle âlem mescidindeki melek ve rûh Allâh'a delîldir. San'at Allâh'ındır; öyleyse medih Allâh'a âiddir. Sıbgat Allâh'ındır; öyleyse Senâ Allâh'a âiddir. Ni'met Allâh'ındır; öyleyse Şükür Allâh'a âiddir. Rahmet Allâh'ındır; öyleyse Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh'a âiddir. (Osmanlıca Lem'alar sh: 717) ﺍَﻟْﺒَﺎﺏُ ﺍﻟْﺨَﺎﻣِﺲُ